üstünlük ile cümle
üstünlük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kışın başlamasıyla da Almanlar savaştaki üstünlüklerini kaybeder.Před příchodem zimy stihl porazit Germány ještě v bitvě na vale Angrivariů.
Ayrıca Üstünlük Yasası’yla da Papa’nın otoritesini ortadan kaldırmıştı.Na to odvětil: „Já pohrdám úřadem papeže a všemi jeho zákony.
Yine de müttefikler bu savaştan stratejik bir üstünlük elde edemedi.Bohužel pro spojence neexistovala žádná strategická záloha, která by tento útok uskutečnila.
Hiçbir taraf kesin bir üstünlük sağlayamadı.Inițial, niciuna dintre părți nu putea obține un avantaj decisiv.
Ardından gelen karışıklıkta üç ülke Üç İmparatorluk döneminde birbirlerine karşı üstünlük sağlamaya çalıştı.În criza care a urmat, trei state au încercat să câștige predominanță în perioada celor Trei Regate.
Almanya'nın geneli, nemli batı rüzgarlarının üstünlük kurduğu ılımlı bir iklime sahiptir.Majoritatea Germaniei are o climă temperată, în care predomină vânturile vestice umede.
Başka köpeklere üstünlük kurmak ister.Se va dovedi dominant în prezența altor câini.
Ama yeniçeriler üstünlük sağladılar.Poziția moderaților însă a prevalat.
Burgundy'lerin mirası ile Habsburg Hanedanı Avrupa'da üstünlük doğurmaya başlamıştı.Burgundia örökségével a Habsburgok hatalmi túlsúlyba kerültek Európában.
18. yüzyılın bitiminde Fransız bilim akademisi üyeleri bu alanda büyük bir üstünlük kurdular.A század vége felé a Francia Tudományos Akadémia tagjai egyértelmű fölényt alakítottak ki a tudományterületen.
25 Eylül’e doğru, Ürdün ordusu çatışmada üstünlük sağlamaya başladı.December 25-én, a francia sereg legyőzte őt a pozzolói csatában.
Hiçbir askeri mağlubiyet yaşamamışlar ve ezici üstünlükte bir konumda bulunmaktadırlar.Holttestét sem találják meg katonái, ami rossz előjelnek számít.
Ortada geçen karşılaşmada ikili birbirlerini üstünlük sağlamakta zorlanıyordu.Idővel elkerülhetetlenné vált az, hogy a két hős találkozzon egymással.
Bunların üstünlükleri akıldan değil, kendinden menkul zorbalıktan gelir.Vagyis nem a tekintélyekből, hanem saját eszéből indul ki.
Davud'un zamanında birleşik İsrail Krallığı askeri anlamda üstünlük kurup refah içinde yaşadı.Dávid háza alatt az egységes Izraeli Királyság sikeresen fejlődött, és erősebb volt szomszédainál.
Böylelikle, Leibniz’in geriye kalan yaşamını karartacak kalkuluste üstünlük tartışması başladı.Tämä pani alulle Leibnizin loppuelämää varjostaneen kiistan kalkyylin keksimisestä.
Standartlar, ihracatta üstünlük sağlar.Korkeusetu antaa etulyöntiaseman sinulle.
Deniz savaşlarında üstünlükleri vardır fakat kara savaşlarında iyi değillerdir.He ovat kestäviä taistelussa, mutta eivät niin hyviä taioissa ja etätaistelussa.
Yeni oluşmuş ülkenin üstünlük verdiği başlıca ilkeler dünyevi milliyetçilik ve avrupalaşma olmuştur.Μία μορφή εθνικισμού που προέκυψε από τις παραπάνω αρχές είναι ο κρατικός και πολιτισμικός εθνικισμός.
Siyahî karşıtı beyaz ırk üstünlükçüsü Amerikalı neo-Naziler tarafından kullanılıyor.Η χρήση αυτή της μαύρης σημαίας αναπαράχθηκε από τους αμερικάνους αναρχικούς της Μαύρης Διεθνούς.
Çünkü üstünlük sizdedir.Det er Thy som tilstand.
Maritime güçleri gemi yapımı ve donanımında Fransa'ya üstünlük sağlamış bulunmaktaydı.Hermed håbede US Navy at opnå forbedrede sø- og manøvreegenskaber.
İç savaşın ilk yıllarında hiçbir taraf üstünlük sağlayamadı.Ingen af parterne formåede at skaffe sig en afgørende fordel i de første år af krigen.
Hiçbir taraf kesin bir üstünlük sağlayamadı.Ingen af partene syntes at have kræfter til for alvor at kunne fremtvinge en afgørelse.
Özellikle 2004 sezonunda ezici üstünlükle şampiyon olan Ülkerspor takımında çok önemli rol üstlendi.Ved EM i 2000 spillede han en helt afgørende rolle i det spanske avancement fra gruppespillet.
F-15C tek kişilik hava üstünlük savaşçısı F-15A’nın geliştirilmiş bir modelidir.F-15C er en opgraderet F-15A, og er den mest benyttede version af F-15.
Finalde Sırbistan’a 3-1 üstünlük sağlayan Brezilya, üçüncü kez dünya şampiyonluğunu kazandı.Det brasilianske hold vandt kampen med 4-1, og det var tredje gang Brasilien blev verdensmestre.
Papa II. İnnocentius bile bu Alman imparatorunun dünya üzerinde üstünlük kurmak için isteklerindne korkmuştu.Selv pave Innocent III var skremt av den tyske keiserens krav på verdensherredømme.
Yeşil ve mavi renkler üstünlük kazanıyor.Både rød og blå farge har fordelaktige egenskaper.
MÖ 241 yılına değin taraflar belirgin bir üstünlük sağlayamadılar.Da de kom sammen klarte de 104 dommerne ikke gjøre et klart valg.
Üstünlük çabası diğer nevrotikler gibi onlarda da vardır.De vokser ikke inn i nervene slik som andre typer nevrofibromer.
Bu hizip çok geçmeden üstünlük sağladı ve Miller’i dahi kendi görüşlerine döndürdüler.Snart steg hans innflytelse, og til dette bidrog også hans ytre.
Yine de müttefikler bu savaştan stratejik bir üstünlük elde edemedi.Allikevel hadde kongen mest sannsynlig ingen strategiske roller i krigen.
İç savaşın ilk yıllarında hiçbir taraf üstünlük sağlayamadı.Ingen av partene greide å oppnå en avgjørende fordel i løpet av de første årene av krigen.
Bir siyasi partinin üstünlük kurması için 172 sandalyeye ulaşması gereklidir.Partai politik harus memperoleh 172 kursi untuk dapat membentuk pemerintahan.
Peygamberlerin hiçbir akli ve ruhi üstünlükleri yoktur.Tidak tempat yang menyambut utusan-utusan tersebut dengan penerimaan yang baik.
Kraliyet Hava Kuvvetleri, Luftwaffe'nin üstünlük kurmasına izin vermemişti.Sayangnya, Luftwaffe Jerman tidak mampu mengalahkan Angkatan Udara Kerajaan.
16 yıl süren Başkanlığı boyunca 8 kongrede rakiplerine sürekli üstünlük sağladı.Hingga saat ini, organisasi ini telah delapan kali menyelenggarakan kongres untuk memilih pengurus baru.
Böylelikle, Leibniz’in geriye kalan yaşamını karartacak kalkuluste üstünlük tartışması başladı.Do đó đã bắt đầu cuộc tranh cãi ai khám phá vi tích phân đầu tiên đã làm tối đi quãng đời còn lại của Leibniz.
Deniz savaşlarında üstünlükleri vardır fakat kara savaşlarında iyi değillerdir.Trên các chiến trường trên biển khác đã không có những trận chiến lớn.
Aynı anda Waffen-SS birlikleri, Budapeşte'nin batısından taktik bir üstünlük elde etmek için saldırdı.同時に武装親衛隊の部隊が戦術的優位を確立するためにブダペスト西から攻撃を行った。
Persler'in önemli taktik üstünlükleri vardır.プレイにはスーパー大戦略が必要。
Her yöntemin sakıncaları ve üstünlükleri vardır ve uzay itkisi etkin bir araştırma alanıdır.それぞれの方法には利点と欠点が備わり宇宙機の推進は研究の活発な分野である。
Tenzin'den büyük olduğu için ona karşı üstünlük gösterir.トンクスの先輩に当たり、彼女より地位は高い。
Çünkü üstünlük sizdedir.愛称はきみまちの里。
Kışın başlamasıyla da Almanlar savaştaki üstünlüklerini kaybeder.戰事爆發之初,英軍在戰場上連番失利。
Peygamberlerin hiçbir akli ve ruhi üstünlükleri yoktur.今使者不持符,妾不敢從使者行。
Çünkü üstünlük sizdedir.这绝对是你的权力。
Üstünlük sağlayan takım ikinci kademeye yükselmiştir.獲勝的球隊可晉級第二輪。
Bu dönemde Hunlar Bizans'a karşı siyasal üstünlük sağlamıştır.כיום, כמו גם בעבר, אשנטים ממשיכים לתרום משמעותית לכלכלה בגאנה.
Su santrallerinin diğer santrallere göre birçok üstünlükleri vardır.גם לסונארים המתקדמים ביותר של ימינו יש מגבלות.
Başka köpeklere üstünlük kurmak ister.בעלת דעות קדומות על כלבים.
Hava muharebesinde F-15 uçaklarına üstünlük kurduğu Amerikalı uzmanlar tarafından açıklanmıştır.לאחר שהצוותים ממורים מודיעין לגבי המראת המטוסים, הם מיורטים באמצעות מטוס F15 של חיל האוויר האמריקני.
Abdülkerim karşısında oluşan sayısal ve teknolojik üstünlük giderek arttı.Техническото и стопанско значение на самопочистващите повърхности се увеличава.
İki taraf da birbirine karşı üstünlük gösteremedi.И двамата не изпитват никакви чувства един към друг.
Yeşil ve mavi renkler üstünlük kazanıyor.Crvena, plava i zelena boja dominiraju.
Şovenizm, özgün anlamda abartılı, saldırgan bir vatanseverlik ve ulusal üstünlük inancıdır.Šovinizam je u izvornom smislu oblik pretjeranog ili čak i agresivno pretjeranog nacionalizma.
Bu durumda birinci oyuncuya üstünlük sağlanması gerekir.Tako da za igrača može biti od prednosti.
Roma tüm İtalya yarımadasında tek olarak stratejik üstünlük kurdu.V nasledujúcich rokoch si však obratnou politikou vybudoval v Ríme a celej Itálii pevnú pozíciu.
25 Eylül’e doğru, Ürdün ordusu çatışmada üstünlük sağlamaya başladı.Naslednji dan (25. december), pa je okupator začel ofenzivno akcijo.