Yedi özneden dördü fantom uzvun imkansız hareketlerini gerçekleştirmeyi başardı.Four of the seven subjects succeeded in performing impossible movements of the phantom limb.
Benlik saygısı, bireyin kendi değerine dair yapıyor olduğu öznel değerlendirmedir.Self-esteem is an individual's subjective evaluation of their own worth.
Özne, içinde bulunduğu durumu geçmiş duygularla bağdaştırmış olur.The agent is provided with a means of associating previous feelings with current situations.
Potansiyel bir özne, cesedin yanı sıra kanıtları polis gelmeden önce ele aldı.A potential subject handled the body as well as the evidence prior to law enforcement arriving.
Wataru Hiromatsu, "dünyanın çok öznel ontolojik yapısı" teorisini geliştirdi.Wataru Hiromatsu developed his theory of "multi-subjective ontological structure of the world".
Bu tür önermelerde özne ve yüklem "malı" koşaçıyla birbirine bağlanır.In economics, normative statements form the basis of normative economics.[2]
Bu nedenle, kadınlar şiddete, öznellik ve özerklik eksikliğine karşı daha savunmasızdır.Hence, women are more vulnerable to violability and lack of subjectivity and autonomy.
"Sefil Öznelerin İncelenmesi (The Study of Wretched Subjects).""The Study of Wretched Subjects."
Nagel, bilincin öznel bir karaktere sahip olduğunu öne sürer.Nagel argues that consciousness has an essentially subjective character, a what-it-is-like aspect.
Özne yöneltimli artgönderim bağlantılarıSubject-oriented anaphora binding
Özneden nesneye yükseltmeSubject-to-object raising
Bütün dillerde quirky subjectler özne yöneltimli artgönderim testinden geçer.Cross-linguistically, all quirky subjects pass SOA binding test.
İzlandaca'da fiiller, yalın durumda olmayan bir özneye ihtiyaç duyabilir.In Icelandic, verbs can require a non-nominative subject.
Aşağıdaki örnekler, sırasıyla bir akuzatif özne ve bir datif özneyi göstermektedir.The following examples show an accusative subject and a dative subject, respectively.
Öznesellik testleriSubjecthood tests
Tablonun öznesiSubject matter
Lange'nin fotoğraflarının özneleri her zaman isimsizdi.The subjects of Lange's photography were always nameless.
"Vay canına!" rengi ilk kez öznel olarak deneyimlemenin verdiği yanıttır.She has the "Wow!" response from subjectively experiencing the color for the first time.
Portre Ressamlığı, resim sanatında belirli bir insan öznesini temsil etmeyi amaçlayan bir türdür.Portrait Painting is a genre in painting, where the intent is to represent a specific human subject.
Sempatik aktivasyonun kadınlarda fizyolojik ve öznel cinsel uyarılma üzerindeki etkileri.The effects of sympathetic activation on physiological and subjective sexual arousal in women.
Kadınlarda cinsel uyarılmayı ve öznel-genital uyarılma uyumsuzluğunu anlamak.Understanding sexual arousal and subjective-genital arousal desynchrony in women.
Özne, kendisini tarihin bir ürünü olarak görürken tarihi de kendi eylemi olarak görmelidir.Geschichte wie sie ist, und wie sie durchgehends seyn sollte.
1994, Göçebe Özneler.Trier 1997 Der Ägyptenreisende.
Bu fiillerin yanında bulunan isimler gerek özne gerekse nesne olarak yorumlanabilirler.Alte Flurnamen werden erklärt, so weit nötig.
Öznel kamera ile aslında biz de eve doğru gideriz.Der Hörort wird typischerweise gemeinsam mit der Kamera bewegt.
Gezi yazıları özneldir.Das Aussehen der Pässe ist gleich.
Kendinde şeyin gerçek varlığı böylece kendini gözleyen özneye açık ederdi.Beziehung ist bei ihm existentiell zur Erkenntnis des wahrhaftigen Dasein der eigenen Person.
Bunlardan ilkinde özne ile birlikte fiilin birinci hali (infinitive) kullanılır.Normalerweise wird nach dem First-In-First-Out-Prinzip (FIFO) gearbeitet.
2014, Göçebe Bir Özne Olarak Düşünmek, ICI Berlin.Jüdisches Museum Berlin 2014: A Guide to Berlin.
Aklın nesnel olamamasının sebebi de insanın kendi hayatının öznesi olamamasıdır.Doch das können sie nicht, die Menschen müssen selbst auf den Sinn ihres Lebens kommen.
Bu tür öznesi olan cümlelerde eylemin kim tarafından yapıldığı belirtilmez.In den Meldelisten ist nicht verzeichnet, um welchen Typ es sich dabei gehandelt hat.
Oysa öznelerin yaklaşımları ideolojik olabilir.Methoden können virtuell sein.
Filler bazı dinî inanışların da öznesi olmuştur.Les éléphants ont été l'objet de croyances religieuses.
1994, Göçebe Özneler.1994 : Immigrant.
Dışarıdan gelen öznelerle oluşabilir.Il se peut donc qu'elle me vienne de l'extérieur.
Bu durumda isim özneyi, Partisip ise yüklem görevini üstlenir.Dans ce nom, le nom de famille, Đỗ, précède le nom personnel.
Tahminler, öznel ve nesnel olmak üzere iki kısma ayrılırlar.On les a divisés en deux groupes : les sédentaires (fixés au substrat).
Yani yüklem, hiçbir biçimde öznenin ayrıştırılmasıyla elde edilemez.L'apanagiste ne peut donc pas se séparer de son apanage de quelque façon.
Bu tür cümlelerde özne, "sözde özne" olan sözcük grubudur.Nous appelons externes ou non classiques les propriétés utilisant ce mot.
Öznel bir anlatıma sahiptir.Quidam raconte une histoire.
Bunlar, öznel idealizm ve nesnel idealizm yönelimleridir.Voilà ce qui constitua l'idéalisme subjectif.
Bu cümlede ise “buluşma” işi birden çok özne tarafından ve karşılıklı yapılmıştır.Si le point se trouvait plus loin de la plaque, on le « verrait » plus loin et réciproquement.
Böylece birey kültürün düzeni içinde ayrımlaşmış bir özne hâlini alır.Enfin, il existe des différences individuelles au sein d'une même culture.
Bu şemalarda: Her kutu, öznesi kalın harflerle yazılmış bir sertifikayı temsil eder.Pour cela, chaque individu est équipé d'une carte contenant une puce électronique.
Pekiştirmeli öğrenme öznesinin amacı mümkün olduğunca fazla ödül toplamaktır.El objetivo de un agente de aprendizaje por refuerzo es recoger tanta recompensa como sea posible.
Bir pekiştirmeli öğrenme öznesi ortamla ayrık zaman adımlarında etkileşir.Un agente de refuerzo de aprendizaje interactúa con su entorno en pasos de tiempo discretos.
Bu tür öznesi olan cümlelerde eylemin kim tarafından yapıldığı belirtilmez.De tal manera de que la palabra envidia no tiene nada que ver con esta actitud que he descrito.
1994, Göçebe Özneler.1994. Guía del viajero.
(Ör: Dilbilgisi Kuralları) Kişiye Özgü Normlar: Bu normlar özneldir.Los tipos de menús más usuales son: Normales.
2014, Göçebe Bir Özne Olarak Düşünmek, ICI Berlin.Como título alternativo se pensó en Solo en Berlín.
Öznesel yaklaşım, Stanley Smith Stevens’in gelenekleri arasında olanlar devam etti(1906–1973).La teoría recibe su nombre en honor del psicofísico estadounidense Stanley Smith Stevens (1906-1973).
Öznede değil, kendinde var olan.Lo que no es sino ante sí mismo.
Özne kavramı, bugün bilinen anlam boyutunu 17. yüzyılda kazanmıştır.El procedimiento se basa en el valor esperado, ya conocido en el siglo XVII.
Betimlemede yazar gördüklerine kişisel yorumlarını katarsa öznel betimleme denir.El personaje, al revisar su propio manuscrito, cree percibir párrafos falsos.
İnsanın kimliği bir öznellik hissi ile oluşur ve bir kişisel bütünlüktür.La diferencia sexual forma parte constitutiva de la persona y la define de manera esencial.
Bunun sonucunda özne'nin metafizik mevcudiyet fikrinin merkezindeki konumu sona erdilir.Por ejemplo, se han eliminado las opiniones de Hume sobre la identidad personal.
Public Key (Açık Anahtar): Sertifika öznesine ait ortak bir anahtar.Dicho certificado vincula una clave pública con la identidad de su dueño legítimo.
Cümlede ögelerin dizilişi de: özne + tümleçler + yüklem biçimindedir.La forma más simple para estructurar una frase es la siguiente: Verbo + complemento + sujeto.
Pişmanlığa benzeyen bu duygu tamamen öznel bir duygudur.La denuncia como el sentimiento, es pura sensibilidad.
Öznel kamera ile aslında biz de eve doğru gideriz.Por regla general, el propio Aitor ejerce también de cámara.