Şu anda bu sorun üzerinde yoğunlaşamayacak kadar çok yorgunum.I'm too tired to concentrate on this problem right now.
Polis onu yolun kenarına çektiği zaman hız limitinin üzerinde 50 ile gidiyordu.Tom was going 50 over the speed limit when the police pulled him over.
Tom Mary'nin muhtemelen otuzun üzerinde olduğunu düşündü.Tom thought that Mary was probably over thirty.
Tom birazcık hız limitinin üzerinde sürerse vaktinde havaalanına yetişebileceğini düşündü.Tom thought he could reach the airport on time if he drove a little over the speed limit.
Tom şöminenin üzerindeki saate baktı.Tom looked at the clock on the mantelpiece.
Tom'un tek bacağı üzerinde durma sorunu var.Tom has trouble standing on one leg.
Tom bir sal üzerinde nehirden aşağı süzülüyordu.Tom floated down the river on a raft.
Tom'un üzerinde duracağı bir bacağı yok.Tom doesn't have a leg to stand on.
Tom konu üzerinde uzun süre düşündükten sonra fikrini değiştirdi.Tom changed his mind after thinking over the matter for a long time.
Tom kesinlikle seksenin üzerindeymiş gibi görünmüyor.Tom certainly doesn't look like he's over eighty.
Tom Mary'nin otuzun üzerinde olduğuna inanamıyor.Tom can't believe Mary's over thirty.
Tom ve Mary hafta sonunu bir yazboz üzerinde geçirdi.Tom and Mary spent the weekend working on a jigsaw puzzle.
Tom ve Mary, herhangi bir şey üzerinde anlaşmış görünmüyorlar.Tom and Mary can't seem to agree on anything.
Tom Mary'ye seçenekleri üzerinde düşünmek için biraz zaman almayı tavsiye etti.Tom advised Mary to take some time to think over her options.
Bir bardak istiyor musun? Masanın üzerinde bir tane var.Do you want a glass? There is one on the table.
Evliliğimiz üzerinde çalışıyoruz.We're working on our marriage.
Masanın üzerinde uyuyan bir İran kedisi vardı.There was a Persian cat sleeping on the table.
O genç görünüyor ama aslında 40 yaşın üzerinde.He seems young, but he's actually over 40 years old.
Az önce masanın üzerinde bir kitap var mıydı?Was there a book on the desk a moment ago?
Benim evim bir tepe üzerindedir.My house is on a hill.
Resimleri üzerinde çalışırken onu her zaman ıslık çalarken buluyorum.I always find him whistling while working on his paintings.
İlin üzerindeki bir duman bulutu var.There is a smoke cloud over the province.
Kentimde sıcaklık sıfırın üzerinde bir derece.In my city, the temperature is one degree above zero.
Dağın tepesi, yaklaşık olarak deniz seviyesinin 2000 metre üzerindedir.The summit of the mountain is about 2000 meters above sea level.
Kaza olduğunda o, saatte 120 kilometrenin üzerinde bir hızla gidiyordu.He was driving at over 120 kph when the accident happened.
Evimde 80'in üzerinde insan var. Biz bir parti veriyoruz.There are over 80 people in my house. We're having a party.
Tom hendeğin üzerinden atladı.Tom jumped over the ditch.
O otuz yaşın üzerindedir.He's over thirty.
O bayan seksenin üzerindedir.That lady is over eighty.
O yirminin üzerinde.She is over twenty.
Bir oğlan ve bir kız çitin üzerinde oturuyor.A boy and a girl are sitting on the fence.
Akbabalar ölü beden üzerinde çember şeklinde hareket ettiler.Vultures circled above the dead body.
Öğretmen sandalye üzerinde oturuyor.The teacher is sitting on the chair.
Akbabalar ölü bedenler üzerinde dönüyorlardı.Vultures circled over the dead bodies.
Ben senin mezarının üzerinde dans edeceğim.I will dance on your grave.
Dünyada 4000'in üzerinde dil vardır.In the world, there are over 4000 languages.
Kedi masanın üzerinde.The cat is on the table.
Biz yanlış iz üzerindeyiz.We are on the wrong track.
Güle güle. Üzerinde anlaştığımız zamanda görüşürüz.Goodbye. I'll see you at the time we agreed on.
Onların kürkleri üzerinde yüzlerce kene vardı.There were hundreds of ticks in its fur.
18 yaşın üzerindeki insanlar araba sürebilir.People over the age of 18 can drive cars.
18 yaşın üzerindeki insanların araba sürmelerine izin verilir.People over 18 are allowed to drive cars.
Çimlerin üzerinde çıplak ayakla dolaşmayı severim.I love walking barefoot on the grass.
Jiro Akagawa 480'in üzerinde roman yazdı.Jiro Akagawa has written over 480 novels.
Masaların üzerinde kediler var mı?Are there some cats on the desks?
Yüzüm üzerinde yatarak uyudum.I slept lying on my face.
Yüzüm üzerinde uzanarak uyudum.I slept lying on my face.
Onun üzerinde bir ev inşa etme planıyla bir arazi satın aldı.He bought the land with the plan to build a house on it.
Başka bir dava üzerinde çalışıyorum.I'm working on another case.
Buz üzerinde düşmek incitir.Falling on ice hurts.
Ormandan aldığımız şeylerin üzerinde yaşıyoruz.We live on what we take from the woods.
Onun üzerinde düşünmek için bana zaman ver.Give me time to think it over.
Bunun üzerinde düşünmek için bana zaman ver.Give me time to think it over.
At çitin üzerinden atladı.The horse jumped over the fence.
Belki de masanın üzerinde bıraktım.Maybe I left it on the table.
O, Amerika Birleşik Devletleri üzerinden Avrupa'ya gitti.She went to Europe via the United States.
Harita üzerindeki konumumuz neresidir?Where is my position on the map?
Bunun üzerinde beş aydır çalışıyoruz. Sakın şimdi batırmayın.We've been working on this for five months. Don't fuck it up now.
Tom yapay bir dil üzerinde çalışıyor.Tom is working on a conlang.
Bu resim üzerindeki çerçeveyi beğeniyor musun?Do you like the frame on this painting?