Tom üç milyon doların üzerinde varlığa sahiptir.Tom has over three million dollars in assets.
Trenler raylar üzerinde çalışır.Trains run on rails.
Tom çoğunlukla hız limitinin biraz üzerinde sürer.Tom often drives slightly over the speed limit.
Tom genellikle hız limitinin biraz üzerinde araç kullanır.Tom usually drives slightly over the speed limit.
Avustralya'da her gün bir milyon tonun üzerinde kömür çıkarılıyor.More than one million tons of coal are mined each day in Australia.
Tom şu anda onun üzerinde çalışıyor.Tom is working on it right now.
Peyniri ekmeğin üzerinde yayarım.I spread cheese on bread.
Bu üzerinde çok düşünülmesi gerekmeyen bir sorun olmalı.This should be a no-brainer.
Bugünlerde, insanlar nadiren kendi dirsek ve dizleri üzerinde yamalar giymektedir.These days, people rarely wear patches on their elbows and knees.
Tom donmuş kırağı üzerinde kaydı.Tom slipped on black ice.
Masanın üzerinde bir tabak, bir çatal ve bir bıçak var.On the table there's a plate, a fork, and a knife.
Şimdi gelen otobüs, İç Hatlar Terminali 1 üzerinden Uluslararası Terminale gidiyor.The bus now arriving is going to the International Terminal via Domestic Terminal 1.
Sabah, çimlerin üzerinde çiy yalınayak dokunmak iyidir.In the morning, it is good to touch barefoot the dew on the grass.
Ne üzerinde odaklanmalıyız?What should we focus on?
Onlar çimenlerin üzerinde birlikte neşeyle dans ettiler.They danced merrily together on the grass.
Tom televizyon izlerken kanapenin üzerinde uykuya dalmış.Tom fell asleep on the couch while watching TV.
Mary'nin üzerinde bir elbise vardı.Mary was wearing a dress.
O, ceketini omzunun üzerinden attı.He threw the jacket over his shoulder.
"Şimdi üzerinde ne kadar para var?" "Üzgünüm, cüzdanımı getirmedim.""How much do you have on you now?" "Sorry, I didn't bring my wallet."
Yapacağın şey üzerinde dikkatli düşün.Think carefully on what you are going to do.
Bu şarap bir yaşın üzerinde.This wine is over a year old.
Benim proje üzerinde çalışıyorum.I'm working on my project.
Tom yerdeki bir şeyin üzerinde tökezledi.Tom stumbled over something on the ground.
Onun üzerinde çalışabiliriz.We can work on it.
Tom çitin üzerinde oturdu.Tom sat on the fence.
Bir köpek halının üzerinde oturuyor.A dog is sitting on the carpet.
Otuzun üzerinde hiç kimseye güvenemezsin.You can’t trust anybody over thirty.
Otuzun üzerinde kimseye güvenme.Don't trust anybody over thirty.
30'un üzerinde kimseye güvenme.Don't trust anybody over 30.
30 yaşın üzerindeki hiç kimseye güvenme.Don't trust anybody over 30.
Onun üzerinde çok çalışıyoruz.We're working hard on it.
Tom halı üzerinde bağdaş kurup oturdu.Tom sat cross-legged on the carpet.
Mary Tom'a söyleyip söylemeyeceği üzerinde birazcık ikilem içerisindeydi.Mary is in a bit of a quandary over whether to tell Tom or not.
Tom tatil planları üzerinde gerçek bir şaşkınlık içindeydi.Tom was in a real muddle over his holiday plans.
Bu metnin sosyal ağlar üzerinde büyük bir etkisi vardı.This text had a great impact on the social networks.
Biz şimdi bunun üzerinde çalışıyoruz.We're working on that now.
Mafya rakip gangsteri öldürmek için kendi planları üzerinde onu içeriye aldı.The mafia let him in on their plans to knock off a rival gangster.
Tom hâlâ onun üzerinde çalışıyor.Tom is still working on that.
Üzerinde çalıştığımız şey bu.That's what we're working on.
Öğretmenin öğrenciler üzerinde yetkisi yok.The teacher has no authority over his students.
Öğretmenin öğrencileri üzerinde hiçbir yetkisi yoktur.The teacher has no authority over her students.
Sanırım Tom otuzun üzerinde.I think Tom is over thirty.
Yeni kitabım üzerinde çalışıyorum.I'm working on my new book.
Bu üzerinde çalıştığımız bir şey.That's something we've been working on.
Ağaç o kadar yüksekti ki bahçe duvarının üzerinde yükseldi.The tree was so tall that it towered over the garden wall.
Onlar ara sıra farkları üzerinde tartışırlar.Every now and then they clash over their differences.
Tam liseye giden yol üzerinde bu tür bir yer olduğunu bilmiyordum.I didn't know that there was this sort of place just on the route to the high school.
Tom'un stresli işi sağlığı üzerinde zararlı bir etkiye sahiptir.Tom's stressful job is having a detrimental effect on his health.
Tom üzerinde bir gömleği yok.Tom doesn't have a shirt on.
Sana PayPal üzerinden ödeme yolluyorum.I'm sending you the payment through PayPal.
Ben PayPal üzerinden size ödeme gönderdim.I sent you the payment through PayPal.
Bir seferde bir proje üzerinde çalışalım.Let's work on one project at a time.
Daha önemli konular üzerinde odaklanmaya başlayalım.Let's start focusing on more important matters.
Bugün yapılması gereken şeyin üzerinde yoğunlaşalım.Let's concentrate on what needs to be done today.
Diş macunu lavabonun üzerinde.The toothpaste is on the sink.
Onun üzerinde yoğunlaşmak istiyorum.I want to concentrate on that.
Onun üzerinde odaklanmak istiyorum.I want to focus on that.
Askerler atların üzerinde savaştı.The soldiers battled on horses.
Onun parmakları klavyenin üzerinde dans etti.Her fingers danced over the keyboard.
Ben yeni bir kitap üzerinde çalışıyorum.I'm working on a new book.