üstünlük ile cümle

üstünlük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Mutlak üstünlük'te bir ülke diğer bir ülkeyle kıyaslandığında birim girdi başına daha fazla çıktı üretir.Ker sem odrasel v popolnem svetu, so bile druge stvari bolj v kontrastu.
Ankaragücü, taraftar potansiyeli bakımından rakibine her zaman üstünlük kurmuştur.Vedno se je poročila politično ter tako za svoje kraljestvo vedno želela poiskati najbolj optimalno rešitev.
Bir siyasi partinin üstünlük kurması için 172 sandalyeye ulaşması gereklidir.Za oblikovanje večine zmagovalci potrebujejo 326 sedežev.
Üstünlük sağlayan takımlar bir üst tura yükselmiştir.Jo vadovaujama komanda pasiekė naujas aukštumas.
Angola veya Afganistan'daki üstünlük savaşı, merakımı cezbediyordu. Bu şeyler gerçekten ilgimi çekiyordu.Aceste lucruri chiar mă interesau.
Angola veya Afganistan'daki üstünlük savaşı, merakımı cezbediyordu. Bu şeyler gerçekten ilgimi çekiyordu.Az ilyenek tényleg nagyon érdekeltek.
Angola veya Afganistan'daki üstünlük savaşı, merakımı cezbediyordu. Bu şeyler gerçekten ilgimi çekiyordu.Dit soort dingen vond ik erg interessant.
Angola veya Afganistan'daki üstünlük savaşı, merakımı cezbediyordu. Bu şeyler gerçekten ilgimi çekiyordu.Тези неща наистина ме интересуваха.
Angola veya Afganistan'daki üstünlük savaşı, merakımı cezbediyordu.Essas coisas interessavam-me muito.
Angola veya Afganistan'daki üstünlük savaşı, merakımı cezbediyordu.앙골라와 아프가니스탄에서 미국과 구소련이 치른 대리전도 흥미로웠습니다.
Angola veya Afganistan'daki üstünlük savaşı, merakımı cezbediyordu.la guerra de poder entre la Unión Soviética y EE.UU. en Angola o Afganistán.
Angola veya Afganistan'daki üstünlük savaşı, merakımı cezbediyordu.les guerres par procuration entre l'Union Soviétique et les Etats-Unis en Angola ou en Afghanistan.
Angola veya Afganistan'daki üstünlük savaşı, merakımı cezbediyordu.המלחמה העקיפה בין ברה"מ לארה"ב באנגולה או אפגניסטאן.
Angola veya Afganistan'daki üstünlük savaşı, merakımı cezbediyordu.الحرب التفاوضية بين الاتحاد السوڤياتي و الولايات المتحدة. في أنغولا و أفعانستان.
Angola veya Afganistan'daki üstünlük savaşı, merakımı cezbediyordu.夢中になりました こういったことに強い関心があったので
Aynı zamanda zafer, ve uhrevi üstünlük şu "Bunu hiç bilmiyordum. Ah, bu yeni bir şey."Et aussi le triomphe, cette sensation de transcendance, ce "Je ne savais pas ça, Ah, c'est nouveau."
Aynı zamanda zafer, ve uhrevi üstünlük şu "Bunu hiç bilmiyordum.Ale także triumf, to poczucie transcendencji, ta myśl: "Nie miałem pojęcia.
Aynı zamanda zafer, ve uhrevi üstünlük şu "Bunu hiç bilmiyordum.A také triumf, tento pocit překonání, toto "Já jsem o tom nevěděl.
Aynı zamanda zafer, ve uhrevi üstünlük şu "Bunu hiç bilmiyordum.Đi kèm theo đó là niềm hân hoan, cảm xúc của sự siêu việt, theo kiểu "Tôi chưa hề biết nó.
Aynı zamanda zafer, ve uhrevi üstünlük şu "Bunu hiç bilmiyordum.E anche un trionfo, una sensazione di trascendenza, quel "Non lo sapevo.
Aynı zamanda zafer, ve uhrevi üstünlük şu "Bunu hiç bilmiyordum.És diadal is, a transzcendencia érzékelése, hogy "Ezt nem is tudtam.
Aynı zamanda zafer, ve uhrevi üstünlük şu "Bunu hiç bilmiyordum.E também o triunfo, a sensação de transcendência, este "Eu não sabia isto. Ah, isto é uma coisa nova."
Aynı zamanda zafer, ve uhrevi üstünlük şu "Bunu hiç bilmiyordum.그리고 승리감이나 초월감이나 "'몰랐던 사실이네. 이건 새로운 거구나." 이런 생각
Aynı zamanda zafer, ve uhrevi üstünlük şu "Bunu hiç bilmiyordum.Også triumf, en følelse af ophøjethed som i "Det vidste jeg ikke.
Aynı zamanda zafer, ve uhrevi üstünlük şu "Bunu hiç bilmiyordum.Ook triomf, een gevoel van transcendentie, een "Dit wist ik niet. Ah, dit is iets nieuws."
Aynı zamanda zafer, ve uhrevi üstünlük şu "Bunu hiç bilmiyordum.Şi, de asemenea, triumful, acest sentiment al transcedenţei, acest "Nu am ştiut niciodată asta.
