Sıcaklık sadece donma noktasının üzerinde.The temperature is just above freezing.
O kadar büyük bir şeyi kumun üzerinde nasıl inşa edersin?How do you build something as big as that on the sand?
Kunduzlar Dünya üzerindeki en işlek memeliler olarak düşünülebilir.Beavers may be considered as the busiest mammals on Earth.
Bir internet kafede web üzerinde arkadaşlarınızla temas halinde olun.Keep in touch with friends on the web at an Internet café.
O şapkalar onlar üzerinde iyi görünüyor.Those hats look good on them.
O şapka onun üzerinde iyi görünüyor.That hat looks good on her.
Çek ellerini onun üzerinden.Get your hands off him.
Çek pis ellerini onun üzerinden.Get your filthy hands off him.
Tom dışarıda bir iş üzerinde.Tom is out on an errand.
FBI, Matt Brown adında bir İngiliz diplomatın üzerinde gözetim gerçekleştirdi.The FBI conducted surveillance on a British diplomat named Matt Brown.
Dan annesinden miras kalan arazi üzerinde vergilendirilmek istemiyordu.Dan didn't want to be taxed on the land he inherited from his mother.
Polis Dan'in kanını Linda'nın ayakkabıları üzerinde buldu.The police found Dan's blood on Linda's shoes.
Erkekler bilgisayar ve internet üzerinde kızlardan daha fazla vakit harcarlar.Boys spend more time than girls on the computer and the Internet.
Dünya 23,5 derecelik açıyla hareket ettirildiğinde hayali bir eksen üzerinde döner.The Earth rotates on an imaginary axis which is tilted at a 23.5 degree angle.
Jüpiter'in uydularından biri olan İo, üzerinde aktif volkanlara sahiptir.One of Jupiter's moons, Io, has active volcanoes on it.
Satürn kendi ekseni üzerinde çok hızlı dönen çok büyük bir gaz gezegendir.Saturn is a very large gas planet which spins very rapidly on its axis.
Satürn'ün atmosferinin saatte 1800 kilometrenin üzerinde esebilen rüzgarları var.Saturn's atmosphere has winds which can blow at over 1800 kilometers per hour.
Satürn üzerindeki beyaz lekelerin, güçlü fırtınalar olduklarına inanılır.The white spots on Saturn are believed to be powerful storms.
Ayrıntılar üzerinde durmanın hiçbir anlamı yok.There's no point in dwelling on details.
Dan cesedi üzerinde otopsi gerçekleştirildi.An autopsy was performed on Dan's body.
Dan oğlunun kalçasının üzerinde bir çürük buldu.Dan found a bruise on his son's thigh.
Dan'ın yatağın üzerinde asılı bir fotoğrafı vardı.There was a photograph of Dan hanging above the bed.
Dan bir yelkenli üzerinde adadan ayrıldı.Dan left the island on a sailboat.
Holly trambolinin üzerinde atlıyor.Holly is jumping on the trampoline.
Linda'nın üzerinde birkaç mücevher vardı.Linda had some jewellery on her.
Polis Dan üzerinde fiziksel ve elektronik gözetim gerçekleştirdi.Police conducted physical and electronic surveillance on Dan.
Dedektif Dan Anderson bir tazı gibi iz üzerinde kaldı.Detective Dan Anderson stayed on the trail like a bloodhound.
Üzerinde ne kadar nakit paran var?How much cash do you have on you?
Kapının üzerindeki işaret ne diyor?What's the sign over the door say?
Üzerinde düşünmek için zamana ihtiyacın var mı?Do you need time to think it over?
Tom üzerinde düşünmemi istedi.Tom asked me to think it over.
Tom'un üzerinde ayakkabıları yoktu.Tom didn't have shoes on.
Bu, üzerinde anlaştığımız şey.It's what we agreed on.
Şu an ne üzerinde çalışıyorsunuz?What are you working on right now?
Şimdi hangi projeler üzerinde çalışıyorsunuz?What projects are you working on now?
Bu yer harita üzerinde değil.This place isn't on the map.
Tom buz üzerinde kaydı ve bacağını incitti.Tom slipped on the ice and hurt his leg.
Tom Mary'ye üzerinde adresi yazılı bir kağıt parçası verdi.Tom handed Mary a piece of paper with his address written on it.
Tom asla hız limitinin üzerinde sürmez.Tom never drives above the speed limit.
Birkaç güzel kuş, ağaçların üzerinde uçuyor.Some beautiful birds fly above the trees.
Onlar üzerinde yaşamın diğer formlarıyla ilgili yıldızlar var mıdır?Are there stars with other forms of life on them?
Hiç kimse, tüm ilgiyi üzerinde toplamaya çalışan tiplerden hoşlanmaz.Nobody likes attention whores.
İklim sağlığımız üzerinde büyük bir etkiye sahiptir.The climate has a big effect on our health.
Nasıl, bu elbiseyi beğendin mi? Senin üzerinde iyi görünür.How do you like this dress? It would look good on you.
Sıcaklık geçen hafta sıfırın üzerindeydi.The temperature was above zero last week.
Bak, bir çiçek dövmesi yaptırdım. İşte, göbeğimin üzerinde.Look, I got a flower tattoo here on my belly.
Ağacın üzerinde bir koza gördüm.I saw a cocoon on the tree.
Leylek şehrin üzerinde uçuyordu.The stork was flying above the city.
Leylekler gerçekten tek bacak üzerinde mi dururlar?Do storks really stand on one leg?
Çanta üzerinde çok sayıda parmak izi vardı.There were many fingerprints on the purse.
Tek kanıt pencere üzerindeki parmak izleriydi.The only evidence was the fingerprints on the window.
Tom bana üzerinde adresi yazılı olan bir kağıt parçası uzattı.Tom handed me a piece of paper with his address written on it.
Tom garajda motosikleti üzerinde çalışıyor.Tom is in the garage, working on his motorcycle.
Yol üzerinde kal.Stay on the path.
Affedersiniz, benim cümle üzerinde bazı değişiklikler yapmak zorundayım.Excuse me, I have to make some changes on my sentence.
Satın aldığım kitap masanın üzerindedir.The book that I bought is on the table.
Egzersiz planım üzerinde bir karara vardım.I came to a decision on my exercise plan.
Egzersiz programım üzerinde karara vardım.I decided on my exercise program.
Bilgeliğin bedeli, incilerin üzerindedir.The price of wisdom is above pearls.
Kral, adanın üzerinde hükümranlık kurdu.The king ruled over the island.