üstünde ile cümle
üstünde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ertesi gün onu bahçenin karlan üstünde ateşler içinde bulurlar.Am Tag des Endgerichts soll er in den Feuerpfuhl geworfen werden!
Toprağın üstünde de savaşlar devam etti.Auch am Boden dauerten die Kämpfe weiter an.
Bitkilerin üstünden uçar.Sie vertrocknen an der Pflanze.
Turancılar o dönemde ırkların üstünde Türk ırkı kavramını benimsemişlerdi.Vermutlich hatten die Thraker zu dieser Zeit die griechische Lebensweise übernommen.
Artık ırmaklar üstünde bulundukları kareyi tamamen kaplamamaktadır.Verboten war nunmehr, strohgedeckte Häuser aus Holz zu errichten.
Topluluk, tüketeceğinin üstündeki bu ürün fazlasını depolamak durumuna gelmiştir.Die Bewohner der Stadt nahmen den Verein mehr und mehr als den ihren war.
1977 - Uzay mekiği Enterprise, bir Boeing 747'nin üstünde ilk yolculuğuna çıktı.1977: Das Space Shuttle Enterprise tritt seinen Jungfernflug auf dem Rücken einer Boeing 747 an.
Yakın gelecekten, araştırmacılar zaman makinası projesi üstünde çalışırlar.In der nahen Zukunft haben es Wissenschaftler geschafft eine funktionierende Zeitmaschine zu bauen.
Ancak pilot uçağın üstünde açık bir kokpitde yer alıyordu.Der Pilot saß in einem offenen Cockpit.
T1 hattı tümüyle yer üstünden geçer.Die Linie S 1 durchfährt ihn ohne Halt.
Kimi duvarların üstünden atlayarak asilere katıldı.MIT MEINEM GOTT KANN ICH ÜBER MAUERN SPRINGEN.
İki üstündev de Güneş'e yakınlardır.Die Einwohnerzahl verdoppelt sich fast (siehe Tabelle).
Armanın üstünde Latince Virtus Unita Fortior (Türkçe: Erdem birlikle güçlenir) yazmaktadır.Unter dem Wappenschild steht in schwarzen Latein-Majuskeln Andorras Nationalmotto: VIRTUS UNITA FORTIOR.
Türlerin hiçbiri yuva inşa etmez; dalların üstünde uyurlar.Alle Arten errichten keine Nester, sondern schlafen auf Astgabeln.
Neredeyse hayatının tamamını ağaç üstünde geçirir.Es verbringt die meiste Zeit seines Lebens auf Bäumen.
Mezarın üstünde, "Linus" yazmaktadır.Auf seinem Grabstein steht „Burnham“.
Ancak Celâl Bayar'ın cezası, 65 yaşının üstünde bulunması sebebiyle müebbet hapis cezasına çevrildi.Die Bedingungen der Haft führten dazu, dass er bereits mit 50 Jahren Invalide war.
Bu konu üstündeki deneyler sadece bir kısımda başarılı oldular.Die dort vorgeschlagenen Versuche sind nur zum Teil ausführbar.
Şimdi doğuda bütün gözler onun üstündeydi.Im Osten lag der Kreis Minden.
Küp yapmakla ilgilenmiyordum; ben de pek üstünde durmadım.Ich habe nicht etwa zu Dir gesagt, es ginge mir schlecht; es geht mir gar nicht schlecht.
Tepenin üstünde beyaz mermerden bir tapınak yükselir.Über dem Berg schwebt eine weiße Wolke.
A+,A: Ortanın üstündedir.A = Weite unter Höhenbedingungen erzielt.
Gelgite bağlı olarak, suyun üstünde yüzüyormuş gibi görünür.Dabei halluziniert sie, dass sie unter Wasser sei.
Bu taşın üstünde genellikle namazgâhı yaptıran kişinin ismi ve ayetler yazılır.Darin wird der Name Witken und auch Withken geschrieben.
Suyun üstünde yüzerler.Es schwimmt auf Wasser.
Morse’un telgraf üstündeki çalışmalarını finanse etti.Morse führte auch dem Kabinett seinen Telegrafen vor.
Milli Park'ın büyük bir kısmı Taitao Yarımadası'nın üstündedir.Ein Großteil des Nationalparks liegt auf der Halbinsel Taitao.
Su sporları, su üstünde, altında veya içinde gerçekleştirilen sporların genel adı.Water Style fasst alle sportlichen Aktivitäten zusammen, die auf, im und unter Wasser stattfinden.
