üstüne ile cümle
üstüne kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Biz onların üstüne, uğursuzluğu devamlı bir günde dondurucu bir rüzgar gönderdik.We let loose against them a violent roaring wind on a day of ill omen, continuous,
Üstüne de kaynar sudan içeceksiniz.And drink over it scalding water,
Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı.So your Lord poured a scourge of punishment over them.
(Yandıkça) tırmanıp kalplerin ta üstüne çıkar.Which penetrates the hearts
Onların üstüne ebabil kuşlarını gönderdi.And sent hordes of chargers flying against them,
(Bu ışık) nur üstüne nurdur.God guides to His light whom He will.
Anası onu zayıflık üstüne zayıflıkla taşıdı. Onun sütten ayrılması da iki yıl içindedir.His mother carries him in her womb in weakness and debility, weaning him in two years.
"Sonra onun başının üstüne kaynar su azabından dökün.""Then pour over his head the torment of scalding water."
Altı üstüne getirilmiş şehirleri devirip yıktı.And He overthrew the Cities of the Plain,
Biz onların üstüne, uğursuzluğu devam eden bir günde dondurucu bir rüzgar gönderdik.We let loose against them a violent roaring wind on a day of ill omen, continuous,
Üstüne de kaynar su içeceksiniz.And drink over it scalding water,
Ey insan! Kuşkusuz sen Rabbine doğru çaba üstüne çaba sarfetmektesin, nihayet O'na varacaksın.O man, you have to strive and go on striving towards your Lord, then will you meet Him.
Yerin üstüne düşmesin diye, göğü O tutuyor.And the boats ply in the ocean by His command.
Şu Kureyş müşrikleri, belâ yağmuruna tutulan, üstüne taş yağdırılan şehire de vardılar.They must have surely passed by the town on which We had rained the terrible rain of ruin.
Zakkum yemeğinin üstüne, barsakları parçalayan irin karışık kaynar su içerler.Washing it down with boiling water.
Biz onların üstüne o pek talihsiz günde, her şeyi söküp atan bir kasırga gönderdik.We let loose against them a violent roaring wind on a day of ill omen, continuous,
Üstüne de kaynar su içeceksiniz!And drink over it scalding water,
İşte bu gün de, müminlerkâfirlerin üstüne gülerler.So, the believers will laugh at the infidels on that day,
Bu yüzden senin Rabbin de onların üstüne azap kamçıları yağdırdı.So your Lord poured a scourge of punishment over them.
Onun altını üstüne getirdik. Üzerlerine çamurdan yapılmış sert taşlar indirdik.And We turned the city upside down, and rained on them stones of hardened lava.
Onu bir ateş haline sokunca da, "Getirin, üstüne erimiş bakır dökeyim," dedi."Bring me molten brass," he said, "that I may pour over it."
Hayır, biz gerçeği batılın üstüne atarız da onu tepeler ve yok eder.In fact We strike the truth against the false, which shatters it, and it disappears.
Bunun üstüne onlar için cehennemi bir kokteyl vardır.Washing it down with boiling water.
Uğursuzluk üstüne uğursuzluğa sahip bir günde üzerlerine vahşi bir rüzgar gönderdik.We let loose against them a violent roaring wind on a day of ill omen, continuous,
Onların üstüne kuş sürüleri gönderdi.And sent hordes of chargers flying against them,
Böylelikle gazab üstüne gazaba uğradılar. Kafirler için alçaltıcı bir azap vardır.So they deserved wrath upon wrath; and for the disbelievers is a disgraceful punishment.
Bu yüzden gazab üstüne gazaba uğradılar. Kafirlere alçaltıcı bir azab vardır.So they deserved wrath upon wrath; and for the disbelievers is a disgraceful punishment.
Hurma ağacını kendine doğru silkele, üstüne taze hurma dökülsün.(This was a miracle – the date palm was dry and it was winter season.)
Ateş değmese bile, nerdeyse yağın kendisi aydınlatacak! Nur üstüne nurdur.(The Holy Prophet is a light from Allah)
Böylece onlar, gazap üstüne gazaba uğradılar. Ayrıca kafirler için alçaltıcı bir azap vardır.So they deserved wrath upon wrath; and for the disbelievers is a disgraceful punishment.
