Bazen kendimi tekerlek üzerinde yarışan bir hamster gibi hissediyorum.Sometimes, I feel like a hamster racing on a wheel.
Kendimi tekerlek üzerindeki bir hamster gibi hissediyorum.I feel like a hamster on a wheel.
Bazen kendimi tekerlek üzerinde koşan bir hamster gibi hissediyorum.Sometimes, I feel like a hamster running on a wheel.
Tom sadece kızları etkilemek için bütün parasını bir araç üzerinde harcadı.Tom spent all his money on a car just to impress girls.
Geceyi çim üzerinde yıldızlara bakarak geçirdi.He spent the night lying on the grass, looking at the stars.
Hangi cadde üzerinde?On what street?
Tom üzerinde uyuduğu yatak çok kısa.The bed Tom sleeps on is too short.
Biz küçük bir tepe üzerindeki bir yeşil alanda piknik yaptık.We had a picnic in a green field on a small hill.
Benim dizimin üzerinde oturmak ister misin?Would you like to sit on my knee?
Tom kanapenin üzerinde uzandı ve uykuya daldı.Tom stretched out on the couch and fell asleep.
Tom çimenlerin üzerinde uzandı ve uykuya daldı.Tom stretched out on the grass and fell asleep.
Mary havuzun yanındaki bir şezlong üzerinde uzandı.Mary stretched out on a lounge chair besides the pool.
Yağ, su üzerinde yüzer.Oil floats on water.
Petrol su üzerinde yüzer.Oil floats on water.
Kutunun üzerindeki etiket, içerikle eşleşmiyor.The label on the box doesn't match the contents.
Kitap hangi rafın üzerinde?What shelf is the book on?
Operatör robot üzerindeki kontrolünü kaybetti.The operator lost control over the robot.
Mary bir kayanın üzerinde tek başına oturuyordu.Mary sat alone on a rock.
O ormanda yürüdü. Onun üzerinde, kuşlar neşeyle cıvıldıyordu.He walked through the forest. Above him, the birds chirped merrily.
Tom'un üzerinde üç yirmiliği vardı.Tom had three twenties on him.
Ben birçok şey üzerinde Tom ile aynı fikirde değilim.I don't agree with Tom on much.
Kalem, kitabın üzerinde.The pencil is on the book.
Ekmek kamp ateşinin açık alevi üzerinde pişirilmekten yakılmıştı.The bread was scorched from being cooked on the open flame of the camp fire.
Tom ve Mary'nin her ikisi de otuz yaşın üzerindedir.Both Tom and Mary are over thirty.
Benim hâlâ üzerinde çalışacak işim var.I still have stuff to work on.
Biz Tayvan üzerinden uçtuk.We flew through Taiwan.
Okyanusun bazı bölgelerinde, kril popülasyonları yüzde 80'in üzerinde düştü.In some parts of the ocean, krill populations have dropped by over 80 percent.
Sadece kağıt üzerinde var olan bir evliliktir.It's a marriage that exists only on paper.
İnternet üzerinden ödeyebilir miyim?Can I pay online?
Bir sincap yosunlu kütüklerin üzerinde zıplıyordu.A squirrel is hopping over the mossy logs.
Dürüstlük koltuk değneği üzerinde bir dilenci; dolandırıcılık taçlı bir prensestir.Honesty is a beggar on crutches; roguery is a princess with a crown.
Cimnastikçi denge kirişi üzerinde kaydı.The gymnast slipped on the balance beam.
Tom göğsünün üzerinde kollarını kavuşturdu.Tom crossed his arms over his chest.
Tom genellikle giysileri internet üzerinden satın alır.Tom often buys clothes online.
Tom kayalığın üzerinde dikkatlice görünüyordu.Tom looked cautiously over the cliff.
O, Park Caddesi üzerinde meydana geldi.That happened on Park Street.
Park Caddesinin üzerinde küçük erkek kardeşimin evinde kalıyorum.I've been staying at my younger brother's house on Park Street.
Dün gece üç kişi Park Caddesi üzerinde bıçaklandı.Three people were stabbed on Park Street last night.
O gün üç yüzün üzerinde kişi hayatını kaybetti.Over three hundred people lost their lives that day.
Bizim stüdyo hâlâ Park Caddesi üzerinde yer almaktadır.Our studio is still located on Park Street.
Ben son rötuşlar üzerinde çalışıyorum.I'm working on the finishing touches.
O, konu üzerinde çok bilgilidir.He is very knowledgeable on the subject.
Gömleğimin üzerindeki kan erkek kardeşimin.The blood on my shirt is my brother's.
Biz bunca yıldır bir servetin üzerinde oturuyoruz.We've been sitting on top of a fortune all these years.
Zemin üzerinde kan lekeleri vardı.There were blood stains on the floor.
Talimatlar paket üzerinde bulunmaktadır.The instructions are on the package.
Talimatlar ambalaj üzerindedir.The instructions are on the package.
Tom tromplin üzerinde takla attı.Tom did a somersault on the trampoline.
Roket, fırlatma rampası üzerinde patladı.The rocket exploded on the launch pad.
Ben dil bilgisi üzerinde çalışıyorum.I'm working on the grammar.
Tom, Park Caddesi üzerinde otellerden birinde kaldı.Tom stayed at one of the hotels on Park Street.
Bu tür düşüncelerin sonuçta onların nihai kararı üzerinde herhangi bir etkisi olmamıştır.Such considerations ultimately had no effect on their final decision.
Bütün hafta sonunu sorun üzerinde çalışarak geçiren işçilerin ödüllendirilmesi gerekiyor.The employees who spent all weekend working on the problem should be rewarded.
Hepimiz bunun üzerinde anlaşabiliriz.We can all agree on this.
Tom'un üzerinde kot pantolon vardı.Tom had jeans on.
Söylediğin şey üzerinde çok düşündüm.I've thought a lot about what you said.
Ben iş arkadaşlarımla güzergah üzerinde gittim.I went over the itinerary with my co-workers.
CLIS Yolu üzerinde Hayasaka Cycle'ın hemen karşısında bir Subway sandviç dükkanı var.There’s a Subway sandwich shop just across from Hayasaka Cycle on Clis Road.
Ben kahvenin üzerinde sıcak kakao tercih ederim.I prefer hot cocoa over coffee.
Bunun üzerinde çalışıyoruz.We've been working on this.