Ana içeriğe geç
Sözlük

üzerine ile cümle

üzerine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Güzel, Ben görüyorum seçiyorsun, bilirsin, müslinin üzerine mısır gevreğini.Why to make it like sacrifice? What are you sacrificing?
Büyük penceresinden ışık resmin üzerine doğru düştü.The light from the big window fell right on the picture.
Bu çağın en büyük fikri üzerine isabet!You've hit on the greatest idea of the age!
O Durbar geri döndüğümde o Hindistan'da sosyal koşulları üzerine bir kitap yazdı. "She wrote a book on social conditions in India when she came back from the Durbar."
Birisi dans Hawaii danslar sürece komşularına uyku için alınamıyor başlarının üzerine.The neighbours can't get to sleep unless there's someone dancing Hawaiian dances over their heads.
"Teşekkürler müthiş, Bertie, ama üzerine sünger gidiyor değilim.""Thanks awfully, Bertie, but I'm not going to sponge on you."
Şu anda benim üzerine gittiğim faaliyet bu, ve bu hayatımın faaliyeti ve tutkusu.That's the movement at the moment I'm driving, and that's the movement and ambition of my life.
Peki.Şimdi,birçok kişinin bu konferansta insan beyninin gücü üzerine konuştuğunu duyduk.OK. We've heard a lot of people speak at this conference about the power of the human mind.
5334 m.'deki buzulların üzerine konumlandırılmıştır.This is pitched on a glacier at 17,500 feet.
En son ne zaman biri size hata üzerine hata yapma üzerine konuştu?When was the last time you heard somebody talk about failure after failure after failure?
Çocuklar rayların üzerine geri dönebildiler.The children managed to run back onto the tracks.
Program bilim ve rasyonalizm üzerine.It's about science, it's about rationalism.
Evrim üzerine olan muhteşem bir şey bu. Çocuğumuzun, en iyi olma durumunu tercih etme.That's the wonderful thing about evolution -- the predilection to believe that our child is best.
Şu ana kadar, babanın adı üzerineydi. Şimdi de Başkan'ın adı üzerine geçti.It's been in your father's name until recently, and then it was changed to the Chairman's name.
Dergi -- daha doğrusu ben dergiyi gördüğümde arka arkaya 12 sayfa üzerine basılmıştı.When the magazine -- actually, when I got the subscription -- it was 12 following pages.
Belki de bu yalnız adam kendi ölümü üzerine düşünüyordur. .But then you've got this, he's contemplating death in front of ancient tomb.
- - Şimdi buradaki araba üzerine odaklanalımAnd let's focus on this orange car, this red car over here.
Bir seferde 6 makinayı bağladığımızı tahmine ediyorum ama gelin 2 tane üzerine odaklanalım.I guess we've done up to six machines at a time, but let's just focus on two.
Bu görüşün üzerine yeni iddialar inşaa ediyorsun; görüşünün kaya gibi sağlam olduğunu sanıyorsun.You've been constructing fanciful things on top of it, relying on it to be as solid as a rock.
Eğer bir paradigma yoksa üzerine soru soramazlar.If they haven't got a paradigm they can't ask the question.
Prenses'in üzerine oynamalı ve onu Mavi Saray'ın tarafına çekmeliyiz.We need to work the princess over well and make her side with the Blue House.
İkinci şartlandırmada insanlar üzerine isimlerini yazmadılar.In the second condition, people did not write their name on it.
Fakat şimdi sizden gelen istek üzerıne bu konuda bütün bir liste işleyeceğiz.But now, because of your request, we'll do a whole playlist on this.
Bunların hepsi temelde ekonomik eşitsizlik üzerine kuruludur.These are all based primarily on economic disparity.
Şöyle diyor, "Parmağınızı her bir ışığın üzerine koyun."So it says, "Place your fingers upon each light."
Hisse fiyatının 50 TL'nin üzerine çıktığı durumda, opsiyonunuz değersiz.And if the stock goes anything above %50, it's still worthless.
Step aleti gibi çalışıyor -- üzerine çıkıp pedallara basıyorsunuz.It's powered a bit like a Stairmaster -- you pump up and down on it.
Sinema ve animasyon üzerine çok çalışıyorum ve aynı zamanda eski bir DJ ve müzisyenim.I'm working a lot with motion and animation, and also I'm an old DJ and a musician.
