Ana içeriğe geç
Sözlük

üretmek ile cümle

üretmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Aynı zamanda bilgisayar oyunları da üretmektedir.Panašiai žaidžiami kompiuteriniai žaidimai.
Bir kilo Pule peynirini üretmek için 25 kilogram eşek sütü kullanılır.Vienam litrui sūrio pagaminti reikia 25 litrų asilės pieno.
Köleleri üretmek veya eğitmekle uzmanlaşmış köle evleri, bunu daha ayrıntılı bir seviyede öğretirler.Tie, kas mokėsi čiuožti pačiūžomis ar riedučiais, gali lengviau išmokti čiuožti šiuo būdu.
Şirket ayrıca elektro ve basgitarlar da üretmektedir.Įmonė turi galimybę gaminti ir vadavietes.
Burası ise yumuşak sesler üretmek içindir.Jie reikalingi kai prireikia švelnesnio garso.
Firma en hızlı bataryalı radyo kontrollü arabalar için parçalar üretmektedir.Įmonė sukūrė greičiausiai baterija pakraunamo, radijo būdu kontroliuojamo automobilio dalis.
Polonya'da bulunan Rotblat, çalışmalarının bir bomba üretmek için kullanılabileceğini fark etti.Juba Poolas taipas Rotblat, et tuumareaktsiooni saab kasutada aatomipommi loomiseks.
Günümüzde Japonya, dünyanın animasyon serilerinin %70'ini üretmektedir.Tänapäeval annab Türgi lõviosa, 70% maailma sarapuupähklitoodangust.
Aileler kendi gereksinimlerini karşılamak için sebze ve meyve de üretmektedirler.Inimene kasvatab köögivilju ja puuvilju oma toidu vajaduste rahuldamiseks.
Bilgisayar oyunlarında büyük miktarlarda oyun içeriğini otomatik olarak üretmek için kullanılır.Arvutimängudes kasutatakse protseduurilist genereerimist mängu sisu automaatseks tegemiseks.
Aynı zamanda bilgisayar oyunları da üretmektedir.Samuti on ta kujundanud kompvekipabereid.
Akıl doğru düşünce üretmekle ilgilidir.Praktilise mõistuse eesmärk on kohus.
Alternatif akım üretmek için kullanılır.Kasutatakse teistele sondidele paranduste tegemiseks.
Yılda 10.000 civarında ticari araç üretmektedir.Aastas tehakse ühistranspordiga umbes 210 miljonit sõitu.
Her iki durumda da amaç azot oksitleri yerine azot gazı üretmektir.Reaktsiooni käigus võib lämmastikdioksiidi asemel eralduda hoopis lämmastikoksiid.
Ticari uçakların yanı sıra askeri uçaklar da üretmektedir.Lisaks reisilennukitele kasutasid lennuvälja ka muud tsiviillennukid.
Açık derken... ticaret sırlarını bedavaya vermek ya da açık kaynak ürünleri üretmek.Cum anume sa ajungem la asta?
Açık derken... ticaret sırlarını bedavaya vermek ya da açık kaynak ürünleri üretmek.말하자면, 사업 비밀을 무료로 제공한다거나, 우리가 사용하는 게 무엇이든 간에 오픈 소스로 만들 수 있게 개발하는 거죠.
Açık derken... ticaret sırlarını bedavaya vermek ya da açık kaynak ürünleri üretmek.מה שנקרא למסור סודות מסחריים בחינם, או לפתח מוצרי מקור פתוח עבור כמעט כל מה שאנחנו משתמשים בו.
Açık derken... ticaret sırlarını bedavaya vermek ya da açık kaynak ürünleri üretmek.ما يسمى التخلي عن الأسرار التجارية مجانا، أو تطوير المنتجات مفتوحة المصدر للتو عن أي شيء التي نستخدمها.
Açık derken... ticaret sırlarını bedavaya vermek ya da açık kaynak ürünleri üretmek.私たちが使うすべてのものをオープンソースで開発するのです。 企業が競争し、無駄に同じものを何度も再開発するのではなく、
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.Ahmadinejad bijvoorbeeld - die niet alleen graag een bom zouden bouwen, maar ook testen.
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.Ahmadinejad, par exemple -- qui voudrait, non seulement construire une bombe, mais aussi la tester.
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.Ahmadinejad por ejemplo -- a quien no sólo le gustaría construir una bomba, sino también probar una bomba.
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.Ahmadinejad spre exemplu -- cărora le-ar plăcea nu numai să construiască o bombă, dar să testeze o bombă.
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.Ahmadinežád - kteří by chtěli nejen sestavit bombu, ale také ji vyzkoušet.
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.예를 들면 아마디 네자드가 있는데, 이들은 폭탄 제작 뿐 아니라 폭탄을 실험해보는 것도 원합니다.
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.Ахмадинеджад, например - които биха искали не само да изградят бомба, а и да тестват бомба.
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.Ахмадинежад, например, которые хотели бы не только построить бомбу, но протестировать ее.
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.כמו אחמדינג'אד, לדוגמא, שהיו רוצים לא רק לבנות פצצה, אלא גם לנסות אותה.
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.أحمدي نجاد كمثال -- الذي ليس فقط يود أن يبني قنبلة نووية , لكن يختبرها .
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.核爆弾の製造に加え 核実験をしたがっています この勢力は完全に消滅するでしょう
Almanya dünyanın en iyi arabalarını üretmekle meşhurdur.Alemania es conocida por construir los mejores coches del mundo.
Almanya dünyanın en iyi arabalarını üretmekle meşhurdur.A németek úgy ismertek, mint akik a világ legjobb autóit építik.
Almanya dünyanın en iyi arabalarını üretmekle meşhurdur.Duitsland staat er om bekend de beste wagens ter wereld te bouwen.
Almanya dünyanın en iyi arabalarını üretmekle meşhurdur.Ja. Tyskland är känt för att bygga världens bästa bilar.
Almanya dünyanın en iyi arabalarını üretmekle meşhurdur.Jerman dikenal sebagai pembuat mobil terbaik di dunia.
Almanya dünyanın en iyi arabalarını üretmekle meşhurdur.Tyskland er kendt for at bygge verdens bedste biler.
Almanya dünyanın en iyi arabalarını üretmekle meşhurdur.Η Γερμανία φτιάχνει τα καλύτερα αυτοκίνητα στον κόσμο.
Almanya dünyanın en iyi arabalarını üretmekle meşhurdur.Германия е известно, за да се изгради най-добрите автомобили в света.
Ama bu varsayım üretmektir.Ale to je věc diskuze.
Ama bu varsayım üretmektir.Ale toto je generovanie hypotéz.
Ama bu varsayım üretmektir.Dar asta este generatoare de ipoteze.
Ama bu varsayım üretmektir.Doch dies erstellt Hypothesen.
Ama bu varsayım üretmektir. Dünya ile noktalayacağım.Mutta tämä on hypoteesia aikaansaavaa.
Ama bu varsayım üretmektir.Ez azonban csupán elmélet gyártás.
Ama bu varsayım üretmektir.그러나 이것은 가설을 생성해 줍니다.
Ama bu varsayım üretmektir.Lecz to jest tylko tworzenie hipotezy.
Ama bu varsayım üretmektir.Maar dat zijn enkel hypothesen.
Ama bu varsayım üretmektir.Mais cela génère des hypothèses.
Ama bu varsayım üretmektir.Ma questo porta alle ipotesi.
Ama bu varsayım üretmektir.Mas isto é um gerador de hipóteses.
Ama bu varsayım üretmektir.Med det här skapar hypoteser.
Ama bu varsayım üretmektir.Men denne måde genererer hypoteser.
Ama bu varsayım üretmektir.Nhưng như thế câu chuyện sẽ lại trở thành việc tạo ra lý tuyết suông.
Ama bu varsayım üretmektir.Pero esto es generar hipótesis.
Ama bu varsayım üretmektir.Tapi ini sistem yang menghasilkan hipotesis.
Ama bu varsayım üretmektir.Αλλά αυτό γεννά υποθέσεις.
Ama bu varsayım üretmektir.А це все — гіпотетичні роздуми.
Ama bu varsayım üretmektir.Но това само създава хипотези.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod