Tokyo borsasında, aşağı yukarı 450 şirketin hisse senetleri sayaç üzerinde işlem gördü.In the Tokyo stock market, stocks of about 450 companies are traded over the counter.
At arka ayaklarının üzerinde yükseldi.The horse rose on its hind legs.
Amerika'ya gitmesinin üzerinden on yıl geçti.Ten years have passed since he went to America.
Onun İngilizcedeki yeteneği vasatın üzerinde.His ability in English is above average.
İngilizcedeki yeteneği ortalamanın üzerindedir.His ability in English is above average.
Onun planı o nehir üzerinde bir köprü inşa etmektir.His plan is to build a bridge over that river.
Parmakları klavyenin üzerinde hızla hareket etti.His fingers ran swiftly over the keys.
Onun atı çitin üzerinden atladı.His horse jumped over the fence.
O, proje üzerinde yaptığı kaybı finanse etmek için erkek kardeşinden borç aldı.He borrowed from his brother to finance the loss he made on the project.
O iki aydır yeni bir kitap üzerinde çalışıyor.He has been working on a new book for two months.
O altmışın üzerinde olmalı.He must be over sixty.
O, 80 kilonun üzerinde.He is over 80 kilos.
Paltosu üzerinde sınıfa girdi.He entered the classroom with his overcoat on.
Büyükbabasının doksanın üzerinde olduğunu söyledi.He told me that his grandfather is over ninety.
Ceketi üzerinde odaya doğru koştu.He rushed into the room with his coat on.
Üzerinde kot pantolon vardı.He had jeans on.
O, çitin üzerinden atladı.He jumped over the hedge.
Çocuğun çitin üzerinden atladığını ve kaçtığını gördü.He saw the boy jump over the fence and run away.
Sığ hendek üzerinden atladı.He leaped over the shallow ditch.
Dikkatini o problem üzerinde yoğunlaştırdı.He focused his attention on that problem.
Masanın üzerinden uzandı ve elimi sıktı.He reached across the table and shook my hand.
O, Paris üzerinden Londra'ya gitti.He went to London via Paris.
O bir sorun üzerinde konuşmak için bütün yolu benimle birlikte geldi.He came all the way to talk over a problem with me.
İngilizcede 100 üzerinden 90 puan aldı.He got 90 marks out of 100 in English.
İngilizcesi üzerinde çalışıyor.He's working at his English.
O, konuşmasında eğitimin önemi üzerinde durdu.In his speech he dwelt on the importance of education.
Gözlüğünün üzerinden ona baktı.He looked at her over his glasses.
Omzunun üzerinden arkasına baktı.He looked back over his shoulder.
O, trafik sinyalinin üzerindeki küçük kamerayı fark etmedi.He didn't notice the small video camera above the traffic signal.
Hong Kong üzerinden eve döndü.He returned home by way of Hong Kong.
Kağıt üzerinde bazı dikey çizgiler çizdi.He drew some vertical lines on the paper.
Genç görünüyor ama aslında kendisi kırkın üzerinde.He looks young, but actually he is over forty.
Etrafındakiler üzerinde büyük bir etkisi vardı.He had great influence on those around him.
Onun üzerinde bir ceketi yok.He had no coat on.
O, yeni plan üzerinde çalışıyor.He is working on the new plan.
O, yeni bir roman üzerinde çalışıyor.He is working on a new novel.
O, yeni bir kitap üzerinde başladı.He has begun on a new book.
O, su birikintisi üzerinden atladı.He jumped across the puddle.
O çimlerin üzerinde yatıyordu.He was lying on the grass.
Bir mayının üzerinden sürdü ve onun cipi patladı.He drove over a land mine and his jeep blew up.
O üzerinde düşünüyor.He is thinking it over.
Atını çitin üzerinden atlattı.He jumped his horse over the fence.
O onların planı üzerinde düşündü.He contemplated their plan.
O, buz üzerinde kaydı.He slipped on the ice.
O buz üzerinde bir ev yaptı.He made a house on the ice.
O plaja gitti, ve denizin üzerinden ufka doğru baktı.He went to the beach, and looked far across the sea toward the horizon.
O adamlarını ve atlarını karlı dağların üzerinden götürdü ve sıcak vadilere indirdi.He led his men and horses over snowy mountains and down into hot valleys.
O, çitin üzerinden bir top attı.He threw a ball over the fence.
Üzerinde şapkası ve paltosuyla odaya daldı.He ran into the room with his hat and overcoat on.
Üzerinde şapkası ve paltosuyla hızla odaya girdi.He ran into the room with his hat and overcoat on.
O ayağa kalktı ve masanın üzerindeki şapkasına uzandı.He stood up and reached for his hat on the table.
Bu proje üzerinde ortaklaşa çalıştılar.They worked jointly on this project.
Önemsiz şeyler üzerinde birbirleriyle ağız dalaşına girdiler.They fell out with each other over trifles.
Onlar ateşkes şartları üzerinde anlaşmaya vardılar.They agreed on cease-fire terms.
Ortak bir bildiri üzerinde anlaştılar.They agreed on a joint statement.
Onlar 1997 mali yılı için bütçe üzerinde çalıştılar.They labored over the budget for the fiscal year 1997.
Onlar çim üzerinde uzanıyorlardı.They were lying on the grass.
Onların yapay çimin üzerinde uzandıklarını gördüm.I found them lying on the artificial grass.
Onlar fiyat üzerinde anlaştılar.They agreed on a price.
O otuzun üzerinde olamaz.She cannot be over thirty.