Adli tabip onu neyin öldürdüğünü öğrenmek için Tom üzerinde bir otopsi gerçekleştiriyor.The coroner is performing an autopsy on Tom to find out what killed him.
Adli tabip onun neden öldüğünü bulmak için Tom üzerinde bir otopsi yapıyor.The coroner is performing an autopsy on Tom to find out why he died.
Tom çitin üzerinden baktı.Tom looked over the fence.
Ne olduğu üzerinde hiçbir kontrole sahip değilim.I have no control over what happens.
Biz hatanın farkındayız ve bir çözüm üzerinde çalışıyoruz.We are aware of the error and are working on a solution.
Tom fiyat üzerinde pazarlık yapmada iyidir.Tom is good at bargaining the price down.
Tom üç yıl önce satın aldığı arazi üzerinde bir ev inşa etti.Tom built a house on the land he bought three years ago.
Bize üzerinde çalışılacak bir şey ver.Give us something to work on.
Tom Mary'nin yeniden ayaklarının üzerinde durmasına yardım etti.Tom helped Mary get back on her feet.
Ben bir şey üzerinde gerçekten yardımını kullanabilirim.I could really use your help on something.
Yardımını gerçekten bir şeyler üzerinde kullanabilirim.I could really use your help on something.
Tom'un üzerinde mavi bir ceketi var.Tom has a blue coat on.
Kayanın üzerinde yeşil ve sümüksü bir şey vardı.Something green and slimy was on the rock.
Tom araba üzerinde çalışıyor.Tom is working on the car.
Tom'un üzerinde sadece üç doları vardı.Tom had only three dollars on him.
Tom midesinin üzerinde uyur.Tom sleeps on his stomach.
Biz bunun üzerinde konuşamaz mıyız?Can't we talk this over?
Kartal, karla örtülü zirvelerin üzerinde ihtişamla yükseldi.The eagle soared majestically above the snow-covered peaks.
Ne üzerinde oturuyorsun?What are you sitting on?
Tom yatağın üzerinde oturdu.Tom sat down on the bed.
Tom yatağın üzerinde oturuyordu.Tom was sitting on the bed.
Tom ranzasının üzerinde oturuyor.Tom is sitting on his bunk.
Tom çitin üzerinde oturuyordu.Tom is sitting on the fence.
Tom bir sandığın üzerinde oturuyordu, gitar çalıyordu.Tom was sitting on a crate, playing guitar.
Bir dil öğrenmek 70 yaşın üzerinde olduğunuzda zordur.Learning a language when you are over 70 years of age is difficult.
Uçak, bulutların çok üzerinde uçuyordu.The plane was flying far above the clouds.
Ben ayın üzerindeyim.I'm over the moon.
Dolabın içinde ve masanın üzerinde temiz tabaklar var.There are clean plates inside the closet and on the table.
Onun kitabı nerede? Masanın üzerinde.Where is her book? It is on the table.
Kilisede birçok kişi dizlerinin üzerinde dua eder.In church many people get on their knees to pray.
Fransız parfümleri üzerindeki vergiler, ABD'de arttırılmıştır.Taxes on French perfumes have been increased in the United States.
Her türden kağıdı masasının üzerinde bıraktı.He left all kinds of papers on his desk.
Yol üzerinde birçok meyve satıcısı vardır.There are many fruit vendors on the way.
Tom yeni bir plan üzerinde çalışıyor.Tom is working on a new plan.
Üzerinde çalıştığım yeni şarkıyı dinlemek ister misin?Would you like to hear the new song I'm working on?
Tom yaya geçidi üzerindeyken ona bir araba çarptı.Tom was struck by a car on the pedestrian crossing.
Ben evimizin üzerinde uçan bir uçak görüyorum.I see a plane flying over our house.
Hiç bu ada üzerinde uçan bir uçak görmedim.I've never seen a plane fly over this island.
O kilise bir tepenin üzerinde bulunuyor.That church stands on a hill.
Bunun üzerinde daha fazla zaman israf etmeyelim.Let's not waste any more time on this.
Tom bir şeyin üzerinde boğuluyor.Tom is choking on something.
Nihayet bir şey üzerinde anlaştık.Finally, we agree on something.
Şöminenin üzerinde kaç tane resim olduğunu fark ettin mi?Did you notice how many pictures were on the mantel?
Onun üzerinde çalışan bazı insanlarımız var.We've got some people working on it.
Biz hâlâ onun üzerinde çalışıyoruz.We're still working on that.
Birçok sürücü hız sınırının biraz üzerinde sürer.Many drivers drive slightly over the speed limit.
Onun üzerinde çalışmamız gerekecek.We'll have to work on that.
Onun üzerinde çalışmak zorunda kalacağız.We'll have to work on that.
Biz onun üzerinde çalışmaya başlayacağız.We'll get to work on it.
Biz şu anda onun üzerinde çalışabiliriz.We can work on that right now.
Ben onun üzerinde senden alıntı yapabilir miyim?Can I quote you on that?
Üç haftadır bunun üzerinde çalışıyorum.I've been working on this for three weeks.
Onlar yeni bir aşı üzerinde çalışıyorlar.They've been working on a new vaccine.
Güvenliğiniz üzerinde çalışmanız gerekiyor.You need to work on your security.
Tom'un üzerinde şapka yoktu.Tom has no hat on.
Masanın üzerinde bir kitap, bir kalem ve bir kağıt var.There's a book, a pencil, and a sheet of paper on the table.
Tom konuşması üzerinde çalışarak gece yarısına kadar uyanık kaldı.Tom stayed up late into the night working on his speech.
Kuyruğunun üzerinde oturan büyük bir köpek, yangını izliyordu.A big dog, sitting on its tail, was watching the fire.
Deneyimin Tom üzerinde derin bir etkisi vardı.The experience had a profound impact on Tom.
Tom pozitif üzerinde odaklanır ve negatif üzerinde durmaz.Tom focuses on the positive and doesn't dwell on the negative.