Aynı zamanda zafer, ve uhrevi üstünlük şu "Bunu hiç bilmiyordum.Und auch Triumph, dieses Gefühl der Transzendenz, dieses "Das wusste ich gar nicht.
Aynı zamanda zafer, ve uhrevi üstünlük şu "Bunu hiç bilmiyordum.Y también el triunfo, este sentido de la trascendencia, este "No lo sabía. ¡Ah, esto es algo nuevo".
Aynı zamanda zafer, ve uhrevi üstünlük şu "Bunu hiç bilmiyordum.Και επίσης ο θρίαμβος, αυτή η αίσθηση της υπεροχής, το "Δεν το γνώριζα αυτό.
Aynı zamanda zafer, ve uhrevi üstünlük şu "Bunu hiç bilmiyordum.А также из-за триумфа, некого чувства преодоления повседневности, "Я никогда об этом раньше не знал.
Aynı zamanda zafer, ve uhrevi üstünlük şu "Bunu hiç bilmiyordum.І також тріумф, це відчуття трансцендентального, це "Я ніколи цього не знала.
Aynı zamanda zafer, ve uhrevi üstünlük şu "Bunu hiç bilmiyordum.Също така и триумф, това усещане на трансцеденталност, това "Не съм знаел за това.
Aynı zamanda zafer, ve uhrevi üstünlük şu "Bunu hiç bilmiyordum.אבל גם ניצחון, הרגשה של התעלות, של "אה, לא ידעתי את זה. זה חדש לי"
Aynı zamanda zafer, ve uhrevi üstünlük şu "Bunu hiç bilmiyordum.والانتصار , و شعور التعالي المتولد من فكرة " لم أكن أعلم هذا , هذا شيء جديد "
Aynı zamanda zafer, ve uhrevi üstünlük şu "Bunu hiç bilmiyordum.「知らなかった あぁ これは新しい」という感覚 これもあの絵にありました
Bir takım diğerinden daha fazla puana sahip olduğunda üstünlük sayacı artmaya başlar.Gdy jedna z drużyn zdobędzie przewagę punktową, zaczyna rosnąć licznik przewagi.
Bir takım diğerinden daha fazla puana sahip olduğunda üstünlük sayacı artmaya başlar.Jakmile tým získá více bodů než ten druhý, začne se odpočítávat počítadlo nadvlády.
Bir takım diğerinden daha fazla puana sahip olduğunda üstünlük sayacı artmaya başlar.Sobald ein Team mehr Punkte hat als ein anderes, erhöht sich der Luftherrschaftszähler.
Bir takım diğerinden daha fazla puana sahip olduğunda üstünlük sayacı artmaya başlar.Une fois qu'une équipe possède plus de points que l'autre, le compteur de suprématie commence à grimper.
Bu ahlaki üstünlükle ilişkilidir.Az erkölcsi fölényhez kapcsolódik.
Bu ahlaki üstünlükle ilişkilidir.Det är förknippat med moralisk överlägsenhet.
Bu ahlaki üstünlükle ilişkilidir.Det er associeret med moralsk overlegenhed.
Bu ahlaki üstünlükle ilişkilidir.El desprecio se asocia con la superioridad moral.
Bu ahlaki üstünlükle ilişkilidir.Está associada à superioridade moral.
Bu ahlaki üstünlükle ilişkilidir.Het staat in verband met morele superioriteit.
Bu ahlaki üstünlükle ilişkilidir.Il est associé à la supériorité morale.
Bu ahlaki üstünlükle ilişkilidir.그것은 도덕적 우위와 관련이 있습니다
Bu ahlaki üstünlükle ilişkilidir.Má to co dělat s morální nadřazeností.
Bu ahlaki üstünlükle ilişkilidir.Nó gắn liền với sự vượt trội đạo đức.
Bu ahlaki üstünlükle ilişkilidir.Semua ini berhubungan dengan merasa unggul secara moral.
Bu ahlaki üstünlükle ilişkilidir.Si associa al senso di superiorità morale.
Bu ahlaki üstünlükle ilişkilidir.Sie bezieht sich auf moralische Überlegenheit.
Bu ahlaki üstünlükle ilişkilidir. Ve bu nedenden dolayı, toparlanması çok ama çok zordur.Disprețul e asociat cu superioritatea morală, de aceea e foarte greu să îți revii.
Bu ahlaki üstünlükle ilişkilidir. Ve bu nedenden dolayı, toparlanması çok ama çok zordur. İşte buna benziyor.Pohŕdanie vo vzťahu sa spája s morálnou nadradenosťou, a preto je ťažké dostať sa z toho.
Bu ahlaki üstünlükle ilişkilidir.Wiąże się ją z poczuciem moralnej wyższości.
Bu ahlaki üstünlükle ilişkilidir.Συνδέεται με την ηθική ανωτερότητα.
Bu ahlaki üstünlükle ilişkilidir.Презрение связано с моральным превосходством.
Bu ahlaki üstünlükle ilişkilidir.Свързва се с морално превъзходство.
Bu ahlaki üstünlükle ilişkilidir.Це пов'язано з моральною перевагою.
Bu ahlaki üstünlükle ilişkilidir.זה מתקשר לעליונות מוסרית.

İlgili Sayfalar