üzücü ile cümle

üzücü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu da çok üzücü bir durum.En dat is ook vervelend.
Çok üzücü.Heel pijnlijk.
"Ben promosyon ile medya takıntısı bulmak ve demografik üzücü," Beatty dedi.“Maar we zijn een liefdevol en ondersteunend gezin” reageert Beverly.
"Daha iyi koşullarda tanışmamamız ne üzücü, değil mi?"Het was jammer dat we niet gezamenlijk in topvorm waren."
Üzücü bir karar vererek memleketinden ayrılır ve Fransa’ya yerleşmeye karar verir.Omdat hij vreesde voor zijn leven besloot hij Frankrijk te verlaten.
Bir arkadaşına göre, "Eşinin kaybı onun için üzücü bir darbeydi.Zijn dood werd door zijn vrouw als een heel zwaar verlies beschouwd.
Sizin gelemiyor olmanız ne üzücü!Wat jammer dat jullie niet kunnen komen!
Ne üzücü bir hikâye!Wat een triest verhaal.
Bir arkadaşına göre, "Eşinin kaybı onun için üzücü bir darbeydi.Jeden z przyjaciół powiedział o nim: „strata żony była dla niego bolesnym ciosem.
Bu çok üzücü ve kötü bir durumdu.Jest to bardzo rzadki i ciężki przypadek.
Beni savunmak için kan dökülürse üzücü olur.Będziemy walczyć do ostatniej kropli krwi w obronie niepodległości.
Çok üzücü bir haber." diye konuştu.Mamy złą wiadomość...”
AB, Kanada'ya "Bu derece üzücü durumun mümkün olan en kısa sürede sona erdirilmeli" şeklinde çağrıda bulundu.De åker till Kanada för att hennes sista dagar ska bli så roliga som möjligt.
Bu baplar üzücü veya Yahudilein sürgünde olduğunu anlatan baplardır.“Єврейські кучки” або хто винен у поганій погоді?.
İnanılmaz derecede üzücüydü!По-моєму, це неймовірно складно!
Bu çok üzücü ve kötü bir durumdu.Велике було горе і біда.
1 Mayıs, 1949 tarihinde hükümet üzücü bir adımı kabul etti.1. května 1949 došlo k přejmenování na současné jméno.
Bu çok üzücü ve kötü bir durumdu.Stydno je a těžko.
1970-71 sezonu Münih için üzücü bir sezon oldu.V sezónách 1970 a 1971 se stala amatérskou mistryní Evropy.
Salpenjit, üzücü sonuçlara yol açabilir.Jeho žárlivost může mít tragické následky.
"Daha iyi koşullarda tanışmamamız ne üzücü, değil mi?"De fapt nu-i mai bine că nu știu ce se întâmplă prin alte părți?
Bu çok üzücü ve kötü bir durumdu.Olyan buta és kellemetlen helyzet volt.
"Daha iyi koşullarda tanışmamamız ne üzücü, değil mi?"Sajnos nem a legjobb körülmények között kell majd játszanunk.
Herkes için üzücü bir durum yaşanır.Ez mindenkire nagy hatással van.
Atak sırasında üzücü, heyecanlandırıcı tartışmalardan kaçmak gerekir.Helyette a harc folyamán rövid periódusokra intenzív és elkeseredett harc bontakozott ki.
"Ben promosyon ile medya takıntısı bulmak ve demografik üzücü," Beatty dedi.A következtetés ezért azonos az összeadással és kivonással" - mondja Hobbes.
İnanılmaz derecede üzücüydü!Se tuntui niin uskomattomalta.
Üzücü olmasına karşın bir teselli hissi de uyandırır.Surullinen tarina on kuitenkin samalla lohdullinen.
"Daha iyi koşullarda tanışmamamız ne üzücü, değil mi?"En osaa selittää kuinka paljon onnea siihen mahtui.”
Bir arkadaşına göre, "Eşinin kaybı onun için üzücü bir darbeydi.Erään hänen ystävänsä mukaan etsintöjen epäonnistuminen "itse asiassa tappoi hänet".
