üstünlük ile cümle
üstünlük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Üstünlük ve onurun sahibi olan Rabbin, onların nitelemelerinden çok yücedir.Too glorious is your Lord, the Lord of power, for what they ascribe to Him.
Oysa üstünlük ALLAH'a, elçisine ve inananlara aittir. Ne var ki ikiyüzlüler bilmezler.But power belongs to God, His Apostle and the faithful, though the hypocrites do not know.
Elbette ahiret, dereceler bakımından da daha büyük, üstünlük bakımından da daha büyüktür.And surely the world to come is greater in ranks, greater in preferment.
Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik: "Ey dağlar, onunla beraber tesbih edin.And We gave David bounty from Us: 'O you mountains, echo God's praises with him, and you birds!'
Muhakkak ahiret dereceler bakımından daha büyüktür, üstünlük bakımından da daha büyüktür.And surely the world to come is greater in ranks, greater in preferment.
Doğrusu ahirette daha büyük dereceler ve daha büyük üstünlükler vardır.And surely the world to come is greater in ranks, greater in preferment.
"Allah sizin üzerinize onu seçti, ilimde ve bedende ona üstünlük verdi.He said, 'God has chosen him over you, and has increased him broadly in knowledge and body.
Elbette ki ahiret, derece ve üstünlük farkları bakımından daha büyüktür.And surely the world to come is greater in ranks, greater in preferment.
Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik. "Ey dağlar ve kuşlar!And We gave David bounty from Us: 'O you mountains, echo God's praises with him, and you birds!'
Elbette ahiret, hem dereceler bakımından daha büyüktür, hem de üstünlük bakımından daha büyüktür.And surely the world to come is greater in ranks, greater in preferment.
Ahiretin dereceleri ve üstünlükleri daha büyüktürAnd surely the world to come is greater in ranks, greater in preferment.
İşte büyük fazl (nimet ve üstünlük) budur.That! that is the supreme grace.
Şüphe yok ki üstünlük, yücelik Allah'ındır.Verily honour is Allah's wholly.
Çünkü bütün izzet (ve üstünlük) Allah'ındır.Verily honour is Allah's wholly.
Çünkü bütün izzet ve üstünlük Allah'ındır.Verily honour is Allah's wholly.
Üstünlük tümüyle ALLAH'a aittir.Verily honour is Allah's wholly.
Andolsun, Biz Davud'a tarafımızdan bir fazl (üstünlük) verdik.And indeed We bestowed grace on David from Us (saying): "O you mountains.
Onların sözü mahzun etmesin seni. Şüphe yok ki üstünlük, yücelik Allah'ındır.And let not their speech grieve you (O Muhammad SAW), for all power and honour belong to Allah.
Ve andolsun ki biz, Davud'a, katımızdan lutfettik, üstünlük verdik.And indeed We bestowed grace on David from Us (saying): "O you mountains. Glorify (Allah) with him!
(Resulüm) Onların (inkarcıların) sözleri seni üzmesin. Çünkü bütün izzet (ve üstünlük) Allah'ındır.And let not their speech grieve you (O Muhammad SAW), for all power and honour belong to Allah.
Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik.And indeed We bestowed grace on David from Us (saying): "O you mountains.
Allah'a karşı üstünlük taslamayın."And exalt not (yourselves) against Allah.
O inkârcıların sözleri seni üzmesin. Çünkü bütün izzet ve üstünlük Allah'ındır.And let not their speech grieve you (O Muhammad SAW), for all power and honour belong to Allah.
Sözleri seni üzmesin. Üstünlük tümüyle ALLAH'a aittir.And let not their speech grieve you (O Muhammad SAW), for all power and honour belong to Allah.
Elbette biz onları ezecek üstünlükteyiz" dedi.We have absolute power over them.”
Üstünlük, ancak Allah'a, Elçisine ve mü'minlere mahsustur.In truth, all honour belongs to Allah, and to His Messenger, and to the believers.
Oysa izzet (güç, onur ve üstünlük) Allah'ın, O'nun Resûlü’nün ve mü'minlerindir.In truth, all honour belongs to Allah, and to His Messenger, and to the believers.
Halbuki asıl üstünlük, ancak Allah'ın, Peygamberinin ve müminlerindir.In truth, all honour belongs to Allah, and to His Messenger, and to the believers.
Üstünlük, ancak Allah'a, O'nun elçisine ve müminlere mahsustur.In truth, all honour belongs to Allah, and to His Messenger, and to the believers.
Oysa üstünlük ALLAH'a, elçisine ve inananlara aittir.In truth, all honour belongs to Allah, and to His Messenger, and to the believers.