2002'ye kadar ise, televizyon ve radyo gibi yayınları da kullanarak iki milyarın üstünde kişiye ulaşmıştır.Bis Januar 1944 erreichten sie so zwei Millionen Arbeiter persönlich oder über das Radio.
Zirve, Alupka kasabası ve Koreiz kentinin üstünde bulunmaktadır.Sie befinden sich zwischen der Insel Lefkada und dem östlich gelegenen Festland.
Üstünde halen Sin Cara kıyafeti vardır ancak siyah olmuştur.Er trägt eine weiße Halskrause und ist im Übrigen schwarz gekleidet.
Para ödülü 1 milyon doların üstündedir.Das Preisgeld lag bei über 2 Millionen Dollar.
Kutuların veya duvarların üstünden geçilemez.Man kann immer wieder Zäune oder Mauern überwinden.
Altın Kapı'nın üstündeki kuledir.Der Kampf um das goldene Tor.
Dişi Kurt derhal "Kao Çang"'ın (Turfan)'ın Kuzeybatısında bulunan bir dağın üstündeki mağaraya kaçtı.Aber die Wölfin floh an einen Berg nördlich von Kao-ch'ang.
10 Dünya kütlesi üstünde olan gezegenlere dev gezegenler denmektedir.An Bord befinden sich zehn hochentwickelte Instrumente zur Erdbeobachtung.
Hatta su üstünde bile koşabilmektedir.Sogar über Wasser kann er laufen.
Liddil, bu soygundan yaklaşık olarak 1000 doların üstünde para kazandı.Ashmeade gewann über die Saison hinweg rund 60.000 $ an Preisgeld.
Aske'nin ilk 1000 kopyası, üstünde albüm kapağı bulunan bir çakmakla beraber verildi.Den ersten 1000 Kopien von Aske lag ein Feuerzeug, das mit dem Motiv des Covers bedruckt war, bei.
Dönüş yolu üstünde çay bahçeleri vardır.Um den See verlaufen Wanderwege.
Novara'da yaşayanların ortalam yaşı 44dır ve bu İtalya ortalaması olan 42 üstündedir.Das Durchschnittsalter der Vicentiner beträgt 43 Jahre gegenüber dem italienischen Durchschnitt von 42 Jahren.
Öldürülse bile ahtapotları hala bitkilerin üstünde kalır.Bei zu dichtem Befall starben die Pflanzen.
Ortada bulunan lacivert renkli şerit üstünde ve altında bulunan kırmızı şeritlerden iki kat daha büyüktür.Die Kelchblätter (Sepalen) sind gelegentlich zweifarbig: oben grün, unterhalb der Mitte bräunlich.
Benim için, insanın değeri her şeyin üstündedir."Das Menschenherz ist mehr wert als, als alles Gold eines Landes“.
Biz bulutların üstünde uçuyoruz.Nous volons au-dessus des nuages.
Düzensiz ölü yapraklar havuzun üstünde yüzüyordu.Des feuilles mortes éparses flottaient sur l'étang.
Tükenmez kalem masanın üstünde.Le stylo à bille est sur la table.
Buzun üstünde denge kurmak zordur.C'est difficile de tenir en équilibre sur une surface gelée.
Ayna büfenin üstündedir.Le miroir se trouve sur le dessus du buffet.
Ayna sofra takımı dolabının üstündedir.Le miroir se trouve sur le dessus du vaisselier.
Mutfak masasının üstünde dünün gazetesi var.Sur la table de la cuisine, il y a le journal d'hier.
Buzun üstünde kayma tehlikesinden sakının.Évitez le risque de glisser sur la glace.
Tom şu an iş üstünde.Tom est actuellement en service.
(Türkçe: Hadi üstündekileri çıkar!) sözleri duyulur.Do They Hear You When You Cry.
Ölüm nedeni kesin olarak bilinmemekle beraber, verem üstünde durulmaktadır.Il apprendra sa mort (jamais élucidée), sans jamais connaître le lieu de l'inhumation.
(Almanya, Almanya her şeyin üstünde.L'Allemagne, l'Allemagne au-dessus de tout, au-dessus de tout au monde.
Bir parçası dağın üstünde, bir parçası da önünde idi.Elle présente une partie sur la plaine et une partie en montagne.
Biraz altında ya da üstünde olabilir.Il peut y être dedans ou au-dessus.
En minimum mesafenin üstünde olması.Il s'impose cependant sur la distance inférieure.
Vaiya, dünyayı tamamen çevreler ve dünyanın altında bir deniz, üstünde de hava olarak mevcuttur.Vaiya coule tout autour du monde, formant une mer en-dessous et le ciel au-dessus.