Ana içeriğe geç
Sözlük

üzerinde ile cümle

üzerinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Sami hastalar üzerinde işlem yapamadı.Sami couldn't perform procedures on patients.
Sami hastalar üzerinde işlemler yapardı.Sami performed procedures on patients.
Sami Bekir çok karmaşık bir cinayet üzerinde çalışıyordu.Sami Bakir was working on a very complicated homicide.
Sami'nin parmak izleri o bardağın üzerindeydi.Sami's fingerprints were on that glass.
Sami çözülmemiş bir suç üzerinde çalışıyordu.Sami was working on an unsolved crime.
Sami'nin parmak izleri bir bardağın üzerinde bulundu.Sami's fingerprints were found on a glass.
Sami'nin DNA'sı bardağın üzerinde bulundu.Sami's DNA was found on the glass.
Sami zaten bir temyiz üzerinde çalışıyor.Sami is already working on an appeal.
Sami dizleri üzerindeydi.Sami was on his knees.
Bu kağıt parçası üzerinde yazılmış hiçbir şey yok.There's nothing written on this piece of paper.
Sami, Leyla'ya Facebook üzerinden binlerce mesaj gönderdi.Sami sent Layla thousands of messages via Facebook.
Sami'nin İnstagram üzerinde on altı farklı hesabı vardı.Sami had sixteen different accounts on Instagram.
Sami tüm olasılıklar üzerinde düşündü.Sami thought of all the possibilities.
Tom yangından uzakta bir kütük üzerinde tek başına oturdu.Tom sat alone on a log away from the fire.
Lütfen çimenlerin üzerinde yürümeyin.Please don't walk on the grass.
Tom masanın üzerindeki kitabı gösterdi.Tom pointed to the book on the desk.
Bunu halletmek üzerinde yoğunlaşmayı öneriyorum.I suggest we concentrate on getting this done.
Tom otuzun üzerinde, değil mi?Tom is over thirty, isn't he?
Yarın bütün gün bunun üzerinde çalışacağım.I'll be working on that all day tomorrow.
Tom ve Mary hâlâ bunun üzerinde çalışıyor.Tom and Mary are still working on that.
Tom ve Mary şu anda o sorun üzerinde çalışıyorlar.Tom and Mary are currently working on that problem.
Monoloğum üzerinde çalışıyorum.I'm working on my monologue.
Tom'un üzerinde tilki resmi olan bir sırt çantası var.Tom has a backpack with a picture of a fox on it.
Bu şehirde üzerinde uyunabilecek bir bank bulmak zor.It's hard to find a bench that you can sleep on in this city.
Bu bankta üzerinde evsizler uyumasın diye bariyer var.This bench has a barrier to prevent the homeless from sleeping.
Bunun üzerinde çalışıyorum.I've been working on that.
Tom bunun üzerinde çalışıyor, değil mi?Tom is working on that, isn't he?
Sami'yle Leyla bu proje üzerinde çalışıyor.Sami and Layla were working on that project.
Sami'yle Leyla bu proje üzerinde çalışıyorlar.Sami and Layla were working on that project.
Hangi rafın üzerinde?On which shelf?
Tom'un üniforması hâlâ üzerinde.Tom is still in his uniform.
Herkes kendini ortalamanın üzerinde görür.Everyone thinks they are above average.
Çin, Senkaku Adaları üzerinde egemenlik iddiasında bulunuyor.China is an advocate for the Diaoyu Islands' sovereignty.
Mennad bunun üzerinde çalışıyor.Mennad has been working on this.
Yol üzerinde yürüdüm.I walked on the path.
Tom'un üzerinde mikrofon var.Tom is wearing a wire.
Tom'un üzerinde dinleme cihazı var.Tom is wearing a wire.
Güneşli günlerde çimlerin üzerinde yatmayı sever.He loves to lie in the grass on a sunny day.
Bunun üzerinde düşünmek istiyor.He wants to think it over.
Bir zamanlar dünya üzerinde dinozorlar hüküm sürüyordu.Dinosaurs once roamed the earth.
Mary internet üzerinden ücretsiz yoga dersi veriyor.Mary is offering free online yoga classes.
Bu üzerinde çalışmamız gereken bir şey.That's something we have to work on.
Bu üzerinde çalışmam gereken bir şey.That's something I need to work on.
Fransızca ders kitabım masamın üzerinde.My French textbook is on my desk.
Dünya üzerinde beş okyanus vardır.On Earth there are five oceans.
Duvarın üzerinden atlamak üzereydim.I was about to jump over the wall.
Neden bugün bunun üzerinde çalışmıyoruz?Why don't we work on that today?
Evin bir tarafı, üzerinde çatı olan dikdörtgen bir beton parçasından oluşuyor.To one side of the house was a rectangular concrete slab with a roof over it.
İnternet üzerinden bir seminere katıldım.I joined a webinar.
İnternet üzerinden pek bir şey almıyorum.I don't usually buy things online.
Havadan gözlem ve inceleme yapmak için bölge üzerinde uçuş gerçekleştirdik.We flew above the area for an aerial survey.
Bu üzerinde durulması gereken bir mesele.It's a matter that must be attended to.
Şöhretin kötü tarafı, halkın gözünün sürekli üzerinde olmasıdır.The downside of fame is public scrutiny.
Yaşı muhtemelen kırkın üzerinde.She's probably over forty.
Buraya gelmemin üzerinden on yıl geçmiş.It's been ten years since I came here.
Tom babasının takım elbisesini üzerinde denedi.Tom tried his father's suit on.
Eğer Avustralya'da yaşıyorsanız, bu link üzerinden bizden alışveriş yapabilirsiniz.If you live in Australia, you can buy from us through this link.
Yelkenli tekneler rüzgarın gücü altında su üzerinde hareket eder.Sailing boats move across the water under the strength of wind.
Robert mağara üzerinden kaçmaya çalıştı.Robert tried to escape through the cave.
Mutfakta, tezgahın üzerinde bir not fark ettim.In the kitchen, I noticed a note on the counter.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod