Tom otuz kerenin üzerinde bıçaklandı.Tom was stabbed over thirty times.
Tom masanın üzerinde Mary'nin mektubunu gördü.Tom saw Mary's letter on the desk.
Bir harita üzerinde Amerika Birleşik Devletleri'ni bulabilir misin?Can you find the United States on a map?
Bir harita üzerinde Irak'ı bulabilir misin?Can you find Iraq on a map?
Eritre'yi harita üzerinde bulabilir misin?Can you find Eritrea on a map?
Harita üzerinde Kırgızistan'ı bulabilir misin?Can you find Kyrgyzstan on a map?
Afganistan'ı harita üzerinde bulabilir misin?Can you find Afghanistan on a map?
Tom çantayı çitin üzerinden attı.Tom threw the bag over the fence.
Onun üzerinde hiçbir kontrolümüz yok.We have no control over that.
Biz 300'ün üzerinde çalışana sahibiz.We have just over 300 employees.
Kırık şişe parçaları üzerinde yürümeyin.Don't walk on the shards of the broken bottle.
Masanın üzerindekiler bir şampanya şişesi ve iki bardaktı.On the table were a bottle of champagne and two glasses.
Tom 80 kilonun üzerinde.Tom is over 80 kilos.
Benim ceket dikenli tel üzerinde bir diken üzerinde yakalandı.My coat got caught on a barb on the barbed wire.
Ellerini üzerinden çek.Take your hands off her.
Göl üzerinde sis var.There is fog over the lake.
Bütün hafta bunun üzerinde çalışıyoruz.We've been working on that all week.
Tom kumun üzerinde bir çukur kazdı.Tom dug a hole in the sand.
Tom'un ayakkabıları üzerinde kan vardı.Tom had blood on his shoes.
Uzun süredir bunun üzerinde çalışıyoruz.We've been working on this for a long time.
Bu sorun üzerinde bütün hafta sonu çalışıyoruz.We've been working on this problem all weekend.
Katolik Kilisesi toplum üzerinde güçlü bir etkiye sahipti.The Catholic Church had a strong grip on society.
Tom'un yastığı üzerinde kan vardı.There was blood on Tom's pillow.
Onun üzerinde biraz sinirlendim.I got a little upset over it.
Tom sonunda akarsu üzerinden atlamayı denemeye karar verdi.Tom finally decided to try jumping over the stream.
Sekreter, ticari yazışmalar üzerinde çalışıyor.The secretary works on business correspondence.
Sen onun üzerinde bayağı bir izlenim bırakmış olmalısın.You must have made quite an impression on her.
Onun üzerinde epeyce bir izlenim bırakmış olmalısın.You must have made quite an impression on him.
Senin üzerinde oldukça bir izlenim bırakmış gibi görünüyor.It sounds like he made quite an impression on you.
Senin üzerinde epeyce bir izlenim bırakmış gibi görünüyor.It sounds like she made quite an impression on you.
O sanki senin üzerinde bayağı izlenim bırakmış gibi görünüyor.He seems to have made quite an impression on you.
Basın skandal üzerinde yoğunlaşıyor.The press is focusing on the scandal.
Şu andan itibaren, ofise geldiğimde masamın üzerinde sıcak bir fincan kahve istiyorum.From now on, I want a hot cup of coffee on my desk when I arrive at the office.
Ailem, Noel hediyelerinin çoğunu internet üzerinden satın aldıklarını söyledi.My parents said they have already purchased most of their Christmas presents online.
Tom buzun üzerinde çaba harcamadan kaydı.Tom glided across the ice effortlessly.
Patenciler buzun üzerinde kaydı.The skaters glided across the ice.
Tom patencilerin buzun üzerinde kaydığını izledi.Tom watched the skaters glide across the ice.
Genç insanlar donmuş gölet üzerinde paten yapıyorlardı.Young people were skating on the frozen pond.
İşletme mastırımı bitirme üzerinde çalışıyorum.I'm working on finishing my MBA.
Turistler tekerlekler üzerinde çekirgelerdir.Tourists are locusts on wheels.
Tom'un üzerinde bir çizik yoktu.Tom didn't have a scratch on him.
Tom Mary üzerinde ters psikoloji kullanmaya çalıştı.Tom tried to use reverse psychology on Mary.
Bunun üzerinde çok iş yaptık.We've done a lot of work on this.
Onun üzerinde çalışmaya gitmek zorundayız.We've got to go to work on that.
Onun üzerinde çok sıkı çalışıyoruz..We're working very hard on that.
Çok ince buz üzerinde ilerliyoruz.We're treading on very thin ice.
Onun üzerinde çok çalışmak zorunda kalacağız.We'll have to work hard on that.
Temeller üzerinde çok çalıştık.We worked a lot on fundamentals.
Hala onlar üzerinde kontrolümüz var.We still have control over them.
Onun üzerinde biraz kontrole sahibim.I do have some control over it.
Bu zarfın üzerinde hiç adres yok.This envelope has no address.
Bu sorun üzerinde çalışıyoruz.We're working on this issue.
Bunun üzerinde çalışacağız.We're going to work on this.
Tom bir şey üzerinde olabilir.Tom might be on to something.
Park Caddesi üzerinde yer alıyor.It's located on Park Street.
Her gün onun üzerinde çalışıyorum.I'm working on it every day.
Bunun üzerinde biraz araştırma yaptım.I did some research on this.
Tom ve ben bir şey üzerinde anlaştık.Tom and I agree on something.
Onun üzerinde düşünülüyor.That's under consideration.
Onun üzerinde çalışmaya çalışıyorum.I'm trying to work on that.