Ana içeriğe geç
Sözlük

üzerine ile cümle

üzerine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
O çarşafları yatağın üzerine koydu.She put sheets on her bed.
Kağıtları masanın üzerine koydu.She laid the paper out on the table.
Pencerenin üzerine bir perde astı.She hung a curtain over the window.
O, gürültünün girmesini engellemek için ellerini onun kulağının üzerine koydu.She put her hands over her ears to shut out the noise.
Oğlunun ölümü üzerine ağladı.She wept over her son's death.
Adının baş harflerini beyaz bir mendilin üzerine işledi.She embroidered her initials on a white handkerchief.
İsminin baş harflerini beyaz bir mendilin üzerine işledi.She embroidered her initials on a white handkerchief.
O, onun üzerine bir battaniye koydu.She laid a blanket over him.
Onun ölümü üzerine timsah gözyaşları döktü.She shed crocodile tears over his death.
Uçak şehrin üzerine bombalar bıraktı.The plane dropped bombs on the city.
Babasının emekliliği üzerine işi devraldı.On his father's retirement he took over the business.
Zarfın üzerine bir pul koymak zorundayım.I have to put a stamp on the envelope.
Zarfın üzerine bir pul yapıştırın.Stick a stamp on the envelope.
Alacakaranlık çöl üzerine düştü.Dusk fell over the desert.
Akşam yemeği masanın üzerine konuldu.Supper was laid out on the table.
Bu noktada, bu sorun üzerine yorum yapamam.At this point, I'm unable to comment on that problem.
Meyve bahçesi uzmanı bir elma tomurcuğunu kök gövde üzerine aşıladı.The orchardist grafted an apple bud onto the rootstock.
Soğuk bir yağmur, şehrin üzerine düştü.A cold rain fell over the city.
Gece dolunay çatının üzerine düştüğünde, tüm çiftçiler uyanır.When the full moon falls down on the roof at night, all the farmers are woken up.
Toplumsal düzen doğadan gelmez. Gelenekler üzerine kurulmuştur.Social order does not come from nature. It is founded on customs.
Yağmur ormanın üzerine sessizce düştü.The rain fell soundlessly upon the jungle.
O yaklaştı ve dizlerinin üzerine düştü.He approached and fell on his knees.
Benim için bu kağıt üzerine bir eskizini çizebilir misin lütfen?Can you sketch it for me on this piece of paper please?
Hızlı kahverengi tilki tembel köpeğin üzerine atlar.The quick brown fox jumps over the lazy dog.
Ebeveynler çocuklarını dürüstlük ve sıkı çalışmanın önemi üzerine etkilemeye çalışıyorlar.Parents try to impress upon their children the importance of honesty and hard work.
O kuşların nasıl uçtuğu üzerine çalışma yaptı.He studied how birds flew.
O kuşların uçma şekli üzerine eğitim yaptı.He studied the way birds fly.
Para üzerine inşa edilmiş ilişkiler para bittiğinde sona erecektir.Relationships built on money will end when the money runs out.
Biz plan üzerine onunla konuştuk.We talked the plan over with him.
Yağmur şehrin üzerine usul usul dökülüyor.It rains softly on the city.
Bir kesik kanıyorsa, üzerine baskı uygula.If a cut is bleeding, put pressure on it.
Gökdelen sağlam bir temel üzerine inşa edildi.The skyscraper was built on a solid foundation.
Stuart bana üzerine bir adres yazılmış bir kağıt parçası uzattı.Stuart handed me a piece of paper with an address written on it.
Tamam. Bunun üzerine ne tavsiye etmek istersin?OK, what would you like advice on?
Gökkubbe onun üzerine düşmesin.May the firmament not fall upon him.
Doktorlar onun üzerine eğilirken, o izledi.He watched as the doctors bent over her.
O beyaz mendil üzerine kendi baş harflerini işledi.She embroidered her own initials on the white handkerchief.
Kızının ölümü üzerine ağladı.He wept over his daughter's death.
O bir el arabası üzerine tökezledi.She stumbled over a wheelbarrow.
Kabuki üzerine olan o kitap pahalı olabilir.That book on kabuki might be expensive.
Tom ateşin üzerine bir kütük daha attı.Tom tossed another log on the fire.
Tom tostun üzerine biraz şeker serpti.Tom sprinkled some sugar on the toast.
Tom kendini uyandırmak için kendi üzerine soğuk su döktü.Tom poured cold water over himself to wake himself up.
Tom'un bir şey üzerine konsantre olma sorunu var.Tom has trouble concentrating on one thing.
Tom çitin üzerine tırmandı.Tom climbed over the fence.
Tom Mary adresini istedi ve onu bir parça kâğıt üzerine not etti.Tom asked for Mary's address and wrote it down on a piece of scrap paper.
Tom ve Mary her ikisi de zemin üzerine bağdaş kurmuş oturuyordu.Tom and Mary were both sitting cross-legged on the floor.
Tom genellikle sosisli sandviçlerinin üzerine hardal ve ketçap koyar.Tom usually puts mustard and ketchup on his hot dogs.
Tom, anahtarlarını masanın üzerine bıraktı.Tom left his keys on the table.
Tom bütün takımlarını sipariş üzerine yaptırdı.Tom had all of his suits made to order.
Tom bir parça et kesti ve onu tabağının üzerine koydu.Tom cut off a piece of meat and put it on his plate.
Gübrelemenin ardındaki kimyasal tepkime üzerine çalışacağız.We will study the underlying molecular occurrences of fertilization.
Cesur şövalye saldırganın üzerine gitmek için o anda tereddüt etmedi.The bold knight didn't hesitate to go on the offensive when the time came.
Kuşlar dalın üzerine bir yuva yerleştirdiler.The birds placed a nest on a branch.
Erkek yeğenim hala genç olduğu için onlar onun üzerine gitmedi.Because my nephew was still young, they cut him some slack.
Onlar bir euro üzerine bir kavga ettiler.They had a fight over one euro.
Şu an konsantre olma üzerine bir makale okuyorum.I'm actually reading an article on how to focus.
Bayraklar evlerin saçakları üzerine çekilmişti.Flags had been hoisted on the eaves of houses.
Kazağın üzerine ne giymem gerekir?What should I put on over my sweater?
Kan göğsünün üzerine aktı.Her blood flowed over her chest.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod