üstüne ile cümle

üstüne kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Doğrudan saksının üstüne dikilebilir.Es kann am Gehäuse zusammengeklappt werden.
Yani mahalle çöplük üstüne kurulu değildir.Das Gemeindegebiet ist nicht in Ortsteile gegliedert.
Daha sonra mezarının üstüne büyük bir türbe yapıldı.Später wurde über seinem Grab eine Kapelle errichtet.
Yayıvçı ol yerni ol suvlar üstüne, ki dunyağa degindir şağavatı.Der Geber legt danach den Stapel der liegengebliebenen Karten auf den Stapel der abgehobenen Karten.
Yaptıkları ile kendisinden nefret ettirmiş ve halkın dikkatini üstüne çekmiştir.Doch nun habe Altidor seinen Schwur gebrochen, und sie müsse die Folgen auf sich nehmen.
Üstüne üstlük yağmur yağıyordu.Par-dessus le marché, il pleuvait.
Dirseklerini masanın üstüne koymayı kes.Arrête de mettre tes coudes sur la table.
Su şişem az önce bilgisayarımın üstüne devrildi.Ma bouteille d'eau vient de se renverser sur mon ordinateur !
Ağır suçlarından hiçbir pişmanlık belirtisi göstermiyorlar ama suç üstüne suç işlemeye devam ediyorlar.Ils ne montrent aucun regret pour leurs forfaits mais continuent de commettre crime sur crime.
Borç üstüne borç yapıyorsunuz.Vous accumulez dette sur dette.
Fransa'da ekmeği masanın üstüne ters çevrilmiş koymamak gerekir.En France, il ne faut pas poser le pain à l'envers sur la table.
Yeni bir parlamento çağırması için Kral Charles üstüne baskılar büyümeye başladı.Le roi Charles s’engage à réunir un nouveau Parlement.
Homo sapiens sapiens, "düşündüğünün üstüne düşünebilen insan" demektir.Homo sapiens signifie d'ailleurs « homme sage », « homme qui pense ».
Ayrıca canavarları üstüne çekme özelliği sayesinde gruplarda çok faydalı olurlar.Il possède aussi un skill pour attirer les monstres sur lui, très utile en groupe.
Bunun da üstüne, Mozart'ın oğlu Franz Xaver'in müzik öğretmeni olmuştur.Il enseigne à son tour la musique et a pour élève Franz Xaver Wolfgang le fils de Mozart.
Oturan heykeller ellerini dizlerinin üstüne koymalıydı.Les mains devaient être posées sur les genoux.
Geçebilmek için deniz üstüne köprü yaptırmıştır.On y avait construit un pont pour le traverser.
Üstüne üstlük bir de onlara hakaretler eder.Un autre les insulte.
Sonra yukarı tarafını elleriyle tutup, ağacın üstüne koyarlar.Ceux-ci étaient ensuite enduits de glu et collés sur des supports en bois.
Carlitos bu işi üstüne aldı.Carmelo s'en charge.
Giysi gövde etrafına sarılır ve her zaman sol taraf sağın üstüne gelir.La veste se porte revers gauche au-dessus.
Konutlar birbiri üstüne, aynı plana göre inşa edilmiştir.Les objets sont disposés sur un même plan.
Eşşek kelimesini duyulur duyulmaz herkes elini masanın üstüne koyar.Si on ne veut pas pousser, on tapera de la mains sur la table.
E-postalar bir Hatırlatmalar gibi Zaman yönetimi listesi olarak ekranın üstüne sabitlenmiş olabilir.Les courriels peuvent être épinglés en haut de l'écran en tant que liste de tâches à faire.
Rousseau, Jean-Jacques, Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev,(Çev.Jean-Jacques Rousseau, Discours sur les sciences et les arts.
Sahip olduğu bütün gücü ortaya koyarak salondaki her bir eşyayı kalabalığın üstüne doğru fırlatır.Pour montrer sa puissance, il téléporte tout le monde dans le présent.
Sezar'ın Galya Savaşı Üstüne Yorumlar adli eserinde kendilerinden sıklıkla bahsedilmiştir.Dans son récit de la Guerre des Gaules, César les cite plusieurs fois.
A'nın üstüne şapka geldiğinde de, Osmanlıca'ya sığınarak, bütün tasvirleri içinde barındırabildi 'ân'.Lorsqu'Agar tombe enceinte (d'Ismaël), elle méprise et dédaigne Saraï, qui s'en plaint à Abram.
Kafasının üstüne yapışık iki yaprak vardır.Il présente deux évents au-dessus de la tête.
Böylece, elbise üstüne rahatça giyilebilirdi.Je pourrais me les imaginer autrement vêtus.
Jonathan, buldukları yerin üstüne düşer ve kanı orayı aydınlatır.La marque qu'Oliver a sur lui s'éclaire et fait partir l'esprit.