İşte bu yüzden de gazap üstüne gazaba uğradılar. Can yakıcı azap asıl kâfirler içindir.So they deserved wrath upon wrath; and for the disbelievers is a disgraceful punishment.
Böylece gazap üstüne gazaba uğradılar. Kafirlere alçaltıcı bir azap var.So they deserved wrath upon wrath; and for the disbelievers is a disgraceful punishment.
Yahut üstüne bir hazine atılmalı, yahut kendisinin ürününden yiyeceği bir bahçesi olmalı değil mi?Or why is not a treasure thrown to him, or why has he not a Garden to eat of?'
Firavun da ondan öncekiler de altı üstüne gelmiş kentler de aynı hataya vücut verdiler.Pharaoh likewise, and those before him, and the Subverted Cities -- they committed error,
Şüphe yok ki sen Rabbine karşı çaba üstüne çaba göstermektesin; sonunda O'na varacaksın.Thou art labouring unto thy Lord laboriously, and thou shalt encounter Him.
Firavun, ondan öncekiler ve altı üstüne getirilen beldeler de hep o hatayı işleyegeldiler.Pharaoh likewise, and those before him, and the Subverted Cities -- they committed error,
Kuşkusuz sen Rabbine doğru çaba üstüne çaba sarfetmektesin, nihayet O'na varacaksın.Thou art labouring unto thy Lord laboriously, and thou shalt encounter Him.
Bilin ki, ben işlerinizi yönetmeyi üstüne almış biri değilim.I am not a guardian over you.
Arzusunu tanrı edinen kimseyi gördün mü? Onun üstüne sen mi bekçi olacaksın?Hast thou observed him who hath taken as his god his own desire! wilt thou be over him a trustee?
Hayır, Biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder.Aye!
Yahut altı üstüne gelmiş bir kasabaya uğrayan kimseyi görmedin mi?Or, the like unto him who passed by a town, and it lay overturned on its roofs.
Münâfıklar sana “Baş üstüne!” derler.And they say: Obedience.
Yerin üstüne düşmesin diye, göğü O tutuyor. Gök ancak O'nun izniyle düşebilir.And He with holdeth the heaven that it fall not on the earth save by His leave.
Ancak kendiliğinden görünenler hariç. Baş örtülerini (göğüs) yırtmaçlarının üstüne koysunlar.And let them not stamp their feet so as to reveal what they hide of their adornment.
Böylelikle gazab üstüne gazaba uğradılar.So they have drawn on themselves wrath upon wrath.
(Bu,) Nur üstüne nurdur.Light upon Light!
Bu yüzden gazab üstüne gazaba uğradılar.So they have drawn on themselves wrath upon wrath.
Nur üstüne nurdur.Light upon Light!
Bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar.So they have drawn on themselves wrath upon wrath.
Bunlar, Allah'ın; kalpleri, kulakları ve gözleri üstüne mühür bastığı insanlardır.They are those upon whose hearts, hearing (ears) and sight (eyes) Allah has set a seal.
Yoksa öfkem üzerinize çöker. Ve kimin üstüne öfkem inerse o uçuruma gider.And he on whom My Anger descends, he is indeed perished.
Ey iman edenler! Seslerinizi o Peygamber'in sesinin üstüne yükseltmeyin!O you who believe!
Böylece onlar, gazap üstüne gazaba uğradılar.So they have drawn on themselves wrath upon wrath.
İşte bu yüzden de gazap üstüne gazaba uğradılar.So they have drawn on themselves wrath upon wrath.
Böylece gazap üstüne gazaba uğradılar.So they have drawn on themselves wrath upon wrath.
Dikkatli davranarak kimsenin dikkatini üstüne çekmesin," diye eklediler.And let him be careful and let no man know of you.
Birbiri üstüne yığılmış karanlıklar.Darkness upon darkness.
Durumu, üstüne varsan da, kendi haline bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir.His metaphor is that of a dog: if you chase it, it pants; and if you leave it alone, it pants.
Seni tertemiz kıldı ve seni âlemlerin kadınları üstüne yüceltti."He has chosen you over all the women of the world.
"Şu gömleğimi götürün, babamın yüzü üstüne koyun ki, gözü görür hale gelsin.“Take this shirt of mine, and lay it over my father’s face, and he will recover his sight.