Tom ince bir çizgi üzerinde yürümek zorundadır.Tom has to walk a fine line.
Nakitimin üzerinde oturuyorum.I'm sitting on my cash.
Tom duvarın üzerinden atladı.Tom leapt over the wall.
Bunun üzerinde yorum yapamam.I can't comment on it.
Güzellik ürünlerini Kanada domuzları üzerinde test ettiler.They tested the beauty products on Canadian pigs.
Tom sarı hardallı kraker üzerinde füme sardalya yemeyi sever.Tom likes to eat smoked sardines on crackers with yellow mustard.
Tabletiniz rafın üzerinde.Your tablet is on the shelf.
Hayvanlar kar üzerinde yürürken ayak izlerini bırakırlar.Animals leave footprints when they walk through snow.
Tom bir ampul değiştirmek için masanın üzerinde duruyor.Tom is standing on the table to change a lightbulb.
Kek, tezgahın üzerinde soğuyor.The cake is cooling on the counter.
Bu proje üzerinde çalışırken çok eğlendim.I had a lot of fun working on this project.
Tom bir dönem ödevi üzerinde çalışıyor.Tom is working on a term paper.
Uzun süredir proje üzerinde çalışıyor.He has been working on the project for a long time.
Kahire, Fadıl için dünya üzerindeki en mutlu yerdi.Cairo was the happiest place on earth for Fadil.
Fadıl'ın Dania üzerinde kontrolü vardı.Fadil had control over Dania.
O ağaç Tom'un arazisinin üzerinde.That tree is on Tom's property.
Bunun üzerinde çalışmaya devam edeceğiz.We'll continue to work on that.
Zaten onun üzerinde çalışıyorum.I'm already working on it.
Zaten otuz yaşın üzerindeyim.I'm already over thirty.
İş üzerindeyim.I'm on the job.
Biz onun üzerinde çalışıyoruz.We've been working on it.
Tabağın üzerindeki bütün kurabiyeleri yedim.I ate all the cookies that were on the plate.
Bence bunun üzerinde hala biraz daha çalışmamız gerekiyor.I think we still need to work on this some more.
Bir şey üzerinde yoğunlaşıyorum.I'm concentrating on something.
Bunun üzerinde düşündüm.I've thought it over.
Tom yerdeki bir döşek üzerinde uyur.Tom sleeps on a mattress on the floor.
Bu matematikçiler origami matematiği üzerinde çalışıyorlarThese mathematicians study the mathematics of origami.
Cerrahlar Fadıl üzerinde hayat kurtaran bir ameliyat gerçekleştirdiler.Surgeons performed life-saving surgery on Fadil.
Pirana bitkisinin üzerinden atla.Jump over the piranha plant.
Yeni siyasi partinin isminin "Politika Üzerinde Politika" olacağı kararı alındı.It was decided that the new political party's name would be "Policy over Politics".
Oğlanın tahta üzerinde bir kimyasal denklemi çözmesi istendi.The boy was asked to solve a chemical equation on the board.
Birçok kişi bu yolda hız sınırının üzerinde sürüyor.Many people drive over the speed limit on this road.
Tüm sürücülerin yüzde doksanı, ortalamanın üzerinde olduklarını düşünür.Ninety percent of all drivers think they're above average.
Üzerinde cep telefonun var mı?Do you have your cell on you?
Motosikletçi hız sınırının üzerinde gitti.The motorcyclist went over the speed limit.
Polis, Tom'un parmak izlerini kapı kolunun üzerinde buldu.The police found Tom's fingerprints on the doorknob.
Tom üzerinde çok fazla parası olmadığını söyledi.Tom said he doesn't have very much money on him.
Polis, Leyla'nın parmak izlerini kapı tokmağının üzerinde buldu.The police found Layla's fingerprints on the doorknob.
Polis, Sami'nin parmak izlerini kapı tokmağının üzerinde buldu.The police found Sami's fingerprints on the doorknob.
Tom üzerinde fazla parası olmadığını söyledi.Tom said he didn't have much money on him.
Tom bana onun üzerindeki tüm parayı verdi.Tom gave me all the money he had on him.
Tom şu an onun üzerinde çalışıyor.Tom is working on that right now.
Tom senin üzerinde kötü bir etki.Tom is a bad influence on you.
Ay üzerinde ilginç hiçbir şey yok.There's nothing interesting on the moon.
Yaprağın üzerindeki nedir?What's on the leaf?
O yaprağın üzerindeki nedir?What's on that leaf?
Kadın hakları üzerinde çalışıyoruz.We're working on women's rights.
Günün sonuna kadar tamamlanması gereken bir şeyler üzerinde çalışıyoruz.We're working on something that needs to be finished by the end of the day.
Üzerinde paran var gibi görünmüyorsun.You never seem to have any money on you.
Şu anda o problem üzerinde çalışıyorum.I'm working on that problem right now.
Tom Mary'nin başının üzerinde bir yumurta kırdı.Tom cracked an egg over Mary's head.
Şimdi ne üzerinde çalışıyorsunuz?What are you working on now?
Tom'un adı oy pusulasının üzerinde.Tom's name is on the ballot.
Ben buzun üzerinde kaydım.I slipped on the ice.
Sorun üzerinde çalışıyorum.I'm working on the problem.
Tom duvarın üzerinde oturuyor.Tom is sitting on the wall.
Yeni bir şarkı üzerinde çalışıyorum.I'm working on a new song.
Yeni bir plan üzerinde çalışıyorum.I'm working on a new plan.
Tom bir tomruğun üzerinde oturuyor.Tom is sitting on a log.
Şimdi onun üzerinde çalışıyorum.I'm working on it now.