Bağlardan: Ramalı Şimi, Üzümlerden ve şarap mahzenlerinden: Şefamlı Zavdi,A nad winnicami był Semejasz Ramatczyk; a nad urodzajami winnic i nad piwnicami winnemi Zabdyjasz Zyfmejczyk.
Bağlardan: Ramalı Şimi, Üzümlerden ve şarap mahzenlerinden: Şefamlı Zavdi,A szõlõmívesek felett volt a Rámátbeli Simei, és a szõlõkben levõ boros tárházak felett a Sifmitbeli Zabdi;
Bağlardan: Ramalı Şimi, Üzümlerden ve şarap mahzenlerinden: Şefamlı Zavdi,라마 사람 시므이는 포도원을 맡았고 스밤 사람 삽디는 포도원의 소산 포도주 곳간을 맡았고
Bağlardan: Ramalı Şimi, Üzümlerden ve şarap mahzenlerinden: Şefamlı Zavdi,Nad vinicami Šimei Rámatský a nad tým, čo bolo vo viniciach, nad pokladmi vína, Zabdi Šifemský.
Bağlardan: Ramalı Şimi, Üzümlerden ve şarap mahzenlerinden: Şefamlı Zavdi,över vingårdarna ramatiten Simei; över de vinförråd som man hade samlat i vingårdarna sifmiten Sabdi;
Bağlardan: Ramalı Şimi, Üzümlerden ve şarap mahzenlerinden: Şefamlı Zavdi,over vingårdene Sime'i fra Rama, over vinforrådene i vingårdene sifmitten Sabdi,
Bağlardan: Ramalı Şimi, Üzümlerden ve şarap mahzenlerinden: Şefamlı Zavdi,over Vingårdene Sjim'i fra Rama; over Vinforrådene i Vingårdene Sjifmiten Zabdi;
Bağlardan: Ramalı Şimi, Üzümlerden ve şarap mahzenlerinden: Şefamlı Zavdi,Schimeï, de Rama, sur les vignes; Zabdi, de Schepham, sur les provisions de vin dans les vignes;
Bağlardan: Ramalı Şimi, Üzümlerden ve şarap mahzenlerinden: Şefamlı Zavdi,Simei, de Ramá, de las viñas. Zabdías el sifmita, del producto de las viñas para las bodegas
Bağlardan: Ramalı Şimi, Üzümlerden ve şarap mahzenlerinden: Şefamlı Zavdi,Şimei, din Rama, peste vii: Zabdi, din Şefam, peste pivniţele cu vin din vii;
Bağlardan: Ramalı Şimi, Üzümlerden ve şarap mahzenlerinden: Şefamlı Zavdi,Sim-ri , người Ra-ma , coi_sóc các vườn nho ; còn Xáp-đi , người Sê-pham , coi_sóc kho rượu trong vườn nho ;
Bağlardan: Ramalı Şimi, Üzümlerden ve şarap mahzenlerinden: Şefamlı Zavdi,Sim-ri, người Ra-ma, coi sóc các vườn nho; còn Xáp-đi, người Sê-pham, coi sóc kho rượu trong vườn nho;
Bağlardan: Ramalı Şimi, Üzümlerden ve şarap mahzenlerinden: Şefamlı Zavdi,sobre as vinhas, Simei, o ramatita; sobre o produto das vides nas adegas do vinho, Zabdi, o sifmita;
Bağlardan: Ramalı Şimi, Üzümlerden ve şarap mahzenlerinden: Şefamlı Zavdi,над виноградниками – Шимей из Рамы, а над запасами вина в виноградниках – Завдий изШефама;
Bağlardan: Ramalı Şimi, Üzümlerden ve şarap mahzenlerinden: Şefamlı Zavdi,над лозята, раматецът Семей; над плода от лозята влаган във винените влагалища, Завдий Сифамиевият син;
Bağlardan: Ramalı Şimi, Üzümlerden ve şarap mahzenlerinden: Şefamlı Zavdi,ועל הכרמים שמעי הרמתי ועל שבכרמים לאצרות היין זבדי השפמי׃
Bağlardan: Ramalı Şimi, Üzümlerden ve şarap mahzenlerinden: Şefamlı Zavdi,وعلى الكروم شمعي الرامي. وعلى ما في الكروم من خزائن الخمر زبدي الشفمي.