Bugün hakimiyet sizindir, ülkede üstünlük sizdedir.I guide you to the path of righteousness'
Onların sözü seni üzmesin, üstünlük tamamen Allah'ındır. İşiten ve bilen O'dur.And let not their speech grieve you; surely might is wholly Allah's; He is the Hearing, the Knowing.
& En Üstünlük& Superlative
En üstünlük:Superlative:
Topalov, yedi maçlık seride Kamsky'ye üstünlük sağlayarak Dünya Satranç Turnuvasının galibi oldu.Topalov bested Kamsky in a series of seven matches to win the World Chess Challenge.
Ama aynı zamanda kaba ve müdahaleci biridir ve başkalarına üstünlük taslama huyu doğasında vardır.But she's also vulgar and interfering, and one-upmanship is second nature to her.
Eylül ayında Niemen Nehri Muharebesi'nde üstünlükle savaştı.In September it fought with distinction in the Battle of the Niemen River.
Şanlı Devrim, parlamenter üstünlük ilkesini kurmuştu.The Glorious Revolution had established the principle of parliamentary supremacy.
Milis olabilirler, beyaz üstünlükçüsü [grup] olabilirler.They might have been militia, they might have been a white supremacy [group].
Bazıları da protestocuları kızdırmaya çalışan beyaz üstünlükçüleri".Some say they're monitoring the protests.
Bu üstünlük duygusundan hareketle insanlar kendi hiziplerini savunurlar.From that sense of superiority, people then argue for and defend their faction.
Çin'de Budist yöneticiler, siyasi üstünlük için Taocu yöneticilerle savaştı.In China, Buddhist rulers fought Taoist rulers for political ascendancy.
Hepsi, üstünlüklerinden emin olarak geri kalanımıza yan gözle bakıyorlar. . . .There is a culture and attitudes and values and pressures on campus that are very different....
Bu durum başlangıçta Vichy Fransası'na Müttefik hava birlikleri karşısında bir üstünlük sağladı.This initially gave the Vichy French an edge over the Allied air units.
Şipka Geçidi için yapılan muharebede özellikle üstünlük kazandılar.They earned particular distinction in the battle for the Shipka Pass.
Bu araba, rekabete girdiği ilk andan itibaren rakiplerine üstünlük kurmayı başardı.This car dominated its competitors from its first release into competition.
Bu sadece bir gurur veya üstünlük meselesi değildi.However, it was not just a matter of pride or prepotency.
Peygamberlerin hiçbir akli ve ruhi üstünlükleri yoktur.Den Gesandten war jedoch kein Erfolg beschieden.
Markaların birbirlerine karşı üstünlükleri yoktur.Er wird kein Gutes mangeln lassen den Frommen.
Yapılan savaşlarda birbirlerine tam üstünlük sağlayamamaları nedeniyle saldırmazlık anlaşması yaptılar.Die Großmächte intervenierten nicht, da sie sich wegen Machtkämpfen untereinander nicht einigen konnten.
Böbürlenme, kişinin yaptığı işlerle karşısındaki insanlara üstünlük taslamasıdır.Der Mensch sei nun unfähig gemacht durch das Handlungsvermögen, das er vorher besaß.
Abdülkerim karşısında oluşan sayısal ve teknolojik üstünlük giderek arttı.Die technische und wirtschaftliche Bedeutung selbstreinigender Oberflächen nimmt zu.
Çünkü üstünlük sizdedir.Die Kraft ist in dir!
Su soğutmalı motorların, hava soğutmalı motorlara göre çeşitli üstünlükleri vardır.Die Wasserkühlung bietet gegenüber der Luftkühlung verschiedene Vorteile.
Hiçbir taraf kesin bir üstünlük sağlayamadı.Keine Seite hatte die Oberhand gewinnen können.
Aynı anda Waffen-SS birlikleri, Budapeşte'nin batısından taktik bir üstünlük elde etmek için saldırdı.Simultanément, des forces Waffen-SS frappent à l'ouest de Budapest tentant d'obtenir un avantage tactique.
Peygamberlerin hiçbir akli ve ruhi üstünlükleri yoktur.Il ne traite, ni des compagnons du prophète, ni des califes.
16 yıl süren Başkanlığı boyunca 8 kongrede rakiplerine sürekli üstünlük sağladı.Pendant ses seize années de présidence, il a écarté tous ses adversaires dans les huit congrès réalisés.
Çünkü Farsça yazmak ediplikte üstünlük sayılmıştır.Le problème est que cela fait plus de code à écrire.
Almanya'nın geneli, nemli batı rüzgarlarının üstünlük kurduğu ılımlı bir iklime sahiptir.La mayor parte de Alemania tiene un clima templado en el que predominan los vientos del oeste.