üstünde ile cümle
üstünde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
A+,A: Ortanın üstündedir.Falante A: Eu estou com fome.
Vaiya, dünyayı tamamen çevreler ve dünyanın altında bir deniz, üstünde de hava olarak mevcuttur.Vaiya fluxos completamente todo o mundo, formando um mar de baixo e um formulário de ar acima dele.
Novara'da yaşayanların ortalam yaşı 44dır ve bu İtalya ortalaması olan 42 üstündedir.A idade média de um residente romano é de 43 anos, em comparação com a média italiana de 42.
Yine bu ortalamalara göre ısının 30 °C derece üstünde olduğu gün sayısı 3 olmuştur.Sem ele, a Terra seria cerca de 30 °C mais fria do que é hoje.
İki üstündev birbirinden tarih boyunca etkilenmişlerdir.Ambos os idiomas influenciaram um ao outro ao longo da história.
Sahra Çölü 9 milyon km kare’nin üstündedir.O porto de Vigo conta com mais de 9 km de milhas de atraque.
Galeri, toplamda 530 tablo, 26.000'in üstünde çizim ve baskıya sahiptir.No total, a galeria do Courtauld contém cerca de 530 pinturas e mais de 26 mil desenhos e retratos.
Şia'da çok önemli olan kitap, yaratıkların sözünün üstünde ve Allah'ın sözünün altında olarak görülür.O livro de Lamentações constitui evidência do seu amor e da sua preocupação com o povo de Deus.
Diğer istasyonlar yer yüzeyinin üstündedir.Duas das estações estão acima do solo.
Üfleçte erir ve kömür üstünde Cu (bakır) tanesi bırakır.Fica entre a Ponta do Peró e o Morro do Farolete (Ogiva).
Küp yapmakla ilgilenmiyordum; ben de pek üstünde durmadım.Todavia não me destes atenção, tampouco me obedecestes.
Bu alandaki çalışmaları ziyaretçiler yer seviyesindeki cam zemin üstünden izleyebilirler.Os visitantes podem ver o local do túmulo a partir de um vidro no chão.
Sağlık Ocağının üstündeki daireler ; Muhtarlık tarafından pansiyon olarak kullanılmaktadır.ANTIGA pensão defronte a Secretaria de Habitação é usada como moradia por viciados.
Nom, stoldun kırında çıdır = Kitap, masa(nın) üstünde duruyor.La libro estas sur la tablo: O livro está em cima da mesa.
Bazı mantar türleri bitkiler üstünde yaşar ve besinini bitkilerden sağlar.Algumas espécies permanecem sobre as flores, se alimentando de pólen.
Kaliforniyum metali 300 °C'nin üstünde vakuma maruz kaldığında buharlaşmaya başlar.O Califórnio começa a vaporizar acima de 300° C quando exposto em vácuo.
O macerada Wayne'nin üstündeki lekeden bu hale gelmişti.Isto veio apesar de próprios ideais de extrema-direita de Wayne.
Ancak ilçe'deki işsizlik oranı ülke ortalamasının çok üstündedir.Apesar disso, as taxas de desemprego da cidade continuam mais altas do que a média nacional.
Ahlakın üstünde bir din gibi bir şey yoktur.Não haja compulsão na religião.
Koyu olarak yazılmış nehirlerin uzunluğu 1000 km'nin üstünde ya da 1000 km'ye yakındır.Inclui os rios com mil km de extensão ou mais.
Yine 2008 verilerine göre altı yaşın üstündeki 68.878 kişi okuma yazma bilmemektedir.Em 2010, no Estado, 141.753 pessoas com mais de oito anos não sabia ler ou escrever.
Neredeyse hayatının tamamını ağaç üstünde geçirir.Passa a maior parte de sua vida no subsolo.
Büyük mitarda enerjisi olmasına rağmen, üstünde enerji miktarını gösteren bir gösterge yoktur.Portanto, mesmo no zero absoluto, o sistema ainda possui uma quantia significativa de energia.
Sos, buğulanmış pilavın üstünde veya yanında servis edilir.Este molho é servido em cima ou ao lado de arroz cozido no vapor.
Her gece defterin üstünde 20 sözcük belirir.Recentemente são apresentados aproximadamente 20 postais todas as semanas.
50 yaşın üstündekilerde ise Listeria monocytogenes ile enfeksiyon riski artmaktadır.O risco de infeção por Listeria monocytogenes aumenta a partir dos 50 anos de idade.
"İzci Töresi" İzci, sözünün eridir; şeref ve haysiyetini her şeyin üstünde tutar.Lei Escoteira O Escoteiro tem uma só palavra; sua honra vale mais que sua própria vida.
Ancak gemi bayrağında beyaz zeminin yanı sıra zeminin üstünde kırmızı bir artı bulunur.De um lado, está a bandeira do Brasil e no outro um ponto vermelho.
Patlama, yerin 8.5 km üstünde meydana geldi.A erupção ejetou mais de 4,2 km³ de material.
Ancak nişan almak ve namluyu hedefin üstünde tutmak pek de kolay değil.É muito frio e não desiste de matar o alvo.
Swift'in arkadaşı Jack Antonoff ve Ryan Tedder da albüm üstünde çalıştılar.Diane Warren e Ryan Tedder também trabalharam no álbum.
Yüz üstünden 90 alsa bütün gün kara kara nerede yanlış yaptım diye düşünüyor.Arremessar 300 ou 400 bolas por dia, porque eu sabia que ele estava em French Lick fazendo a mesma coisa.
Taze karın üstünde kaymak çok eğlenceli.Esquiar sobre a neve fresca é muito divertido.
Köprünün üstünde 30 tane heykel vardır.Op de brug staan 30 standbeelden.
Times Square Ball, New York'taki One Times Square binasının üstünde bulunan zaman topu.De Times Square Ball is een tijdbal op het dak van One Times Square aan Times Square in New York.
Bu konu üstündeki deneyler sadece bir kısımda başarılı oldular.Deze eerste experimenten waren slechts gedeeltelijk succesvol.
Bir parçası dağın üstünde, bir parçası da önünde idi.Het oudste gedeelte ligt op een heuvel, het nieuwere gedeelte eronder.
Ubuntu'nun 6.06 ve üstündeki sürümlerine de Xgl ile uyumlu haldedir.Het komt samen met Ubuntu 10.04 en daarboven.
Tek bir aletin üstündeki yazılımlar.Liberalen onder één dak.
Baca baca yapılır (Ateş yakılıp üstünden atlanır).Dit heet een (gewone) verbranding.
"Puntila üstünde çalışma.Werk niet op de Sjabbat.
Yere açılan her kâğıt öncesi, destenin en üstündeki bir kâğıt "yakılır".Elke soera van de Koran (behalve soera Het Berouw) wordt ook voorafgegaan door het basmala.
İki üstündev de Güneş'e yakınlardır.Beide sterren hebben een massa die vergelijkbaar (iets groter) is met die van de Zon.
Çoğunlukla dört ayakları üstünde hareket ederler.Hij liep meestal op vier poten.
1977 - Uzay mekiği Enterprise, bir Boeing 747'nin üstünde ilk yolculuğuna çıktı.1977 - De eerste spaceshuttle maakt een vlucht op de bovenkant van een Boeing 747.
Bradbury Towers'ın üstünden düşen İkarus, Piece of Mind parçası Flight of Icarus'a atıftır.Boven de Bradbury Towers valt Icarus uit de lucht, net zoals op de hoes van de single The Flight of Icarus.
Yakın gelecekten, araştırmacılar zaman makinası projesi üstünde çalışırlar.Wetenschappers uit de nabije toekomst zijn begonnen met het bouwen van een tijdmachine.
Yanındaki kaidenin üstünde ise tombul ve çıplak bir çocuk oturmaktadır.In De kleine reliekdrager buigt een tengere, geknielde, naakte jongen het hoofd.
Ancak pilot uçağın üstünde açık bir kokpitde yer alıyordu.De piloten zaten in een open cockpit erboven.
Birlik büyük oranda kâğıt üstünde kaldı.Het korps bestond enkel op papier.
Tüm sayfaların üstünde makalenin geçmişi konulu bölüm (Geçmişi gör) bulunmaktadır.Bij de alawieten is het woord van de Koran overal aanwezig.
Örneğin; dört ayak üstüne düşmek ya da dört ayak üstünde yürümek gibi.Net als halfapen lopen ze op vier voeten.
Ahtapotun gözleri büyüktür ve kafasının üstünde yer alır.De ogen zijn groot en zijn hoog op de kop geplaatst.
(Türkçe: Hadi üstündekileri çıkar!) sözleri duyulur.Zij luisteren naar de djinns.
"Umut "Bulut"'ların üstünde".Dit betekent zoiets als "hoog boven de wolken".
Plakanın üstünde (altın harflerle) 'Eugen Sandow, 1867-1925 Vücut geliştirmenin babası' yazılıdır.In 2002 is er een nieuwe grafsteen geplaatst met daarop de tekst "Eugen Sandow, 1867 - 1925.
Küp yapmakla ilgilenmiyordum; ben de pek üstünde durmadım.Ik had rustig gezeten als ik niet zo bemoeizuchtig was geweest.
Kapının en üstünde Quadriga vardır.Er staan beelden boven de ingang.
Sonrasında bir sanatçı olarak kendi ayaklarının üstünde durabilmek için New York’ a taşındı.Daarna verhuisde hij naar New York in de hoop er aan de slag te kunnen als acteur.
Bilim adamı kibirle gülümser ve, "Peki kaplumbağa neyin üstünde duruyor?" diye sorar."Hoeveel voorsprong?" vroeg hij de Schildpad met een glimlach.