Bağlardan: Ramalı Şimi, Üzümlerden ve şarap mahzenlerinden: Şefamlı Zavdi,掌 管 葡 萄 園 的 是 拉 瑪 人 示 每 . 掌 管 葡 萄 園 酒 窖 的 、 是 實 弗 米 人 撒 巴 底
Bağlardan: Ramalı Şimi, Üzümlerden ve şarap mahzenlerinden: Şefamlı Zavdi,掌管 葡萄 園 的 是 拉瑪人 示 每 . 掌管 葡萄 園 酒窖 的 、 是 實弗米人撒巴底
Bağlar dikecek, bakımını yapacak, ama şarap içmeyecek, üzüm toplamayacaksınız. Onları kurt yiyecek.네가 포도원을 심고 다스릴찌라도 벌레가 먹으므로 포도를 따지 못하고 포도주를 마시지 못할 것이며
Bağlar dikecek, bakımını yapacak, ama şarap içmeyecek, üzüm toplamayacaksınız. Onları kurt yiyecek.Ngươi trồng nho , song không được uống rượu và không gặt_hái chi hết , vì sâu_bọ sẽ ăn phá đi .
Bağlar dikecek, bakımını yapacak, ama şarap içmeyecek, üzüm toplamayacaksınız. Onları kurt yiyecek.Ngươi trồng nho, song không được uống rượu và không gặt hái chi hết, vì sâu bọ sẽ ăn phá đi.
Bağlar dikecek, bakımını yapacak, ama şarap içmeyecek, üzüm toplamayacaksınız. Onları kurt yiyecek.õlõket ültetsz és míveled [azokat], de bort nem iszol, meg sem szeded, mert elemészti azokat a féreg.
Bağlar dikecek, bakımını yapacak, ama şarap içmeyecek, üzüm toplamayacaksınız. Onları kurt yiyecek.Pianterai vigne e le coltiverai, ma non berrai vino né coglierai uva, perché il verme le roderà
Bağlar dikecek, bakımını yapacak, ama şarap içmeyecek, üzüm toplamayacaksınız. Onları kurt yiyecek.Plantarás viñas y las cuidarás, pero no recogerás uvas ni beberás vino; porque el gusano se las comerá
Bağlar dikecek, bakımını yapacak, ama şarap içmeyecek, üzüm toplamayacaksınız. Onları kurt yiyecek.Vei sădi vii şi le vei lucra, dar vin nu vei bea, ba nici n'o vei culege, căci o vor mînca viermii.
Bağlar dikecek, bakımını yapacak, ama şarap içmeyecek, üzüm toplamayacaksınız. Onları kurt yiyecek.Vinice štípíš a dělati je budeš, ale vína píti ani sbírati nebudeš, nebo červ sžíře je.
Bağlar dikecek, bakımını yapacak, ama şarap içmeyecek, üzüm toplamayacaksınız. Onları kurt yiyecek.Vinograde zasadiš in jih boš obdeloval, a ne boš ne vina pil, ne grozdja trgal, kajti črvi ga bodo snedli.
Bağlar dikecek, bakımını yapacak, ama şarap içmeyecek, üzüm toplamayacaksınız. Onları kurt yiyecek.Vysadíš vinicu a budeš obrábať, ale vína piť nebudeš ani nebudeš snášať, lebo to požerie červ.
Bağlar dikecek, bakımını yapacak, ama şarap içmeyecek, üzüm toplamayacaksınız. Onları kurt yiyecek.כרמים תטע ועבדת ויין לא תשתה ולא תאגר כי תאכלנו התלעת׃
Bağlar dikecek, bakımını yapacak, ama şarap içmeyecek, üzüm toplamayacaksınız. Onları kurt yiyecek.كروما تغرس وتشتغل وخمرا لا تشرب ولا تجني لان الدود ياكلها.
Bağlar dikecek, bakımını yapacak, ama şarap içmeyecek, üzüm toplamayacaksınız. Onları kurt yiyecek.你 栽 種 修 理 葡 萄 園 、 卻 不 得 收 葡 萄 、 也 不 得 喝 葡 萄 酒 、 因 為 被 蟲 子 喫 了
Bağlar dikecek, bakımını yapacak, ama şarap içmeyecek, üzüm toplamayacaksınız. Onları kurt yiyecek.你 栽種 修理 葡萄園 、 卻不得收 葡萄 、 也 不得喝 葡萄酒 、 因為 被 蟲子 喫了
Bahsedeceğim konulardan sonuncusu ise . aslında üzümlere pek uymuyor ama,마지막으로 커버할것은 포도 측면에서는 이상할 수 있지만
Bazen içlerinde üzüm vardır bazen de böyle çilekler.A veces hay uvas en ellas, y tienes un montón de fresas en ellas, así.
