Ana içeriğe geç
Sözlük

üzerinde ile cümle

üzerinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
O, kök kalıntısı üzerinde tökezledi.He stumbled on the stump.
Bu ağaçta her dal üzerinde bir elma var.In this tree, there is an apple on every limb.
Bazı hayvan türlerinde dişi erkek üzerinde egemendir.In some species of animals, the female is dominant over the male.
Tom filme 10 üzerinden 7 puan verdi.Tom gave the film a rating of 7 out of 10.
Üzerinde çalıştığın şarkıyı yazmayı bitirdin mi?Have you finished writing that song you've been working on?
Tom üzerinde herhangi bir giysi olmadan evin etrafında aylak aylak dolaşır.Tom likes to lounge around the house without any clothes on.
Tom üzerinde herhangi bir elbise olmadan sık sık evin etrafında yürür.Tom often walks around the house without any clothes on.
O kanatlı bir atın üzerinde uçuyor.He's flying on a winged horse.
Tezgahın üzerinde muz dolu bir sepet var.There is a basket full of bananas on the counter.
Radyo masanın üzerinde.The radio is on the table.
Anahtarların üzerinde mi?Do you have your keys on you?
Tom'un köpeği onun yeni halısı üzerinde çamurlu pençe izleri bıraktı.Tom's dog left muddy paw prints all over his new carpet.
Dere üzerinden atlamaya cesaret edemedi.He did not dare to jump over the creek.
Bir dolarlık banknot üzerinde masonluğun sembollerini görebilirsiniz.You can see symbols of freemasonry on the one dollar bill.
Birçok göçmen Balkanlar üzerinden Yunanistan'dan Batı Avrupa'ya seyahat ediyor.Many migrants travel from Greece, through the Balkans, to Western Europe.
Birçok göçmen, Yunanistan ve Balkanlar üzerinden Batı Avrupa'ya yolculuk ediyor.Many migrants travel from Greece, through the Balkans, to Western Europe.
Sonunda bir şey üzerinde anlaştık.We finally agree on something.
Tom'un gömleğinin üzerinde kan lekeleri vardı.Tom's shirt had blood stains on it.
30'un üzerinde insan intihar etti.Over 30 people committed suicide.
Helikopteri göletin üzerinde uçarken görebiliriz.We could see the helicopter hovering above the pond.
Üzerinde küpe var mı?Do you have earrings on?
Başımın üzerinde uçan bir helikopter duydum.I heard a helicopter flying overhead.
Bir helikopter başımızın üzerinden uçtu.A helicopter flew overhead.
Dün kapının üzerinde bir not bıraktım.I left a note on your door yesterday.
İlginç bir şey üzerinde mi çalışıyorsun?Are you working on anything interesting?
Biz bütün gece onun üzerinde çalıştık.We worked on it all night.
Tom'un üzerinde mavi kotu var.Tom has blue jeans on.
Biz ayak parmaklarının üzerinde yürüdük.We walked on tiptoes.
Tom'un üzerinde hiçbir şey yok.Tom has nothing on.
Tom'un üzerinde şort vardı.Tom had shorts on.
Tom onun üzerinde düşünüp taşındı.Tom thought it over.
Onun üzerinde hiç elbise yoktu.He had no clothes on him at all.
Bu büyük pot mutfak masasının üzerinde.That big pot is on the kitchen table.
Masanın üzerinde bir kitap yok.There isn't a book on the table.
O ve kız kardeşi her şey üzerinde anlaştı.She and her sister agreed on everything.
Flevoland 1.400 km²'nin üzerinde araziye ve 400.000'in üzerinde nüfusa sahiptir.Flevoland now has over 1,400 km² of land and over 400,000 inhabitants.
Dikkatinizi gerçekten önemli şeyler üzerinde odaklayın.Focus your attention on the really important things.
Düzenlemeler üzerinde çalışıyoruz.We're working on the arrangements.
Tom o nokta üzerinde anlaşmadı.Tom disagreed on that point.
Arkeologlar yüzün üzerinde mezar keşfetti, onlardan birkaçı küçük çocuklara aitti.The archaeologists discovered over a hundred graves, a few of which belonged to infants.
Güneşin kent üzerindeki doğuşunu izledim.I watched the sun rise over the city.
Masanın üzerinde bir sözlük var.There's a dictionary on top of the desk.
Dans hakkındaki bir kitap masanın üzerinde duruyor.A book about dancing is lying on the desk.
Son görüşmemizin üzerinden çok zaman geçti, değil mi?It's been a long time since we last spoke, hasn't it?
Babam ve arkadaşı bir sonraki tepe üzerinde mısır ekecek.Father and his companion will sow corn on the next hill.
Dünyamız üzerinde çok az yer uygarlık tarafından rahatsız edilmeden kalmıştır.Very few places on our earth remain undisturbed by civilization.
Polis Tom'un parmak izlerinin cinayet silahı üzerinde bulunduğunu söyledi.The police say that Tom's fingerprints were found on the murder weapon.
Şekspir hala yaşıyor olsaydı o, 450 yaşın üzerinde olurdu.If Shakespeare were still living, he'd be over 450 years old.
İletişim becerilerinin üzerinde çalışman gerekiyor.You need to work on your communication skills.
Ben işim üzerinde yoğunlaşıyorum.I've been concentrating on my work.
Onun üzerinde dikkatlice düşüneceğim.I'll think it over carefully.
Bu bıçağın üzerinde kan var.There's blood on this knife.
Onun köyü sadece sınırın üzerinde.His village is just over the border.
Bacaklarının üzerindeki o çürükleri nasıl aldın?How did you get those bruises on your legs?
Tom'un üzerinde bir şapkası yok.Tom doesn't have a hat on.
Dünya üzerinde akıllı yaşam var mıdır?Is there intelligent life on Earth?
Tom yeni plan üzerinde çalışıyor.Tom is working on the new plan.
Masanın üzerinde açık bir kitap var.A book is open on the desk.
Masanın üzerinde açık duran bir kitap var.There's a book lying open on the desk.
Bazen etrafımdaki insanlar üzerinde bir yük gibi hissediyorum.Sometimes I feel like a burden on the people around me.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod