Cambaz ayakları üzerinde yürüyebilir misin?Can you walk on stilts?
Köy halkı, nehir üzerinde ahşap bir köprü yaptılar.The people of the village built a wooden bridge across the river.
Eve geldiğim zaman, paspasın üzerinde tökezledim.I tripped over the mat when I came in the house.
Buz üzerinde yürüyecek kadar kalındı.The ice was thick enough to walk on.
Kedi masanın üzerinde uyuyor.The cat is sleeping on the table.
Pantolonu radyatör üzerinde kurut.Dry the pants on the radiator.
Bu kitap gençlik üzerinde kötü etkisi olmakla suçlandı.This book was accused of having a bad influence on youth.
Proje üzerinde işbirliği yapmalıyız.We should collaborate on the project.
Onun üzerinde çok düşünmeye gerek yok.That's a no-brainer.
Tiyatronun kapısının üzerindeki sözler bir metre yükseklikteydi.The words above the door of the theater were one meter high.
Hız sınırının üzerinde gitmeyin.Don't go over the speed limit.
Harita üzerindeki kırmızı çizgiler demiryolu hatlarını temsil eder.The red lines on the map represent railway lines.
Genç görünüyor ama aslında kırkın üzerinde.She looks young, but she's actually over forty.
Mavi senin üzerinde iyi görünüyor.Blue looks good on you.
Tom internet üzerinden kurslar alıyor.Tom takes online courses.
Vazo masanın üzerinde.The vase is on the table.
Ekmek masanın üzerinde.The bread's on the table.
İki bilim adamı bilinmeyen bir Tibet ifadesinin anlamı üzerinde tartıştı.The two scholars wrangled over the meaning of an obscure Tibetan phrase.
Ay üzerinde on iki kişi yürüdü.Twelve people have walked on the moon.
O boş zamanını internet üzerinde geçiriyor.He spends his free time on the internet.
Kalmius Nehri üzerindeki Donetsk, doğu Ukrayna'nın en büyük bir kentidir.Donetsk is a large city in eastern Ukraine on the Kalmius river.
Tom'un cesedinin üzerinde hiçbir travma belirtisi yok.There are no signs of trauma on Tom's corpse.
Yemeği masanın üzerinde bırak.Leave the food on the table.
Sarı sandalyenin üzerinde uyuyan bir siyah kedi var.There's one black cat sleeping on the yellow chair.
Bu kediler hep halının üzerinde uyur.Those cats always sleep on the carpet.
Çok uzun bir yatak üzerinde uyuduk.We slept on a very long bed.
O kişi, kedimin ağaç üzerinde yaşadığını düşünüyor.That person thinks that my cat lives on the tree.
Bu üzerinde çok düşünülmesi gerekmeyen bir konu.It's a no-brainer.
Yalnızca Windows üzerinde çalışır.It only works on Windows.
Dizlerimin üzerindeydim.I was on my knees.
O, ışınlanma üzerinde çalışan bir fizikçi.He's a physicist working on teleportation.
O dokuz binin üzerinde!It's over nine thousand!
Yusufçuk incelikle suyun üzerinden geçti.The dragonfly gracefully passed over the water.
Benim yatağım büyük ve hortlaklar gelir ve gün boyunca onun üzerinde uyur.My bed is large, and ghosts come and sleep on it during the day.
Kalem kutusu masanın üzerinde.The pencil case is on the table.
Kalem çantası masanın üzerinde.The pencil case is on the table.
Okul tepe üzerindedir.The school is on the hill.
Güvenli bölgenin üzerinde uçtuktan sonra, uçak belirlenemeyen bir hava sahasına girdi.After flying above the safe zone, the airplane went into unidentified air space.
Onlar bu konu üzerinde uyuşmuş olmalı.They must have agreed about this subject.
Kriko masanın üzerindeydi.The car jack was on the table.
İnsanların internet üzerinden eşyalar almasına yardım ediyorum.I'm helping people to buy things online.
Çocuklar trambolin üzerinde atladı.The kids jumped on the trampoline.
Kız yatağın üzerinde atlıyor.The girl is jumping on the bed.
Masanın üzerindeki kimin sözlüğü?Whose dictionary is it on the table?
Endonezya dünyada yalnızca adalar üzerinde kurulu olan en büyük ülkedir.Indonesia is the largest country in the world situated only on islands.
Ben sık sık krakerler üzerinde fıstık ezmesi yerim.I often eat peanut butter on crackers.
Onun üzerinde çalışıyorum.I'm working on it.
O onun üzerinde çalışıyor.He's working on it.
Kedi için bir isim üzerinde karar verdiniz mi?Have you decided on a name for the cat?
O masanın üzerinde.It's on the table.
Tom dosya dolabının üzerinde yürüdü.Tom walked over to the filing cabinet.
Köpek çitin üzerinden atladı.The dog jumped over the fence.
Tom Mary'nin John üzerinde kötü bir etkisi olduğunu düşünüyor.Tom thinks Mary has a bad influence on John.
Ne üzerinde çalışıyorsun?What are you working on?
Tüm haftayı o rapor üzerinde çalışarak geçirdim.I spent the whole week working on that report.
18 yaşın üzerindeyim.I'm over eighteen.
O konu üzerinde çalışıyoruz.We're working on that.
Onun üzerinde çalışıyoruz.We're working on it.
Onlar Tom'u bir sedye üzerinde uzağa aldılar.They took Tom away on a stretcher.
Bir fiyat üzerinde anlaştık.We agreed on a price.