Havaalanı yolu üzerindeki bir benzin istasyonunda durdular.On the way to the airport they stopped at a gas station.
Kadınlar üzerinde zayıflamak için çok baskı var.There is a lot of pressure on women to be thin.
Tom üzerinde gülen bir yüzü olan sarı bir tişört giydi.Tom wore a yellow T-shirt with a smiley face on it.
Filmlerde, hayaletler duvarların üzerinden yürüyebilir.In the movies, ghosts can walk through walls.
Tom muhtemelen otuz yaşın üzerinde.Tom is probably over thirty.
Tom kesinlikle otuzun üzerinde.Tom is definitely over thirty.
Tom açıkça otuzun üzerinde.Tom is clearly over thirty.
Tom bir ergen gibi görünüyor ama aslında otuzun üzerinde.Tom looks like a teenager, but he's actually over thirty.
Tom yeniden ayaklarının üzerinde duracak.Tom will be back on his feet soon.
Tom omzunun üzerinden sinirli şekilde baktı.Tom looked nervously over his shoulder.
Tom şimdi onun üzerinde çalışıyor.Tom is working on it now.
Tom ve ben nadiren herhangi bir şey üzerinde anlaşırız.Tom and I seldom agree on anything.
Tom ve Mary o proje üzerinde birlikte çalıştılar.Tom and Mary worked together on that project.
Tom ellerini kulaklarının üzerinde tuttu.Tom held his hands over his ears.
Tom çimenin üzerinde yatıyor.Tom is lying on the grass.
Tom sığ hendeğin üzerinden atladı.Tom jumped over the shallow ditch.
Tom araba motoru üzerinde çalışıyorTom is working on the car engine.
Tom çit üzerinden atladı.Tom jumped over the hedge.
Tom ortalama boyun üzerinde.Tom is above average height.
Buraya gelmek sadece üç saatin üzerinde sürdü.It took just over three hours to get here.
Tom onun üzerinde çalışıyor.Tom is working on it.
Tom onun üzerinde çalışacak.Tom is going to work on it.
Bu gömleğin üzerinde kan var.This shirt has blood on it.
Tom zaten onun üzerinde çalışıyor.Tom is already working on it.
Tom su birikitisinin üzerinden atladı.Tom jumped over the puddle.
Tom Mary'nin otuzun üzerinde olduğunu biliyor.Tom knows that Mary is over thirty.
Elli santigrad derecenin üzerindeki sıcaklıklara maruz kalma.Do not expose to temperatures above fifty centigrade.
Neden web üzerinde bir açık kaynak hareketine ihtiyacımız var?Why do we need an open source movement on the web?
Fred, Zürih üzerinde uçan uçağı gördü.Fred saw the plane flying over Zurich.
Para masanın üzerinde.The money's on the table.
Kitabı konu üzerindeki bütün düşüncelerini barındırıyor.His book incorporates all his thinking on the subject.
Bu plan kağıt üzerinde harika görünüyorken, bir felaket olduğu ortaya çıktı.This plan, while looking great on paper, turned out to be a disaster.
Tom Mary'nin üzerinde bir apartman dairesinde yaşıyor.Tom lives in the apartment above Mary.
Tom harita üzerinde bir noktaya işaret etti.Tom pointed to a spot on the map.
Tom plan üzerinde çalışıyor gibi görünüyor.Tom seems to be working on a plan.
Ben şiltenin üzerinde uyurum.I'll sleep on the futon.
Avrupalılar 500 yıl önce tüm diğer medeniyetler üzerinde bir avantaj elde ettiler.Europeans gained an advantage over all other civilizations 500 years ago.
Tom şöminenin üzerinde asılı resmin çok para edebileceğini düşündü.Tom thought that the picture hanging above the fireplace might be worth a lot of money.
Tom çok dikkatli bir şekilde onun üzerinde düşündü.Tom thought it over very carefully.
Yavru köpeğiniz için bir isim üzerinde karar verdiniz mi?Have you decided on a name for your puppy?
Çocuk yatağın üzerinde zıpladı.The child jumped around on the bed.
Üzerinde düşünecek bir şey vardı.There was something to think over.
O üzerinde düşünecek bir şeydi.That was something to think over.
Onun kırk yaşının üzerinde olduğunu düşünüyorum.I think she's over forty.
Bilim adamları yeni bir deney üzerinde çalışıyor.The scientists are working on a new experiment.
Tom üzerinde sadece bir havlu ile banyodan çıktı.Tom came out of the bathroom with only a towel on.
Mary üzerinde sadece bir havlu ile banyodan çıktı.Mary came out of the bathroom with only a towel on.
Facebook ya da Twitter üzerinde sarhoş fotoğrafları gönderme.Don’t post drunk pictures on Facebook or Twitter.
Bebeğiniz için bir isim üzerinde karar verdiniz mi?Have you decided on a name for your baby?
Şu anda onun üzerinde çalışıyoruz.We're working on that right now.
Keşke dürtülerim üzerinde hareket etme cesaretim olsa.I only wish I had the courage to act upon my impulses.
Onu üzerinde dene. Senin ölçünde gibi görünüyor.Try it on. It looks about your size.
Bu elbise senin üzerinde iyi görünüyordu.This dress would look good on you.
Üzerinde çalıştığım şey bu.That's what I was working on.
Araba üzerinde çalışıyorumI am working on the car.
Tom kanepenin üzerinde kendinden geçti.Tom passed out on the couch.
Annen ve baban üzerinde iyi bir izlenim bırakmak istiyorum.I want to make a good impression on your parents.
Biz bir fiyat üzerinde bir anlaşmaya vardık.We came to an agreement on a price.
"Bekle, marulu yıkadın mı?" "Küçük şeyler üzerinde endişelenmeyi kes.""Wait, have you washed the lettuce?" "Stop worrying over the little things."
Bu, üzerinde çalışacağım projedir.This is the project I will be working on.