Üstünü kalın giy. Bugün dışarısı oldukça soğuk.Dress warmly. It's pretty cold outside today.
Bu konser beklentilerimin üstündeydi.This concert exceeded my expectations.
O, tabakları üst rafa koydu.He placed the plates on the top shelf.
Bazı akrep ve örümcekler yavrularını üstlerinde taşır.Some scorpions and spiders carry their babies on their backs.
Adolf Hitler adında bir adam Namibya'daki yerel seçimi ezici üstünlükle kazandı.A man named Adolf Hitler won the local election in Namibia by a landslide.
Ustalığa giden yol pratikten geçer.Practice makes the master.
Tom kafasını suyun üstünde tutmayı zar zor başarabildi.Tom barely managed to keep his head above water.
Onun üstesinden gel.Get over it.
Tom gerçek bir tavlama ustası.Tom is a true master at Venusian arts.
Üstünkörü bir iş.This is a hack job.
Güzel plan, en azından kâğıt üstünde öyle.It's a good plan, at least on paper.
Duvarın üstünden atlayacaktım.I was about to jump over the wall.
Umarım kimsenin kanunlardan üstün olmadığının farkındasındır.I hope you're aware nobody is above the law.
Yuvarlak masanın üstünde kareli bir masa örtüsü seriliydi.The round table was covered by a checkered tablecloth.
Lütfen buraya çıkıp masanın üstüne oturun.Please step up here, then sit on this table.
Sırt üstü yattığınızda nefes almakta zorlanıyor musunuz?Do you have difficulty breathing when you lie down flat?
Tom'un yanındayken kendimi hep diken üstünde hissediyorum.I feel like I'm always walking on eggshells when I'm with Tom.
Biz üst üste üç kez kazandık.We won three times in a row.
Üst üste üç kez kaybettik.We lost three times in a row.
Kitabımın üstüne bir şey mi döktün?Did you spill something on my book?
Şu an üstümde hiç para yok.I don't have any money on me now.
Tom üstünde "Hoş geldiniz" yazan bir paspas aldı.Tom bought a welcome mat.
Sizce Tom bunun üstesinden gelebilir mi?Do you think Tom can pull it off?
Bu şapka üstüne uyuyor.That hat matches your outfit.
Mario bahane üretmede çok ustadır.Mario is a master of the art of making excuses.
Bunu eve giderken yolumun üstünde buldum.I found this on my way home.
Burada yaşı otuzun üstünde olan sadece Tom var.The only one here over thirty is Tom.
Mevzunun üstesinden çabucak gelindi.The matter was dealt with quickly.
Bu konunun üstesinden gelinmesi gerekecek.That matter will have to be dealt with.
Mary dizlerinin üstüne çöktü.Mary got on her knees.
Şehrin en güzel hamburgerini yemek için Chuck Usta'nın Yeri'ne gidin.For the best hamburger in town, go to Chuck's Diner.
Tom bir sanatçı ustalığıyla oral muamele yapıyor.Tom is very good at tongue fu.
Sabun neden masanın üstünde?Why is the soap on the table?
Ziri buz üstünde kayak yapmayı öğrendi.Ziri learned how to ski on ice.
Felix üst kata çıkıyordu.Felix was coming upstairs.
Felix üst kata geliyordu.Felix was coming upstairs.
Öyleyse neden kendinizi RAB'bin topluluğundan üstün görüyorsunuz?"So why then do you exalt yourselves above the assembly of the Lord?"
"Üstüne binilemeyen vahşi bir atken kendimi eğittim"."Üstüne binilemeyen vahşi bir atken kendimi eğittim".
Nat: Üstelik adını da değiştirmişsin!Nat: And you changed your name, too!
Manzum Çevirisi: Mutlak üstünsün Allah'ım, Övülen'sin.Choir: We lift them up unto Thee, O Lord Almighty.
Spike'ın annesi İngiltere'de üst sınıf yaşlı bir kadındır.Spike's mother is an elderly upper-class woman in England.
Şimdi doğuda bütün gözler onun üstündeydi.All eyes in the East were now upon him.
Üstelik bu suçluyu konuşturmak için her türlü yolu kullanın.And furthermore, use all means to get this criminal to talk.
“Emeller üstadı İsmail Gaspıralı”, Tercüman, sayı 2121.“Emeller üstadı İsmail Gaspıralı”, Tercüman, sayı 2121.
Hayaletler dizlerinin üstüne düşer."The ghosts fall on their knees."
Elton siyaset tarihini tarihin en üst türü olarak görmüştür.Elton saw political history as the highest kind of history.
Gücü sevgiyle birleştirirsek, birçok sorunun üstesinden gelebiliriz" demiştir.If we combine power with love, we can overcome many problems".
Üstelik bildiğimiz ipekten daha güzeldir.To The Best Of Our Knowledge.
Üst sınıflarda köleler ve hizmetkârlar da ev halkının bir parçasıydı.In the upper classes, slaves and servants were also part of the household.
Birçok usta Palm kullanıcısı yeni Graffiti'den memnun değildi.Many veteran Palm users were unhappy with the new Graffiti.
Arles, Sunday, 11 or Monday, 12 Kasım 1888:İki tuval üstünde çalışıyorum ...Arles, Sunday, 11 or Monday, 12 November 1888: I've been working on two canvases ...
Aero Sihirbazlarının amacı üstte daha açık bir şekilde belirtilmiştir.The purpose of Aero Wizards are more clearly stated at the top.
Üstüne üstlük Picasso, çok yoksuldu.In addition, Picasso was very poor.
Benim için, insanın değeri her şeyin üstündedir."For me the value of the human being is above everything."
4 Aralık 1995'te Üstadı Ali Karaavcı öldü.On 4 December 1995 his master Ali Karaavcı was deceased.
140 veya üstü puanlar çok yüksek olarak kabul edilir.Scores of 140 or above are considered to be very high.
Son yıllarda, Japonya neredeyse 15 ticaret ulusunun dünya çapındaki üst ihracat pazarı olmuştur.In recent years, Japan has been the top export market for almost 15 trading nations worldwide.
Modern cihazlar sonuç olarak bu etkinin üstesinden gelmek üzere “radon telafisine” sahiptir.Modern instruments consequently have "radon compensation" to overcome this effect.
1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri Ticaret Bakanlığı tüm genel TLD'lerin yetkisini üstlendi.In 1997 the United States Department of Commerce assumed authority over all generic TLDs.
Sgouros, üstün Haçlı ordusu karşısında geri çekildi.Sgouros withdrew before the superior Crusader army.