Bazen içlerinde üzüm vardır bazen de böyle çilekler.A volte ci trovi dentro l'uva, o magari un po'di fragole dentro cosi'.
Bazen içlerinde üzüm vardır bazen de böyle çilekler.Czasem sprzedają w nich winogrona, a ja narysuję parę truskawek.
Bazen içlerinde üzüm vardır bazen de böyle çilekler.Jsou takhle nějak spletené. Také se v nich prodává hroznové víno.
Bazen içlerinde üzüm vardır bazen de böyle çilekler.가끔 포도도 들어 있고 몇 개의 딸기들도 이런식으로 들어 있겠죠
Bazen içlerinde üzüm vardır bazen de böyle çilekler.Manchmal sind auch Trauben oder eine Handvoll Erdbeeren in diesen kleinen Körben, so etwa.
Bazen içlerinde üzüm vardır bazen de böyle çilekler.Понякога в тях държат грозде или ягоди. Ето така.
Bazen içlerinde üzüm vardır bazen de böyle çilekler.او عنب برى ,هذه الشبكة البسيطة هنا,حسنا احيانا ستجد فيها عنب لديك حفنة من الفراولة فيها مثل هذا
Bir çeşit üzüm yetiştiricileri gibi davranacağız.Będziemy udawać , że uprawiamy winorośł
Bir çeşit üzüm yetiştiricileri gibi davranacağız.Budeme předstírat, že jsme vinaři.
Bir çeşit üzüm yetiştiricileri gibi davranacağız.포도 농장을 운영하는 것 처럼 가장할거죠.
Bir çeşit üzüm yetiştiricileri gibi davranacağız.Supongamos que somos agricultores de alguna variedad de uva
Bir çeşit üzüm yetiştiricileri gibi davranacağız.Ми хочемо вирощувати якогось сорту виноград.
Bir çeşit üzüm yetiştiricileri gibi davranacağız.Представим, что мы фермеры, выращивающие виноград
Bir çeşit üzüm yetiştiricileri gibi davranacağız.Ще си представим, че отглеждаме отглеждаме лози!
Bir çeşit üzüm yetiştiricileri gibi davranacağız.سنتظاهر بأننا مزارعي عنب من نوع ما
Bir çeşit üzüm yetiştiricileri gibi davranacağız.ブドウに敬意を表して、紫色でいこう
Bir tanesi angour ister, diyelim ki İngiliz, bir diğeri eneb ister, bir diğeri de üzüm ister.Eén vraagt naar angour, zeg dat het een Engelsman is, een vraagt nar eneb, en een vraagt om druiven.
Bir tanesi angour ister, diyelim ki İngiliz, bir diğeri eneb ister, bir diğeri de üzüm ister.enebを、そして別のひとりはgrapeを求めていました 3人は喧嘩や口論になります
Bir tanesi angour ister, diyelim ki İngiliz, bir diğeri eneb ister, bir diğeri de üzüm ister.Jeden prosi o "angour", drugi prosi o "eneb", a trzeci prosi o "grapes" (winogrona).
Bir tanesi angour ister, diyelim ki İngiliz, bir diğeri eneb ister, bir diğeri de üzüm ister.Jeden si pýta angour, povedzme, že jeden je Angličan, ďalší si pýta eneb a ďalší hrozno.
Bir tanesi angour ister, diyelim ki İngiliz, bir diğeri eneb ister, bir diğeri de üzüm ister.Jeden žádá o angour, řekněme, že jeden je Angličan, jeden žádá o eneb a jeden o vinnou révu.
Bir tanesi angour ister, diyelim ki İngiliz, bir diğeri eneb ister, bir diğeri de üzüm ister.한 사람은 '안구어'를 요구했고, 다른 한 사람은 '에넵'을, 그리고 나머지 한 명은 포도를 달라고 했습니다.
Bir tanesi angour ister, diyelim ki İngiliz, bir diğeri eneb ister, bir diğeri de üzüm ister.Um está a pedir "angur", outro — digamos que é inglês — está a pedir "eneb", e outro está a pedir "uvas".
Bir tanesi angour ister, diyelim ki İngiliz, bir diğeri eneb ister, bir diğeri de üzüm ister.Uno pide angour, el otro es, digamos, un británico, uno pide eneb, y el otro pide uvas.
Bir tanesi angour ister, diyelim ki İngiliz, bir diğeri eneb ister, bir diğeri de üzüm ister.Uno richiede dell'angour, uno richiede dell'eneb, e uno richiede dell'uva.