Çok üzücü bir haber." diye konuştu."Ne ovat todella hyviä uutisia," hän sanoi.
Bu da çok üzücü bir durum.Φυσικά και είναι κρίμα.
"Daha iyi koşullarda tanışmamamız ne üzücü, değil mi?"Jeg er ked af, at jeg ikke havde mulighed for at lære ham bedre at kende."
1970-71 sezonu Münih için üzücü bir sezon oldu.Sæsonen 1970-71 begyndte lovende for Dynamo Moskva.
Çok üzücü.Det er for trist.
Beni savunmak için kan dökülürse üzücü olur.Det ville være beklagelig om blod ble spilt i mitt personlige forsvar.
"Daha iyi koşullarda tanışmamamız ne üzücü, değil mi?"Bagaimana mungkin itu karena Anda tidak menghadiri hal-hal yang menyenangkan? "
Beni savunmak için kan dökülürse üzücü olur.Aku takut aku akan mencucurkan darah hingga mati!
Çok üzücü.Sungguh menyedihkan.
Herkes için üzücü bir durum yaşanır.Đó là một thảm họa cho tất cả mọi người.
Karısı Caroline’ye "üzücü şeyler" ve içinde bulunduğu bir kriz hakkında yazmıştır.Caroline viết thư cho con gái bà về nỗi buồn "không thể diễn tả" trong ngày chia li.
Bu da çok üzücü bir durum.Đó là một điều đáng buồn.
"Daha iyi koşullarda tanışmamamız ne üzücü, değil mi?"何かもうちょっと時代に合う言葉を考えませんか」と反論した。
Bizet bu üzücü olaydan üç ay sonra henüz 37 yaşındayken ölmüştür.しかしベトガーはこれを果たすことなく37歳で死亡した。
Bu çok üzücü ve kötü bir durumdu.それは悲惨で哀れな光景だった。
Beni savunmak için kan dökülürse üzücü olur.己が流した血を見ると凶暴化する。
Çok üzücü bir haber." diye konuştu.本当に悲しい話だ」と嘆いた。
AB, Kanada'ya "Bu derece üzücü durumun mümkün olan en kısa sürede sona erdirilmeli" şeklinde çağrıda bulundu.歐盟敦促加拿大「這種非常令人遺憾的情況應盡快結束」。
Bir arkadaşına göre, "Eşinin kaybı onun için üzücü bir darbeydi.一位朋友说,“妻子的离世让悲伤将他席卷。
Mevcut resim üzücü ve normalleşmesi için herhangi bir destek vereceğiz.目前的情形让我们感到悲伤,我们会为局势正常化提供任何援助。
"Daha iyi koşullarda tanışmamamız ne üzücü, değil mi?"感覺遇不到比她更棒的人了」。
Çok üzücü.多么可惜。
Beni savunmak için kan dökülürse üzücü olur.若想得到血液,就必須奮鬥。
1786 yılında II. Fredrich hayatını kaybetti ve Berlin Lagrange için sıkıntılı ve üzücü bir hale geldi.1786年,腓特烈二世去世,拉格朗日发觉柏林令人难受,决定离开。
"Daha iyi koşullarda tanışmamamız ne üzücü, değil mi?"아예 모르는 것보다는 훨씬 좋지 않으냐"고 평가했다.
Beni savunmak için kan dökülürse üzücü olur.전투가 벌어지면 그들은 피투성이 방패를 밀어붙인다.
Salpenjit, üzücü sonuçlara yol açabilir.이는 부조리한 결과를 가져올 수도 있다.
"Ben promosyon ile medya takıntısı bulmak ve demografik üzücü," Beatty dedi."זה פוגע ולא ראוי לתקשורת דמוקרטית", אמר גראס.
Beni savunmak için kan dökülürse üzücü olur.זכה להערכה על הגנת היהדות בפני עלילת דם.
Beni savunmak için kan dökülürse üzücü olur.Пръстта да стиснеш – кръв на мъченици би заструила!

İlgili Sayfalar