Ana içeriğe geç
Sözlük

üzerinde ile cümle

üzerinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
O ayakkabılar senin üzerinde harika görünüyor.Those shoes look great on you.
Cadılar süpürge üzerinde uçarlar.Witches fly on broomsticks.
2013'te, Rusya'daki Çelyabinsk üzerinde bir meteor patladı.In 2013, a meteor exploded over Chelyabinsk, Russia.
Hiçbir şey üzerinde anlaşamadılar.They weren't able to agree on anything.
Doğru yol üzerindeyiz.We're not on the right road.
Denizden kum tepelerinin üzerinde canlı bir rüzgar patladı.A crisp wind blew up over the sand dunes from the sea.
Tom yüksek lisans eğitimi üzerinde çalışıyor.Tom is working on his master's degree.
İyi bir yol üzerindesin.You're on a good path.
Kedi paspasın üzerinde yatıyor.The cat is lying on the mat.
Tom yamaç üzerinde otlayan sığırın bir resmini çekti.Tom took a picture of the cattle grazing on the hillside.
O hiçbir şey üzerinde çalışmıyor.He isn't working on anything.
Bir martı aniden başımızın üzerinden uçtu.A seagull suddenly flew over our heads.
Tom hiçbir şey üzerinde çalışmıyor.Tom isn't working on anything.
Leyla, vücudunun üzerinde çürüklerle görüldü.Layla was seen with bruises on her body.
İşletim sisteminin bir sonraki sürümü üzerinde çalışıyorlar.They are working on the next version of their operating system.
Biri onun üzerinde bilgi sahibi mi?Does anybody have info on that?
Beyaz at üzerindeki bir prensi aramayı bırakın; onlar yoklar.Stop looking for a prince on a white horse; there's no such thing.
Ayaklarınızı pedalların üzerinde tutun.Keep your feet on the pedals.
Tom ve Mary, güneşin okyanus üzerinde yükselişini izledi.Tom and Mary watched the sun rise over the ocean.
Tom ve Mary, güneşin okyanus üzerinde doğuşunu izledi.Tom and Mary watched the sun rise over the ocean.
Tom ve Mary, güneşin okyanus üzerinde batışını izledi.Tom and Mary watched the sun set over the ocean.
Üzerinde yürüdüğün yere taparım.I worship the ground you walk on.
Üzerinde yürüdüğü yere tapar.He worships the ground she walks on.
Yeni bir yemek kitabı üzerinde mi çalışıyorsun?Are you working on a new cookbook?
Bunu yapmak için yirmi birinin üzerinde olman gerekmiyor mu?Don't you have to be over twenty-one to do that?
Özel bir şey üzerinde mi çalışıyorsun?Are you working on something special?
Yeni bir şey üzerinde mi çalışıyorsun?Are you working on something new?
Dört cerrah Leyla'nın yaraları üzerinde çalıştı.Four surgeons worked on Layla's injuries.
Tom buz üzerinde kaydı ve düştü.Tom slipped on the ice and fell.
Başka bir kitap üzerinde çalışıyor musun?Are you working on another book?
Tom Mary üzerinde ters psikoloji kullandı.Tom used reverse psychology on Mary.
Sen on sekiz yaşın üzerinde değil misin?Aren't you over eighteen years old?
Hız limitinin otuz kilometre üzerinde gittiğim için bir polis tarafındn kenara çekildim.I was pulled over by a policeman for going thirty kilometers over the speed limit.
Leyla'nın Salima üzerinde kötü bir etkisi vardır.Layla is a bad influence on Salima.
Leyla birçok ceza davası üzerinde çalıştı.Layla worked on many criminal cases.
Bu, üzerinde oynanmış bir fotoğraf.It's a doctored photo.
Tom üzerinde her zaman silah bulundurur.Tom carries a gun with him at all times.
Tom hendeğin üzerinden atlamaya çalıştı.Tom tried jumping over the ditch.
Tom üzerindeki tüm parayı soygunculara verdi.Tom gave the robbers all the money he had.
Tom sundurma üzerinde Mary ile öğle yemeği yiyor.Tom is having lunch with Mary on the porch.
Tom, Mary ile her şey üzerinde anlaştı.Tom agreed with Mary on everything.
Dışarıda buradaki sundurmanın üzerinde yatmamamız gerekir.You shouldn't sleep out here on the porch.
Sami kanepenin üzerinde uyuyordu.Sami was asleep on the couch.
Sami şapkayı üzerinde denedi.Sami tried the hat on.
Güzel bir martı denizin üzerinde uçar.A beautiful gull flies over the sea.
Kaldırımın üzerinde bir yaprak tabakası yatıyor.A layer of leaves lies on the pavement.
Çocuğun çitin üzerinden atladığını ve kaçtığını gördüm.I saw the boy jump over the fence and run away.
Küçük masanın üzerinde ne vardı?What was there above the little table?
Neyin üzerinde oturuyorum?What am I sitting on?
O kadar yorgundum ki sert mermer zemin üzerinde uyudum.I was so tired that I fell asleep on the hard marble floor.
Güneydoğu rüzgarı suyun üzerinde esti.The southeasterly wind blew over the water.
Tom otuzun üzerinde.Tom is just over thirty.
Annem ve babam Park Caddesi üzerinde küçük bir restorana sahiptir.My parents own a small restaurant on Park Street.
Tom ve ben, ne yapmamız gerektiği üzerinde anlaşamadık.Tom and I couldn't agree on what we needed to do.
Tom'un bunun için 3,000 dolar üzerinde harcadığını biliyor muydun?Did you know Tom spent over $3,000 on that?
Evim Park Caddesi üzerindedir.My house is on Park Street.
Bir ayak üzerinde durabilir misin?Can you stand on one foot?
Bıçağın masamın üzerinde.Your knife is on my desk.
Tom üç yaşın üzerinde.Tom is over three years old.
Sami ve Leyla'nın aşklarını kâğıt üzerinde ifade etmekte hiçbir sorunları yoktu.Sami and Layla had no problem professing their love on paper.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod