Ana içeriğe geç
Sözlük

ürkü ile cümle

ürkü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Einstein, kuantum mekaniksel tahminlerle “bir noktada ürkütücü” diyerek dalga geçmiştir.Einstein brincou, dizendo que as predições na mecânica quântica eram "estranhas ações a distância".
Frankenstein'ın Canavarı (Glenn Strange) ile birlikte eğlenceli ve ürkütücü bir maceraya atılıyorlar.A boneca desperta em Kenneth uma estranha e perigosa obsessão.
Karanlık ve ürkütücü bir hava yaratmayı amaçlar.Hij probeerde hiermee een duistere en angstaanjagende sfeer te creëren.
Bir kısmı özendirici, istenen nitelikte, diğer bir kısmı ise korkutucu, ürkütücü ütopyalardır.Sommigen van hen staan op goede voet met haar, maar anderen zijn bang of juist vijandig tegenover haar.
Londra’nın kalabalığı beni ürküttü.De beving zorgde voor veel onrust bij de bevolking van Londen.
Aşırı tekrarlar bu ürkütücü eğlenceyi bile sıkıcı hale getirmiştir.Deze ingrijpende gebeurtenis zorgde ervoor dat de emoties buitengewoon hoog opliepen.
Londra’nın kalabalığı beni ürküttü.W Londynie zapanowała panika.
Bizi düş kırıklığını uğratan bu anlatım biçimi ürkütücüdür de.Unikał publicznych wystąpień, które go przerażały.
Aşırı tekrarlar bu ürkütücü eğlenceyi bile sıkıcı hale getirmiştir.Ten zamierzony rozdźwięk dawał zaskakujący efekt dramaturgiczny.
Kendilerine özgü ve yakın mesafede kulağı oldukça rahatsız edici, ürkütücü ve uzun bir çığlık sesi çıkarırlar.De har ett högt, spöklikt klagande läte som hörs på långt avstånd.
Londra’nın kalabalığı beni ürküttü.Framkommet till London stötte bandet på motstånd.
Londra’nın kalabalığı beni ürküttü.Через скоєні вбивства Лондон був охоплений панікою.
Orduyu ürkütmeyin.Не йдіть в армію.
Bizi düş kırıklığını uğratan bu anlatım biçimi ürkütücüdür de.Жахливе пророцтво, в яке боялися повірити, збулося.
Bu durum Brahms'ı ürkütmüştü.Ця звістка дуже прикро вразила Бредлі.
Karanlık ve ürkütücü bir hava yaratmayı amaçlar.Це створює моторошну і страшну атмосферу.
Şatosu oldukça ürkütücüdür.Історія храму досить складна.
Sejanus, Tiberius’un emriyle öldürüldü ve Livilla ürkütücü annesine teslim edildi.Seianus byl na Tiberiův příkaz popraven a Livilla byla za trest předána své strašlivé matce.
Bizi düş kırıklığını uğratan bu anlatım biçimi ürkütücüdür de.Horror — příběh vyvolávající pocity strachu.
Şatosu oldukça ürkütücüdür.Zámecká budova je poměrně rozsáhlá.
Londra’nın kalabalığı beni ürküttü.Orchestrální party byly nahrány v Londýně.
Frankenstein'ın Canavarı (Glenn Strange) ile birlikte eğlenceli ve ürkütücü bir maceraya atılıyorlar.V noci slyší Walton z Frankensteinovy kabiny podivné zvuky.
Aşırı tekrarlar bu ürkütücü eğlenceyi bile sıkıcı hale getirmiştir.Această puternică repetarea culminează cu o disonanță terifiantă.
Orduyu ürkütmeyin.Nu confundați cu Armata siriană.
Şatosu oldukça ürkütücüdür.Jirul este foarte hrănitor.
Genel olarak sıradışı bir güzellikte olmalarına rağmen ürkütücüdürler.Szépsége ellenére nagyon félelmetes is tud lenni.
Bizi düş kırıklığını uğratan bu anlatım biçimi ürkütücüdür de.A félelem egy lehangoló érzés, amit egy általunk észlelt fenyegetés kelt bennünk.
Londra’nın kalabalığı beni ürküttü.A komponálást egy londoni meghívás zavarta meg.
Ama, buraya gelmeden önce filmin ürkütücü girişine değinmeli.A filmben az ütközés előtt nem sokkal visszavonul a kabinjába.
Bu durum Brahms'ı ürkütmüştü.Tämä asetti kovia paineita Brahmsille.
Londra’nın kalabalığı beni ürküttü.Tämä johti mellakoihin Lontoossa.
Bizi düş kırıklığını uğratan bu anlatım biçimi ürkütücüdür de.Tässä hämmästyksessä on mukana jonkin verran kauhun tunnettakin.
Nietzsche, örneği taklit edilemeyecek kadar benzersiz ve ürkütücüdür...Tämä värisävy on terriereille hyvin epätyypillinen ja poikkeuksellinen.
Şatosu oldukça ürkütücüdür.Alue on jonkin verran tulvaherkkää.
Yüzü alarır bakışlarına çok güzel ama ürkütücü bir parıltı eklenirdi.Naamiot olivat suuria, jotta niiden pelottavat ilmeet näkyivät hyvin.
Londra’nın kalabalığı beni ürküttü.Το γεγονός προκαλεί ταραχές στο Λονδίνο.
Sejanus, Tiberius’un emriyle öldürüldü ve Livilla ürkütücü annesine teslim edildi.Ο Τιβέριος διέταξε την εκτέλεση του Σηιανού και η Λιβίλλα απαγχονίστηκε εμπρός από τη μητέρα της.
Söz konusu idoller, bulundukları ilk yerin adı ile tanınan Ürküt tipi idollerdir.Stednavne som Hørg i Sumba og Hov peger på, at de hører til den første Landnamstid (dem der tog land).
Bir kısmı özendirici, istenen nitelikte, diğer bir kısmı ise korkutucu, ürkütücü ütopyalardır.Nogle er grådige (Hvede), andre er nøjsomme (Boghvede) og atter andre er berigende (ærter).
Londra’nın kalabalığı beni ürküttü.Brevet skremte myndighetene i København.
Şatosu oldukça ürkütücüdür.Larven er ganske oppsiktsvekkende.
Çok kuvvetli, ürkütücü tanrıdır.Bana var en mektig og fryktelig asura.
Aşırı tekrarlar bu ürkütücü eğlenceyi bile sıkıcı hale getirmiştir.Abjeksi selanjutnya menimbulkan juga kenikmatan yang menyimpang.
Karanlık ve ürkütücü bir hava yaratmayı amaçlar.Nó tạo ra một bầu không khí quái dị và đáng sợ.
Bizi düş kırıklığını uğratan bu anlatım biçimi ürkütücüdür de.Đó là nỗi kinh hoàng bí mật đã đẩy tôi đi khuất.
Bu durum Pers istilasının ne denli ürkütücü göründüğünü göstermektedir.Điều này đủ thấy Quân đội Phổ được kinh sợ như thế nào.
Ölüler ülkesi Hades'in anlatıldığı bölgenin görünüşü ürkütücü olarak tasvir edilir.Vì là thần cai quản địa phủ, nơi phán xét linh hồn người chết, Hades thường bị nhầm lẫn với thần chết.
Bu durum Brahms'ı ürkütmüştü.この出来事はブレイナードを非常に落ち込ませた。
Bizi düş kırıklığını uğratan bu anlatım biçimi ürkütücüdür de.その際、落ちるのとは別の言い知れぬ恐怖を感じていたという。
Oyun bazen oyuncunun karşısına anlamca değişik ve ürkünç şiirler çıkarır.時々プレイヤーの前に現れ、うんちく混じりの詩を朗読する。
Anlamlandıramadıkları bu ürkünç olaylar, kendi aralarında tartışmalarına sebep olur.想像もしていなかった事実が彼ら自身を困惑させていく。
Bizi düş kırıklığını uğratan bu anlatım biçimi ürkütücüdür de.领导们恐慌忧惧,这份忧惧也传染给我们。
Bizi düş kırıklığını uğratan bu anlatım biçimi ürkütücüdür de.그리고 이것이 바로 우리에게 두려움과 떨림을 불러일으키는 원인이다.
Londra’nın kalabalığı beni ürküttü.הלהקה התמקמה בלונדון.
Londra’nın kalabalığı beni ürküttü.Лондонският отбор е в криза.
Fakat adının ürkütücü olması nedeniyle adı daha sonradan bugünkü adını almış ve Dallıca olmuştur.По-късно името му се видоизменя и и придобива днешното си звучене Шаркьой.
Bugüne kadar bu ürkütücü yaratığın ne olduğu bilinemedi.Toto obdobie ešte nepoznalo prehnaný kult tvorcu.
Londra’nın kalabalığı beni ürküttü.Prebivalstvo južne Anglije je bilo panično.
Londra’nın kalabalığı beni ürküttü.Londonis puhkesid suured tänavarahutused.
aklından geçenler onu ürküttü, benzi soldu; eli ayağı tutmaz oldu, dizlerinin bağı çözüldü.Hij verbleekte en werd bang. Zo bang dat zijn knieën knikten en zijn benen het begaven.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod