Daha ucuza malolur.Оцениваются они дешевле.
Bir ülkenin enerji üretiminin en doğal ve en ucuz yoludur.Это наиболее производительный и дешевый способ добычи.
Ancak ucuz fiyatları nedeniyle pek çok yolcu tarafından tercih edilirler.Последний из-за дешевизны билетов посещали преимущественно рабочие.
Kolay bulunur ve ucuzdur.Это удобно и достаточно дёшево.
Ucuz, yalancı ve genelde diğerlerinin başarılarına karşı kıskançlık doludur.Он скуп, нечестен, мелочен, и часто завидует чужому успеху.
Aktörün ayrıca iki kız bir erkekten oluşan üçüzleri de vardır.У актёра также есть 2 дочери от предыдущих отношений.
Böylelikle büyük miktarlarda hardal tohumunun kolay ve ucuza işlenmesi sağlanmıştır.Поэтому о крупном и дешёвом производстве хлопка не могло быть и речи.
Ucuz ve temizdir.Дешевова и др.
Birleşik Krallık'ta, her biri 10 pounddan daha ucuza mal oluyorlar.При любом количестве поездок каждая обходилась на 10 % дешевле.
Yetkililer, faciaya ramak kaldığını ve ucuz atlatıldığını belirttiler.Мы им говорим: вы — ничтожества и потерпели крах.
Fakat ucuz üretim teknikleri üretim sorunlarıyla sonuçlandı.Однако все компании столкнулись с технологическими проблемами производства.
Bunun yanında imalatı da 3 kat daha ucuzdu.Ещё год назад интернет в Нижнем стоил почти в семь раз дороже…..
Üretimi de çok ucuzdu.Их производство гораздо дешевле.
Ana madde: CD-ROM Veri taşımaya uygun, ucuz ve hızlı erişimli birimlerdir.Они предназначены в качестве высокоинтегрированных, недорогих чипов для потребительских устройств.
Ucuz, yalancı ve genelde diğerlerinin başarılarına karşı kıskançlık doludur.وهو بخيل وغير أمين وغالباً ما يحسد الآخرين على انجازاتهم.
Bu tür kitlesel yüklerin en ucuz ve güvenli biçimde taşınabilmesi açısından demiryolu yatırımları önemliydi.وكان هذا النوع من الإستثمارات في السكك الحديدية مهماً من ناحية القدرة على نقل الركاب بشكل آمن ورخيص .
Genellikle kullanılmış mallar, ucuz eşyalar, koleksiyonlar ve antikalar satılmaktadır.وتباع عادة البضائع المستعملة والمواد الرخيصة والمقتنيات والتحف.
Daha ucuza malolur.لماذا؟ لأنها أرخص.
İki deniz arasındaki en güvenli, kısa ve ucuz ulaşım yoludur.تموج مسار-إيجاد خوارزمية عمليات البحث عن أسرع وأرخص الطريق بين عملتين.
Sonuç olarak tasarım basitleşir ve ucuza mal olur.وبالتالي على تصميم هو أبسط وأرخص للتصنيع.
Denizden yapılan nakliyat karadakinden 60 kez daha ucuzdu.حيث كان النقل عن طريق البحر أرخص بنحو 60 مرة من النقل البرى، وذلك لأن حجم هذه الرحلات أكبر بكثير.
Tuzlar, katı yakıt üretimine kıyasla oldukça ucuzdur.هذا الوقود يحترق بسهولة نسبيا.
Dolayısıyla tüketicilere ucuz mal imkanı sağlanmış olacaktır.وهذا يتيح استخدام معادن رخيصة.
Aşılama virüs enfeksiyonlarından korunmada etkili ve ucuz bir seçenektir.التطعيم هو وسيلة رخيصة وفعالة للوقاية من عدوى الفيروسات.
Ucuza ürünler satar.تعمل على أجهزة رخيصة الثمن.
Alkol Almanya'da da ucuzdur.الكحول في ألمانيا رخيص
Hem yeni hem de kullanılmış arabalar ucuzdur.Carros novos e usados são baratos.
Peter, kendisine yeni bir kariyer bulmada zorlanmaktadır ve bunun için ucuz bir fahişe olmayı bile dener.Peter tem problemas em encontrar um novo emprego, e tenta até mesmo se tornar uma prostituta barata.
Ancak ondan daha ucuzdu.E estes eram mais baratos que ele.
Bir SuperDrive'ı içeren daha pahalı 1 GHz modeli de daha ucuza getirildi.O modelo mais caro, de 1 GHz, incluía um SuperDrive.
Üretimi de çok ucuzdu.A produção também era baixa.
1850'li yıllarda gerçekleşen vergi reformları, ucuz gazetlerin daha geniş bir şekilde yayılmasını sağlamıştır.Reformas tributárias na década de 1850 permitiram uma maior circulação de jornais por um preço menor.
Halkın temel ihtiyaçları çok ucuz fiyatlara devlet tarafından karşılanıyordu.Por sua vez, as necessidades básicas da população foram preenchidas a custos baixos pelo Estado.
Boxter modeli, Porsche 968'den sonra Porsche'nin ürettiği en küçük ve en ucuz otomobildir.O Boxter assumiu no lugar do 968 o posto de menor e mais acessível modelo da Porsche.
Schaunard ve Colline çok basit ve ucuz hazır yemekle dönerler.Chegam Schaunard e Colline trazendo comida.
Saunders üçüzlerinin ilk adları bilinmemektedir, jenerikte "Saunders üçüzleri" olarak geçmişlerdir.O nome de cada Saunders é desconhecido, que foram creditados no filme como "Trigêmeos Saunders".
Buna bağlı olarak da kiralar ucuzdur.Por isso, segundo ele, o aluguel custa assim tão pouco.
Günümüzde ucuz bir kaynak olarak birçok sektörde hızla kullanılmaya başlanmıştır.Investe-se muito dinheiro, entretanto, em cadeias.
Ucuz cihazlar için, işletim sistemini lisanslama maliyeti önemli idi.No entanto, por conta das taxas de importação, os aparelhos eram caros.
Los Angeles'tan Tokyo'ya en ucuz uçuş hangisi?Qual é o voo mais barato de Los Angeles para Tóquio?
Bazıları bizim kadınlarımıza ucuz diyor, fakat biz onlara sadece "Anne" diyoruz." ifadesini duydular.Sommige mensen betitelen onze vrouwen als 'goedkoop' maar wij noemen ze gewoon 'Mama'").
PCR kolayca işlenir ve ucuzdur.PCP is vrij goedkoop en gemakkelijk te maken.
Daha ucuza malolur.Goedkoop over.
Popüler olmasının nedeni ucuz olması, güvenilir olması, iş görmesi ve fazla pahalı olmamasıdır.Het is populair omdat het veilig is, goed werkt en niet veel geld kost.
Kundak gemisi olarak kullanılacak gemiler genellikle eski ya da bu amaçla inşa edilmiş ucuz gemilerdi.Branders waren meestal oude of goedkope schepen.
Ucuz olmalıdır.Die zijn goedkoop.
Dişi geyik bir batında bir ya da iki yavru doğurur, üçüzlere çok az rastlanabilir.Een kip mag met één sprong ook twee of zelfs drie kippen inhalen als deze direct achter elkaar staan.
Schaunard ve Colline çok basit ve ucuz hazır yemekle dönerler.Schaunard en Colline komen met eten aanzetten.
Hem yeni hem de kullanılmış arabalar ucuzdur.De handel in zowel nieuwe als gebruikte auto's groeide eveneens snel.
Ucuzluğa yol açar.Zij waarschuwen voor goedkope genade.
Ancak hayatın sürdürülmesi için gereken zorunlu ihtiyaçlar da son derece ucuzdur.De activiteiten die noodzakelijk zijn voor hun voortbestaan worden echter effectief uitgevoerd.
Başka alıcı bulamayan üretici, tütünü değerinden çok ucuza satmak zorunda kalır.Wie hem koopt kan hem niet meer goedkoper verkopen en is verdoemd.
Ucuz ve temizdir.Alles ziet er fris en schoon uit.
Uçak, Short Skyvan'ın uzatılmış modeli olup nispeten ucuzdu ve düşük bakım maliyetlerine sahipti.Southwest hanteerde een model van lage kosten en goedkope vliegtickets.
Ancak sivri, ucuz kahramanlıklardan da uzak durmaya çalıştım.Bovendien mochten ze alleen in de kleinere, goedkopere producties meespelen.
Ucuz bir yöntemdir. %70’e kadar verime ulaşılabilir.Andere percentages zijn mogelijk zolang ze opgeteld niet minder dan 170% bedragen.
Ucuza ürünler satar.Slecht renderende onderdelen worden verkocht.
Ucuz bir otelde geceledik.We overnachtten in een goedkoop hotel.
Ucuz bir otelde geceyi geçirdik.We overnachtten in een goedkoop hotel.
Çoraplar ucuzlukta.De sokken zijn in de aanbieding.