Bu konunun üzerine gerçekten yoğunlaşmalıyız.We really struggle to do this.
Bunun üzerine, bir dalgıç olmaya karar verdim 15 yaşındayken.So, I decided I was going to become a scuba diver at the age of 15.
Ya da kağıdın üzerine çay veya kahve dökmek...Or spill tea or coffee on the canvas.
Sanki önce aklımı çeler, ilgimi üzerine toplar ve içine alır.It kind of draws me in, I get interested and pulled into it.
Bunun üzerine bu mesajı daha da çok ayrıntılandırmaya başladık.Then we'll actually start refining that message, deeper and deeper.
Salt kişisel çıkar olmayan bir temel üzerine inşa ediyorsunuz.So you're building on something that is not pure self-interest.
Evet, burası üst manto, bunu da buraya asıl mantonun üzerine yazalım.So this is the upper mantle. Let me write on the actual mantle here.
Bunun üzerine ne yaptım?So what did I do?
Sadece bu konu üzerine bir videom var.I have a whole video on that.
Onların madde üzerine söyleyecekleri hiçbir şey yoktur.They have nothing to say on the matter at all.
Bu bilinç üzerine normal uzunlukta bir filmIt's a feature-length documentary on consciousness.
Eşitliğin ne demek olduğu üzerine gerçekten düşünmenizi istiyorum.I want you to really think about what this equality means.
Yemek üzerine TV kanalları göreceğiz ve yine evcil hayvan serverler kanalları göreceğiz.We'll see channels for the gourmet and we'll see channels for the pet lover.
Bunun üzerine kahramanımız süper hızla üzerine atılır, onu kapar ve güvenli bir yere taşır.So, our hero swoops in at super speed, grabs her, and carries her to safety.
Yani bilmiyorum hiç televizyonun fişini takma üzerine düşündünüz mü yani sadece kablo kullanarak.I don't know if any of you have ever thought about plugging a T.V. in when you use just a cord.
Giy ţunu Üzerine iţeyebileceđim biţey yok mu?Can you just get me the little strip that I pee on?
Daf-2 mutantını alıcı üzerine ... ... çizilmiş olan X ile görebilirsiniz.So in a daf-2 mutant -- you see that I have the X drawn here through the receptor.
Sadeleştirilmiş ifadelerin gerçekten ne olduğu üzerine tartışılınabilir.So it's up to debate what simplified really means.
Pekala, bu sabah yolsuzluk sorusu üzerine konuşuyorum.Okay, this morning I'm speaking on the question of corruption.
İşte, bu projeler üzerine çalışmaya başladık.So, we got started on working on those projects.
Bu üzerine belirli bir nesneyi koyduğunuzda ışıkları yanan ve müzik çalan bir kutu.This is a box that lights up and plays music when you put some things on it and not others.
Herkes bir şeyler için hayatı üzerine iddiaya giriyor.Everybody's betting their life on something.
Beyaz bir adam rayların üzerine düşüyor. Metro geliyor.The subway train is coming.
Tek yaptığım x ve y'yi x artı y üzerine ayrı ayrı dağıtmaktı. -So then I got this. And then I can distribute each of these into the sum.
Offf! Parmağımı ısırdım! Birisi şu Filipinli işçiyi tekrar atın üzerine oturtabilir mi acaba?Can someone get the Filipino employee back on that horse?
Örneğin, Dan Pink'in motivasyon üzerine konuşması, ki izlemediyseniz söyleyim oldukça iyiydi:I think they're quite nice.
- Gradyan işareti üzerine vektör işaretini koyabilirsiniz.You could put a little vector on top of that gradient sign.
Bazı uzmanlar yakın dönemde... ...kemikler ve taşlar üzerine yazdılar.Some of the earliest authors wrote on... ...bones and stones.
İnsanlar şu sorular üzerine düşünüyorlar:People are thinking about the following questions:
Onları bloklar halinde oyar ve sonra birbirleri üzerine yığarsınız, ve ağırlığı taşırlar.You carve them in blocks and then you pile them on top of one another, and they support weight.
Üzerine epey güldüğümüz bir mevzuydu.It was something we laughed at.
Bu tanımlama suyu yok sayarsak nasıl birşey ortaya çıkacağı üzerine.This is a characterization of what it would look like if you could remove the water.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod