Ana içeriğe geç
Sözlük

üzerinde ile cümle

üzerinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Plan üzerinde düşünmek zorundayız.We have to think over the plan.
Biz indirim oranı üzerinde mutabık kaldık.We have agreed on the rate of discount.
Biz indirim oranı üzerinde anlaştık.We have agreed on the rate of discount.
Biz çimlerin üzerinde uzandık.We lay on the grass.
Biz Pasifik üzerinde uçuyoruz.We are flying over the Pacific.
Biz sadece o sokak üzerindeki dairede yaşıyoruz.We live in that apartment just over the street.
Okuldaki işim ortalamanın oldukça üzerindeydi.My work at school was well above average.
Karım şişe kırdığı için tüm mutfak zemini üzerinde süt var.There is milk all over the kitchen floor because my wife broke the bottle.
Bir ağacın üzerinde uçan bir kuş gördüm.I saw a bird flying over a tree.
Ben, 300 doların üzerindeki bir kamerayı maddi olarak karşılayamam.I cannot afford a camera above 300 dollars.
Otuz dakikanın üzerinde bekletildim.I was made to wait for over 30 minutes.
60 yılın biraz üzerinde bir süredir burada yaşıyorum.I have lived here a little over 60 years.
Ben sık sık yaşamın anlamı üzerinde düşünürüm.I often meditate on the meaning of life.
Göl üzerinde buz pateni yapmaya gittim.I went skating on the lake.
Tüm enerjimi sorun üzerinde yoğunlaştırdım.I concentrated all my energies on the problem.
Ben bulutların üzerinde uçtum.I flew above the clouds.
Ben bulutların üzerinde uçmak istiyorum.I want to fly above the clouds.
Cevabımı vermeden önce konu üzerinde düşünmeliyim.I must think over the matter before giving my answer.
Hayvanlar üzerinde deney yaptım.I experimented on animals.
Çitin üzerinden atlayan beyaz bir köpek gördüm.I saw a white dog jump over the fence.
Onun arabasının üzerinde çalışıyorum.I'm working on his car.
Her gün onun üzerinde çalıştım.I worked on it day after day.
Yarın yaklaşık bu zamanda Pasifik üzerinde uçuyor olacağım.I will be flying over the Pacific about this time tomorrow.
Ben bir deneme üzerinde çalışmak zorunda kaldım.I had to work on an essay.
Gelecek toplantı için bir tarih üzerinde anlaştılar.We agreed on a date for the next meeting.
Kendi ayakların üzerinde durmak bağımsız olmak anlamına gelir.To stand in your own feet means to be independent.
Çim üzerinde yürüme.Don't walk on the grass.
Toplum üzerinde bilimin etkisi büyüktür.The impact of science on society is great.
Toplumun bireyler üzerinde büyük bir etkisi vardır.Society has a great influence on individuals.
Arabam buz üzerinde savrulduğunda, korkunçtu.It was frightful when my car skidded on the ice.
Çok fazla içtim ve ayaklarımın üzerinde duramıyordum.I drank too much and was unsteady on my feet.
Öğrenmeniz gereken ilk şey, kendi fikirleriniz üzerinde durmak.The first thing you must learn is to stand on your own ideas.
Gözünüz kızların üzerinde olsun.Keep an eye on the girls.
Aktris, sahne üzerinde geriye düştü.The actress fell backward over the stage.
Çocuk, çitin üzerinden atladı.The boy skipped over the fence.
Ben yeni kitabım üzerinde çalışıyorum.I am working on my new book.
İnsanların hayvanlar ve kuşlar üzerinde hakimiyeti var mıdır?Does mankind have dominion over animals and birds?
Beyzbol stadyumunun üzerinde büyük bir ışık yayılmıştı.A great light was diffused over the baseball stadium.
Bazı öğretmenler, öğrencilerinin üzerinde büyük bir etkiye sahiptirler.Some teachers have a great effect on their students.
Üretim tarihi kapak üzerinde gösteriliyor.The date of manufacture is shown on the lid.
Üretim tarihi kapağın üzerinde.The date of manufacture is shown on the lid.
Üretim tarihi kapağın üzerinde yazıyor.The date of manufacture is shown on the lid.
Kırmızı bir elbise onun üzerinde iyi görünüyor.A red dress looks good on her.
Tahminimce bizim öğretmen elli yaşın üzerinde.I guess our teacher is over fifty years old.
Öğretmenimiz dakikliğin önemi üzerinde durdu.Our teacher dwelt on the importance of punctuality.
Büyükbabam seksen yaşın üzerindedir fakat o iyi bir yürüyücüdür.My grandfather is over eighty years old, but he is a good walker.
Sendika ve şirket yeni bir sözleşme üzerinde anlaşma sağladılar.The union and the company have come to terms on a new contract.
Çİmin üzerinde don var.There is frost on the grass.
Birçok televizyon programı çocuklar üzerinde kötü etkiye sahiptir.Many TV programs have a bad influence on children.
Taro, İngilizce kelimeleri ezberlemek üzerinde yoğunlaştı.Taro concentrated on memorizing English words.
Saat şöminenin üzerindedir.The clock is above the fireplace.
Ben kasabayı harita üzerinde belirledim.I located the town on a map.
Harita üzerindeki kırmızı daireler okulları gösterir.Red circles on the map mark schools.
Haritayı masaya yayalım ve onun üzerinde konuşalım.Let's spread the map on the table and talk it over.
Harita üzerindeki mavi çizgiler nehirleri gösterir.Blue lines on the map designate rivers.
Ufkun üzerinde ay'ı gördüm.I saw the moon above the horizon.
Göletin üzerinde bir köprü vardır.There is a bridge over the pond.
Şehrin üzerinde bir uçak uçuyor.A plane is flying above the city.
Dr. Tanaka üç yüz fare üzerinde iki yıldır deneyler gerçekleştirdi.Dr. Tanaka carried out tests for two years on three hundred rats.
Tokyo borsasında, yaklaşık 450 şirketin hisse senetleri sayaç üzerinde işlem gördü.In the Tokyo stock market, stocks of about 450 companies are traded over the counter.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod