Onlara olasılıklar üzerine para ödendiği için bunun tersi de oldukça iyi çalışıyor.It turns out, because they're paid on contingency, it works really, really well in reverse.
Öyleyse üzerine kafa yoracağımız ilk soru şu: Asal sayı nedir?So the first thing we have to worry about is what is even a prime number?
Fonksiyonlar üzerine ikinci sunumumuza hoş geldiniz.Welcome to the second presentation on functions.
Ben silerken siz de Demin yaptıklarımız üzerine düşünebilirsiniz.You can sit and think a little bit about what we just did while I erase.
Ben kaybolmuş yavru kediler üzerine bir hikaye hazırlıyorum.I am doing a story on the missing pussycats.
Bunun üzerine kendime "mutlu feminist" demeye karar verdim.So I decided to call myself "a happy feminist."
Aslında bu konu üzerine çok daha uzun süre konuşabiliriz.Actually we may repose part of a longer version of this talk.
Bir gün siyahi bir adamla toplumsal cinsiyet üzerine konuşuyorduk ve dedi kiI was once talking to a black man about gender and he said to me,
Her yerde, sergileri bir hikaye üzerine kurduk, ve hikaye dolşatı.In each place, we built exhibitions with a story, and the story traveled.
Ve burada olan ise maddenin ön yıldız üzerine düşmesidir.And what's happening here is the material is collapsing into the protostar.
Atma hareketi üzerine yaptığımız diğer bütün videolar gibi, havayı yok sayacağız.AND LlKE ALL OF THE OTHER VlDEOS WE ARE DOlNG ON PROJECTlLE MOTlON RlGHT NOW, WE GOlNG TO IGNORE AlR
Mesela "çek" adı verilen sihirli bir kağıt parçası üzerine bazı rakamlar yazıp her türlüYou use it to count things and keep track of things.
İnsanlar aidiyet duygusunu özlüyorlar, ama bunu para ekseni üzerine kurulmuş bir toplum düzenine birPeople long for it, but you can't just have community as an add-on to a monetized life.
Bugün bunlar üzerine konuşacağım.So I'll be talking about each of those today.
İşte ben de bunu ele alip, birçok insanla bu fikirlerin bazilari üzerine konuştum.So I went around and I talked to people about some of these ideas.
Fotoğraf, sahibinin isteği üzerine kaldırılmıştır.Image removed at request of owner.
Ama senin üzerine oynayacağım.But I will bet you.
Ve projeksiyonu hastahanenin dışında bulunan park yerinde bulunan duvarın üzerine kurduk.And we set up a projector on a wall out in the parking lot outside of his hospital.
Bu işler üzerine uğraşmak çok harika, çok eğlenceli.[Jonathan] Working on stuff this large is amazing, it's so much fun.
Veri üzerine birkaç düşünceye daha değineceğim.So I'm just going to mention a few other thoughts on data.
İnsanların üzerine düşeni yapması ufak bir katkı sağlaması ve hepsinin bağlanmasıdır.It's about people doing their bit to produce a little bit, and it all connecting.
Bunun üzerine bu kreşleri iki gruba ayırdılar.So they divided the daycare centers into two groups.
Doktorun ofisindeki sandalyenin üzerine gelişigüzel koydum.I draped them casually over the chair in the doctor's office.
Bunun üzerine kendi kendime tamir etmeye karar verdim.Dakle, odlu�io sam malo servisirati na svoju ruku.
Şimdi alay ediyorum tabi ama, bunun üzerine günlerce tartıştık.So, I'm making fun of it, but we discussed this for so many days.
Mantık ve tartışma üzerine bir ders alabilirsiniz.You can take a class in logic, argumentation.
Bu yüzden son zamanlarda bu soru üzerine çok düşünüyorum.So I have been thinking about this question a lot lately.
Şimdi bunun üzerine bir değişiklik ekleyelim.Now let's add another twist on it.
Fakat B şirketinin borçları üzerineBut what I can do is I can buy a credit default swap on
Bu kısım, doğal harikalar üzerine ve daha büyük olan konferans ise mutluluk arayışı üzerine.This session is on natural wonders, and the bigger conference is on the pursuit of happiness.
Onlar açılıp kapanan döner kapı üzerine odaklanıyorlar.They are focusing on the revolving door, opening and shutting.
Bunun üzerine petrol manzaralarından oluşan bir hikaye oluşturmaya başladım.And so then I went out to develop a whole series on the landscape of oil.
O onun uyuşturucu oluşturulan rüyalar yükseldi ve bazı yeni kokusu üzerine sıcak vardı sorunu.He had risen out of his drug-created dreams and was hot upon the scent of some new problem.
Ben, dikkatli bir şekilde yazma ve yazılı kağıt üzerine inceledi.I carefully examined the writing, and the paper upon which it was written.
Ardından, çaresizlik bir jest, yüzünü maske yırttı ve fırlattı zemin üzerine.Then, with a gesture of desperation, he tore the mask from his face and hurled it upon the ground.
Kral pelerinini altında ağır bir güderi deri çanta aldı ve üzerine koydu tablosu.The King took a heavy chamois leather bag from under his cloak and laid it on the table.
Holmes bir makbuz not kitabın bir levha üzerine karalanmış ve ona uzattı.Holmes scribbled a receipt upon a sheet of his note-book and handed it to him.
O üzerine ellerini nereye koymak gerekir.It must be where she can lay her hands upon it.
Ben bağırdı kadar Bunun üzerine o iki elleriyle saçımı ele geçirdi ve çekiştirdi ağrı.With that he seized my hair in both his hands, and tugged until I yelled with the pain.
Pray kapı üzerine kart bulundu. Adımlar ne? "Pray what steps did you take when you found the card upon the door?"
Alnına üzerine asit beyaz bir sıçrama var. "Has a white splash of acid upon his forehead."
Ama ben bu konuda üzerine istemi olmalıdır. "But I must be prompt over this matter."
Onun pençeleri alırsa bir bulldog gibi cesur ve ıstakoz gibi inatçı herkes üzerine.He is as brave as a bulldog and as tenacious as a lobster if he gets his claws upon anyone.
"Ayrıca, aşağıdan" Sayın Merryweather hangi bayrakları üzerine onun sopa çarpıcı dedi. zemin kaplı."Nor from below," said Mr. Merryweather, striking his stick upon the flags which
"Biz bunun üzerine bir girişim yapılmış olabilir çeşitli uyarılar vardı.""We have had several warnings that an attempt might be made upon it."
Tabanca, kurulur, çömeldi arkasında ahşap durumda üst üzerine yerleştirilir.I placed my revolver, cocked, upon the top of the wooden case behind which I crouched.
Ben benim sopa ile kaldırım üzerine yenerek şaşırttı.I surprised you by beating upon the pavement with my stick.
Bu, Grönland üzerine çok büyük bir baskı oluşturuyor.That puts a lot of pressure on Greenland.
-- doğru ya da yanlış? önermesi üzerine."What the world needs now is nuclear energy." True or false?
Mark, 30 saniye, bunlar ya da Stewart'ın söylediği başka bir şey üzerine.Mark, 30 seconds, either on that or on anything Stewart said.
İnsanlar yaptı bunları, haksız mıyım? Son derece teknik bir şey bu üzerine konuşacağız.Perhaps the most complex engineering task humanity's ever undertaken, maybe.
Okul birçok şey üzerine dersler veriyor.It studies social science like things.
Washington Üniversitesindeki Meltzoff 43 dakikalık bir bebeğin üzerine eğilmiş.Meltzoff, who's at the University of Washington, leaned over a baby who was 43 minutes old.
Diğer bir tanesinin üzerine de bira.I spilled beer in another.
Dediğim gibi, diğerleri bunu üzerine almak istemediği için iş başa düştü.Since nobody else wanted to, I started doing it.
Ben bu durumu, yoksulluk üzerine çalışmalar yapmak amacıyla ücra köylere gittiğimde birebir yaşadım.And I experienced this most viscerally when I traveled to remote villages to study poverty.
Adı, Paul Rand isimli birinin yazdığı 'Tasarım üzerine Düşünceler'di."Thoughts on Design," by a man named Paul Rand.
Ve her bir diktatör fotoğrafının üzerine kendi fotoğraflarını yapıştırıldılar.And they pasted [over] every single portrait of the dictator [with] their own photos.
Bu konu üzerine neredeyse bin sayfa yazdılar.They wrote almost a thousand pages on the topic.
Yalnız bir erdem üzerine çalıştım: Güvenilirlik.I studied one single virtue: trustworthiness.