Ben bir çevre bilimciyim ve karmaşıklık üzerine çalışıyorum ve onu seviyorum.I'm an ecologist, and I study complexity. I love complexity.
Ve türlerin birbirleri ile olan bağlantısı, doğal dünya üzerine eğitim aldım,And I study that in the natural world, the interconnectedness of species.
Gördüğünüz gibi Petrollü su şeridin hemen üzerine, arkaya geliyor.You can see easily that all the oily water just goes over the back of the boom.
İşin can alıcı noktası aynı kişinin ozon kimyası üzerine bir Nobel ödülü kazanmış olmasıydı.The big deal was he happened to have won the Nobel prize for ozone chemistry.
Bu sebeple bunun üzerine bir şeyler söyleyeceğim -- (Kahkahalar)(Laughter)
Ve sonrasında, umuyorum en azından 5 dakikamı beni neyin hala işler tuttuğu üzerine ayırabileceğim.And then, I hope maybe I have at least five minutes to say what makes me tick now.
Bunun üzerine düşünelim.So let's think about this.
Yalnız, hani bu konuşma iyi haberler üzerine olacaktı?But hang on, this talk is to be about the good news.
Aslında bu işaretler ve semboller kumaşın üzerine baskı yapılır.It's actually a series of signs and symbols that are printed on textiles.
Biz de ona bir uzay aracı fırlatıp üzerine yerleştirdik.We shot a space probe at it and hit it. Okay?
Üzerine iniş yapamazsınız çünkü başaşağı devrilebilirler. Tam üstüne inmek zor iş.You don't land on it, because these things are tumbling end over end.
Yani insanlar az önce hesapladığımız sayının üzerine bir indirim yapılmış halini ödüyorlar. -So people are paying a discount to the number we just calculated.
Biosavunmada pandemik üzerine çalışmak için 200 milyon dolarlık bir sermaye biriktirdik.We raised 200 million dollars in a specialty fund to work on a pandemic in biodefense.
Fare su ani bir sıçrama yaptı, ve üzerine titriyor gibiydi korku.The Mouse gave a sudden leap out of the water, and seemed to quiver all over with fright.
TAVŞAN 'bunun üzerine oyulmuş.RABBlT' engraved upon it.
'Utangaç, onlar her şeyi Bill üzerine koymak gibi görünüyor!'Shy, they seem to put everything upon Bill!
'Fındık faresi tekrar uyuyor' dedi Şapkacı ve onun üzerine biraz sıcak çay döktü burnunu.'The Dormouse is asleep again,' said the Hatter, and he poured a little hot tea upon its nose.
The Queen 've üç bahçıvanlar anında üzerine düz atladı karşı karşıyadır.The Queen!' and the three gardeners instantly threw themselves flat upon their faces.
Onlar çok kısa bir süre güneşte hızlı uykuya yatarken, bir Gryphon üzerine geldi.They very soon came upon a Gryphon, lying fast asleep in the sun.
"Başka bir kıyıdan diğer tarafı üzerine, bildiğiniz vardır."There is another shore, you know, upon the other side.
Noktanın üzerine de yazalım: eksi 1 virgül eksi 1.I'll label it: negative 1 comma negative 1.
Bugün, bireysel olarak ne yapabileceğimiz üzerine odaklanmak istiyorum.Today I want to focus on what we can do as individuals.
Siz de bunu benim kadar şaşırtıcı buluyor musunuz bilmiyorum, ama bunun üzerine biraz düşünün.So I don't know if you find that as amazing as I do, but think about it and you might.
liderlik becerilerinde insani gelişim üzerine seminerler düzenlemeye başladım.I started organizing workshops on capacity building, on human development of leadership skills.
Ben meme kanseri üzerine çalışıyorum.I work on breast cancer.
Bunun üzerine o, bir görüntüleyici ve fizikçi olarak, bu inanılmaz şeyi yaptı.So she, being an imager and a physicist, did this incredible thing.
Andrews ölünün üzerine kutsal su serpiyor.--just to the right of Christ you see a figure bending over slightly
"Pop, Evrenin Isıl Ölümü Üzerine Kafa Yoruyor" olan bir çizgi roman."Pup Contemplates the Heat Death of the Universe."
Bu Robert Oppenheimer üzerine yazılmış "American Prometheus" kitabından bir alıntı.It's a quote from the "American Prometheus" book on Robert Oppenheimer.
Michael'ın babası bilgisayar adı verilen bir şey üzerine çalışıyordu.Michael's dad was working on something called the computer.
Mimarlar ve tasarımcılar özellikle bunların üzerine odaklanma eğilimindedirler.Architects and designers tend to focus exclusively on these.
Bu sene üzerine gitmeyi düşündüğüm alan bu.This is an area I intend to take on this year.
Peki ya pizza örneğini ele alıp cinsel eğitimin üzerine yerleştirirsek?So what if we could take this pizza model and overlay it on top of sexuality education?
Eğer kitabın iyi olmasını istiyorsan, ortaya çıkıp üzerine düşeni yapmalısın.If you want it to be better, you've got to show up and do your part of the deal.
Bu lanet gezegendeki her şeyin üzerine fiyat etiketi koymayı bırakın!Quit putting a godamm dollar sign on every fucking thing on this planet!
Ve şunu öğrendik ki dersleri yeniden tasarlama üzerine kafa yormalıyız.And what we learned was that we needed to think about redesigning courses.
Jim görüş iskelenin parapet üzerine eğilerek yakaladı.I caught sight of Jim leaning over the parapet of the quay.
Jim başarısı üzerine geriye dönüp baktığımızda ben özledim.I miss when I look back upon Jim's success.
"Bir gün bir şans çeşit üzerine tekrar almak için gelmek zorunda."Some day one's bound to come upon some sort of chance to get it all back again.
"Tufan Mükemmel" diye bir süre sonra mırıldandı: alnına o camın üzerine eğildi."Perfect deluge," he muttered after a while: he leaned his forehead on the glass.
"Namusum üzerine şeytan gitmek için söylendi hak," Ben nota zorlayarak ağladı öfke."Upon my word you deserve being told to go to the devil," I cried, forcing the note of indignation.
Bunun üzerine kalktı ve mutfağa gitti,So he got up and he went to the kitchen.
O kendi üzerine yansıyan görüntüleri sahiplenmez.It doesn't own the images reflected in it.
İçeriye geldi ve anne ördeğin yavrusuna yaptığı gibi, üzerine kapaklandı.So, he wandered in and it imprinted on him like a mommy duck does to its duckling.
Her iki şekilde de doğrunun üzerine geliyoruz.Either one, we end up on a line again.
Sevgi ve saygı -- tüm film bunun üzerineydi.Love and respect -- that's what the whole film was about.
Su üzerine makaleler, su ile ilgili reklamlar.(Laughter)
Ve işte bu fotoğrafları çıkartarak, annesi görsün diye masanın üzerine bırakmıştı.And he took the photographs because they had these photographs taken by their friends in the army.
Basınç bu noktanın üzerine tüm yönlerden uygulanır.It's acting in all directions on that point.
Belki bunun üzerine yapabiliriz. -Maybe over do on top of this one. Let me see if I can erase this.
Üzerine konuşmuştuk -- hadi birinci grupla başlayalım, sadece birinci grup olduğu için.We already talked about -- let's start with group one, just because it is group one.
Bir süreç üzerine karar vermeliyiz.We've got to decide a process by which we decide.
Öteki kolunun üzerine yaslanıyordu,He was leaning on his other arm.
Geçen sefer soru üzerine çok konuşmuştum. .The last time I kind of talked through it and used a lot of words.
Şimdiki dalaveresi, neden ArGe daha çok tartışılmıyor üzerineHis shtick now is, "Why isn't the R&D getting more discussed?"
Bu da bugünün nükleer enerji seviyesi üzerine dört kat artış demektir.That's a fourfold increase over today's levels of nuclear power.
Maliyetin üzerine bir kazanç ekleyip... ...bir fiyat belirleriz.We'll just add a markup that is a profit, and therefore we have a price.
Kendimi bütün gün bu bank üzerine hapsetmeyeceğim."I am not going to lock myself on that bench the whole day!"
Son olarak da daha fazla soru üzerine yoğunlaşacağız.Then we're going to look at some coordinates and figure out where those points are.
Bunları grafik üzerine yazın.So it says the following 3 points are 3 vertices of square A, B, C, D.