Ahali yüksek aksi tezahürat yapıp ona hakaretler ve küfürler savurdular ve üstüne çeşitli pislikler attılar.Ils en furent empêchés et furent repoussés avec perte par une vigoureuse sortie.
Her sektör, müşterilerine daha çok aylaklık zamanı vermek için üstüne düşeni yapmaya çalışıyor."Certaines personnes passent aujourd'hui plus de temps à caresser leur smartphone que leur partenaire ».
Gemisi doğruca sarp kayalıkların üstüne gider ve parçalanır.Le vaisseau s'enfonce sur les rochers.
Albümün Kanye West prodüktörlüğündeki ilk single'ı "This Way" ile grup, bir kez daha dikkatleri üstüne çekti.En plus du single produit par Kanye West This Way, il contient les singles Who's Who? et Sorry?
Rakiplerine nazaran %25 daha düşük fiyatı ile ilgiyi üstüne çekmiştir.Shinzo Abe souhaiterait baisser l'impôt sur les sociétés à 25 %.
Rükûda, erkekler parmaklarını açıp, dizlerin üstüne koyar.En judo, hommes et femmes saluent en laissant les mains glisser vers leurs genoux.
Çalışmalarının büyük kısmı kataliz olayları üstünedir.Mais l’essentiel de ses découvertes concerne certainement la spartéine.
Erdoğan sürecin koordinasyonunu üstüne almıştır.Garamont semble avoir adhéré à la Réforme.
O da, Hamidüddin ismini duyunca; “Baş üstüne, bu davete icabet lazımdır.Lorsqu'il fut arrivé dans ce lieu, il leur dit : Priez, afin que vous ne tombiez pas en tentation.
Anahtarlarımı masanın üstüne bıraktım. Onları bana getirir misin?Dejé mis llaves sobre la mesa. ¿Me las puedes traer?
Bunun üstüne, yağmur yağmaya başlar.Además, comienza a llover.
Bu kitabı diğerlerinin üstüne koy.Pon este libro encima de los otros.
Şu kitabı diğerlerinin üstüne koy.Pon ese libro sobre los demás.
Lütfen ceketini sandalyenin üstüne koy.Por favor pon tu chaqueta encima de la silla.
Yer üstüne uzanan yapılar yeryüzünde de su tutarlar.El agua clara cubre la tierra.
Kitap üstüne kitap okur, not tutar, düşünür, kıyaslamalar yapardı.La escritura en ellas se muestra cada vez más desnuda y escueta.
Sonunda Tatar Ramazan, "Gel dedin geldim, Abdurrahman Çavuş" diyerek üstüne yürür Çavuş`un.Entonces el Profeta se dirigió a él diciendo, "Oh Jarir! no me librarás de dhu-al-Khalasah?"
Konutlar birbiri üstüne, aynı plana göre inşa edilmiştir.Los objetos están dispuestos en un mismo plano.
Jonathan, buldukları yerin üstüne düşer ve kanı orayı aydınlatır.Andrew apuñala a Jonathan y el cuerpo cae sobre el, que se ilumina cuando su sangre se derrama en el sello.
Yayıvçı ol yerni ol suvlar üstüne, ki dunyağa degindir şağavatı.Y al siervo inútil, échenlo a las tinieblas de afuera.
Hayaletler dizlerinin üstüne düşer."Los más encarnizados enemigos han caído de rodillas."
Köstümünün üstüne başka bir kıyafet giymeye çekinmez.Nunca confíes en alguien que usa ropa más linda que la tuya.
Bu sırada Charlie bunu görür ve herkes Boone'un üstüne yürür, suyun nerede olduğunu sorar.Los demás comienzan a presionar a Boone, preguntándole donde está el agua.
Sıcaklık, nadiren 3 °C (37 °F)'nin altına düşer veya 30 °C (86 °F)'nin üstüne çıkar.Sin embargo, las temperaturas raramente bajan por debajo de -5 ° C (23 ° F) o por encima de 30 ° C (86 ° F).
Ancak ironik olarak bu eseri Parti’nin gazabını üstüne çekmiştir.Irónicamente, esto le causó el resentimiento de ambas partes.
Bu sırada ön duvar ve ona paralel dizilen yedi sütun üstüne bir tavan yapılmıştır.Y que si alguien abriera la de alquitrán arderían siete parroquias situadas alrededor.
Üstüne üstlük, ovadan yükselen hafif bir sis, Osmanlı siperlerinin üstüne çökmüştür.El cristal de plomo, si se le agrega níquel, adquiere color violáceo.
Bu gelişmelerin üstüne ligin köklü ekibi River Plate'e transfer oldu.Fue en este equipo donde marcó su único gol, contra la reserva de River Plate.
Üstüne üstlük, fazla miktarda asker kaybı yaşadılar.También perdió muchos miles de soldados.

İlgili Sayfalar