Ana içeriğe geç
Sözlük

üzerine ile cümle

üzerine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Güneş battı, bunun üzerine paydos ettiler.The sun set, so they quit work.
Çift meşe ağacının üzerine kendi baş harflerini kazıdı.The couple carved their initials into the oak tree.
Hız sınırının üzerine geçmeyin.Don't go over the speed limit.
Annenin mezarı üzerine tükürüyorum!I spit on your mother's grave!
Paketin üzerine bir pul koy ve onu postala.Put a stamp on the parcel and post it.
Üzerine alınma!No offense!
Tom topu bunun üzerine gerçekten düşürdü.Tom really dropped the ball on this one.
Ben de kariyerim üzerine çok odaklandım.I am too focused on my career.
Birçok fotoğraf Xiaoding'in masasının üzerine yerleştirilir.Many pictures are placed on Xiaoding's desk.
Elektrikli çit üzerine işeme.Don't pee on an electric fence.
Hepsi sipariş üzerine yapıldı.It's all custom made.
Ben festivalin açıklaması üzerine odaklanacağım.I will focus on the explanation of the festival.
Bir dilim ekmek üzerine hardal sürüştürüyorum.I am spreading mustard on a slice of bread.
Modern medeniyet bilim ve eğitim üzerine kurulmuştur.Modern civilization is founded on science and education.
Komşunun kedisi süt fincanını zemin karoları üzerine döktü.The neighbor's cat spilled its cup of milk on the floor tiles.
Bu makale üzerine yorum yapmak zorundayım.I have to comment on this article.
Atlar üzerine bahse girer misin?Do you bet on horses?
Tom Bir narın nasıl yenileceği üzerine bir YouTube video izledi.Tom watched a YouTube video on how to eat a pomegranate.
Tüm yönetim uzlaşma ve takas üzerine kurulmuştur.All government is founded on compromise and barter.
Seçenekler üzerine tekrar gidin.Go over the choices again.
Tom bisiklet kaskını çıkardı ve onu masanın üzerine koydu.Tom took off his bicycle helmet and put it on the table.
Tom cam kırıklarının üzerine bastı.Tom stepped on some broken glass.
Tom bir parça kağıt üzerine bir şey karaladı.Tom scribbled something on a piece of paper.
O onun üzerine bir hamle yaptı.He made a move on her.
O, içkisini tüm elbisemin üzerine döktü.She spilled her drink all over my dress.
O, içkisini tüm smokinimin üzerine döktü.She spilled her drink all over my tuxedo.
Bunun üzerine bir fiyat koyamazsın.You can't put a price on that.
Tom atlar üzerine bahis oynar.Tom bets on horses.
O sadece üzerine bir havlu duştan çıktı.She came out of the shower with only a towel on.
Onun üzerine bir kez daha gidelim.Let's go over it again.
Bunun üzerine bahse girmek ister misin?Do you want to bet on that?
Sadece bir kez daha bunun üzerine gitmek istiyorum.I just want to go over this one more time.
Daha ayrıntılı olarak bunun üzerine tekrar gitmek istiyorum.I want to go over it again in more detail.
Yasa dışı ticaret üzerine sert önlemler almak zorundayız.We have to crack down on illegal trading.
Üzerine alınma.Don't take it amiss!
Neden üzerine almıyorsun?Why don't you take over?
O hasta oldu ve onlar onu bir bankın üzerine yatırdı.He became sick and they laid him on a bench.
O bir baston üzerine yaslanıyor.He's leaning on a cane.
Ani bir dürtü üzerine, memleketime geri döndüm.On a sudden impulse, I returned to my home town.
Çantaları dikkatle rafın üzerine koyun.Put the suitcases carefully on the rack.
Dikkatleri üzerine çekme.Don't draw attention to yourself.
Ben kaybetme üzerine planlamam.I don't plan on losing.
Tom'un isteği üzerine geldim.I came at Tom's request.
O, porselen üzerine bir kitap yazdı.He wrote a book on porcelain.
Bunun üzerine baklayı ağzından çıkardı.Thereupon he let the cat out of the bag.
Kedi masum kuş üzerine sinsice yaklaştı.The cat sneaked up on the unsuspecting bird.
Duvarın üzerine tırmanmak zorundaydım.I had to climb over the wall.
O, feodalizm üzerine bir makale yazdı.She wrote a paper on feudalism.
Yeni politika üzerine kararlar alıyorlar.They make decisions on new policy.
O, nükleer enerjini kötülükleri üzerine bir saatten daha fazla nutuk çekti.He held forth for more than an hour on the evils of nuclear power.
Bardağı masanın üzerine koy!Put the glass on the table!
Ciddi misin? Bana başının üzerine düşmüşsün gibi görünüyor.Are you serious? It seems to me that you've fallen on your head.
Tom Mary'nin cesedinin üzerine eğildi.Tom bent over Mary's corpse.
Başka bir gerçek üzerine de kafa yoruyorum.I reflect also on another fact.
O bir kalem aldı ve bir kağıt parçası üzerine çizmeye başladı.She took a pencil and began drawing on a piece of paper.
Biz bunun üzerine konuşabilir miyiz?Can we talk this over?
Tom başka bir belge çıkardı ve masanın üzerine koydu.Tom pulled out another document and laid it on the table.
Tüm defter kapaklarımın üzerine adımı yazdım.I wrote my name on the cover of all my notebooks.
Tom, bıçağı mutfak masasının üzerine koydu.Tom put the knife down on the kitchen table.
Tom, bıçağı mutfak masasının üzerine bıraktı.Tom put the knife down on the kitchen table.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod