üstüne ile cümle
üstüne kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Sonunda Chris Carrie'nin üstüne domuz kanını dökmek için ipi çeker.Во время триумфа на Кэрри выливается свиная кровь, которую заранее приготовила Крис Харгенсен.
Flok, yelkenli teknenin rüzgar üstüne doğru seyrini kolaylaştırır.Парус позволяет вести лодку достаточно круто к ветру.
Fakat denizdeki olumsuz sebeplerden dolayı tekrar su üstüne çıkmak zorunda kaldı.В силу ветхости в море больше не выходил.
Bunun üzerine Fred parayı masanın üstüne bırakır.عندئذ ترك Fred المال على الطاولة.
Üstüne üstlük Picasso, çok yoksuldu.بالإضافة إلى ذلك ، كان بيكاسو سيئة للغاية.
Köstümünün üstüne başka bir kıyafet giymeye çekinmez.لا مشكلة من ارتداء الملابس فوق الدواء.
O da, Hamidüddin ismini duyunca; “Baş üstüne, bu davete icabet lazımdır.فإن سميت بسرحان صغرته على لفظه ، فقلت : (سريحان) لأنه صار علماً) .
Sağ elinin üstüne bir kanca takılmıştır.حنيف ضارب باليد اليمنى.
Büyük flamingo 6 yaşında cinsel olgunluğuna ulaşır ve 40 yaşının üstüne kadar yaşar.وتصل دببة الكودياك إلى حجمها الكامل عندما يبلغ عمرها 6 سنوات.
Diğer bir deyişle korkuların üstüne gitmektir.بمعنى ترك الشيء خوفاً من اللوم.
Giysi gövde etrafına sarılır ve her zaman sol taraf sağın üstüne gelir.يمرر بقية الثوب فوق الطرف الأيسر، ومن ثم تحت اليد اليسرى.
Kafasının üstüne yapışık iki yaprak vardır.تم العثور على برصاصتين في رأسه.
Kitapları masanın üstüne koyma.لا تضع الكتب على الطاولة.
Yeni arabamın üstüne bir ağaç düştü ve onu hurdaya ayırmak zorunda kaldım.سقطت شجرة فوق سيارتي الجديدة وأجبرت على أخذها لساحة الخردوات.
Böylece, elbise üstüne rahatça giyilebilirdi.Graças a Deus, pude vestir ela.
Bunun da üstüne, Mozart'ın oğlu Franz Xaver'in müzik öğretmeni olmuştur.Ensinou também ao filho mais novo de Mozart, Franz Xaver.
Ev bu tabanın üstüne inşa edilmiştir.E o resto dela foi construído em cima dessa faixa.
Sözgelimi bir hendek üstüne yerleştirilmiş bir tahta, yalın bir kiriş köprü oluşturur.O tapete sobre o qual deslizam as bolas, feito de pano (baeta), cobre uma lâmina de xisto.
Tell'e oğlu Jemmy'nin başı üstüne konulan bir elmayı okuyla vurmasını emreder.Ele ordena que Tell acerte uma maça na cabeça de Jemmy.
Sağ omzumun üstüne kon."Põe esse nariz no lugar".
Carlitos bu işi üstüne aldı.Carlitos aceitou o desafio.
Bu sebeple keskin nişancı hedefin daha üstüne nişan alır.Um grande raio, então, descer sobre o alvo.
Şehirde çöl iklimi görülür ve kumların üstüne kurulmuştur.A terra foi então dividida em parcelas e a cidade criada.
Php 5.2.x versiyonu ve üstüne kurulabilir.Perl versão 5.8.8 ou superior.
Kalıba döküldükten sonra üstüne kakao pudrası ilave edilir.Logo após, é preciso esmagá-la para fazer o chocolate.
Worm bunun üstüne kaçmayı teklif eder.Colleen se propõe a acabar com isso.
Bulutların üstüne çıkacak, kendimi Yüceler Yücesi'yle eşit kılacağım.'Pois eu falo alto, e faço um grande discurso!".
Ama Teddy'yi sinir etmekte üstüne yoktur.Carter não nega que está sendo irritante.
1736'da Hayvansal İktisat Üstüne Fiziksel Deneme adlı kitabını yayınladı.Em 1743, publicou sua obra Lecciones de física experimental.
Kule, sonradan üstüne dikilen haç ile yıllarca tartışma konusu olmuştur.Por muitos anos, houve controvérsia sobre os quais foram originalmente raças cruzadas.
Funky ritmi üstüne kurulmuş model jazz kompozisyonlarının ilk örneklerindendir.Foi um dos primeiros exemplos de composição jazz modal definida como uma batida funky.
Biz çocuklar bir taraftan çıktık mı bu surların üstüne, bütün kasabanın etrafını fırdolayı dönerdik.Nós todos nos perguntamos se teria algo quando estávamos virando a esquina.
Bulutların üstüne çıkacak, kendimi Yüceler Yücesi'yle eşit kılacağım.'Ik zal de storm uitdagen en maken dat de wind mij eerbiedigt."
Xander da üstüne gelmektedir.Xander is over zijn toeren.
Çünkü metal değeri paranın resmi değerinin üstüne çıkmıştır.Het tarief lag boven de metaalwaarde van de munt.
Onlar, sarayını (kale) hiç terk edemez ve yalnız 9 nokta üstüne gidebilir.Mag niet uit het fort komen, heeft dus slechts 9 mogelijke plaatsen om te staan.
İtalyan hukuk sistemi büyük ölçüde Roma hukuku üstüne kuruludur.Het Italiaanse rechtssysteem berust op het Romeinse recht.
Üstüne de askeri üniforma giydi.Hij draagt ook een militair uniform.
2001'de burada Halk Sağlığı üstüne Master yaptı.Daar haalde ze in 2001 ook haar Master of Public Health.
Çeşitli organik bileşiklerin (kâfuru ve terpenler gibi) yapısı üstüne çalışmalarıyla tanındı.Hij beschreef op een welwillende en meevoelende manier diverse indanenstammen waaronder de Mandan.
Bunun da etkisiyle ticaretin yönü Mezopotamya üstüne kaymaya başladı.Dat komt doordat met de beweging ook het zwaartepunt verplaatst.
Michelangelo imzasını, Meryem'in kıyafetini bir arada tutan kuşağın üstüne yontmuştu.Michelangelo beitelde vervolgens zijn handtekening op het lint dat Maria’s gewaad bijeenhoudt.
Başlarına tas, tasların üstüne tülbent takarlardı.Zij droegen hun onderscheiding aan een lint om de hals.
O da, Hamidüddin ismini duyunca; “Baş üstüne, bu davete icabet lazımdır.Wanneer hij iets beslist, dan zegt hij er slechts tegen: "Wees!" en het is.
Örneğin; dört ayak üstüne düşmek ya da dört ayak üstünde yürümek gibi.Net als halfapen lopen ze op vier voeten.
Kızları etkilemekte üstüne yoktur.Haar vrienden zijn niet onder de indruk.
Carlitos bu işi üstüne aldı.Cardozo neemt de zaak serieus.
Savaşta kılıçlar atın üstüne bağlanan kayışa takılır.Hij mag het zwaard houden, het paard wordt aan de kist gebonden.
2001-2004 yıllarında Şeker Sanat yazı kurulunda görev yaptı ve tiyatro üstüne yazılar yazdı.Vanaf 2011 is Staal enige jaren redactielid geweest van het theaterprogramma Echt Gebeurd, samen met o.a.
Ancak ironik olarak bu eseri Parti’nin gazabını üstüne çekmiştir.Ironisch genoeg is dat nog altijd aan de bouw van de Dom.
Tell'e oğlu Jemmy'nin başı üstüne konulan bir elmayı okuyla vurmasını emreder.Hij beveelt Tell een appel van Jemmy’s hoofd te schieten, in de hoop dat Tell zijn zoon zal verwonden.
Diğer bir deyişle korkuların üstüne gitmektir.Dit blijkt vooral op te gaan voor expressies van angst.
Üstüne üstlük, fazla miktarda asker kaybı yaşadılar.Hierbij verloor hij veel soldaten.
Noah yalan söyleyerek suçu üstüne alır.Blair werd ervan beschuldigd op basis van leugens een oorlog te zijn aangegaan.
Yalnızca noel zamanı yer üstüne çıkabilir ve bol lifli yiyecekler yiyen çocuklara hediyeler dağıtır.Tijdens de kerstperiode brengen de Wichtelmännchen cadeautjes voor de personen die lootjes trekken.
Yani mahalle çöplük üstüne kurulu değildir.Bij de buurtschap staan geen plaatsnaamborden.
Deniz dibinden deniz seviyesine veya bu seviyenin biraz üstüne kadar yükselirler.Dan tilt het schip zichzelf omhoog, totdat het zich boven het zeeniveau bevindt.
Para basma, çalma gibi olaylarda üstüne yoktur.Geld speelt geen rol, dat moest u weten.
Bunun için kişinin üstüne sağ tıklayın ve Genişlet'i işaretleyin.Lees de maat af en tel er de breedtemaat van het huis bij op.
Ev bu tabanın üstüne inşa edilmiştir.Het huis is tegen een helling aan gebouwd.