Ana içeriğe geç
Sözlük

özlem ile cümle

özlem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Özlem gibi bir şey.Se on eräänlainen kaipuu.
Özlem gibi bir şey.To jest rodzaj pragnienia.
Özlemiţsinizdir Ýstanbul'u. Sahi, nerede yaţýyordunuz?Μιλήσατε εσείς οι δυο;
Özlemiţsinizdir Ýstanbul'u. Sahi, nerede yaţýyordunuz?Не поговорихте ли?
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.(105:14) увлеклись похотением в пустыне, и искусили Бога в необитаемой.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Ale jati jsouce žádostí na poušti, pokoušeli Boha silného na pustinách.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Ale zdjęci będąc chciwością na puszczy, kusili Boga na pustyniach.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.ampak vdali so se poželjivosti v puščavi, izkušali Boga mogočnega v samoti.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Ardieron de apetito en el desierto y probaron a Dios en la soledad
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.arsero di brame nel deserto, e tentarono Dio nella steppa
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Ci i -a apucat pofta în pustie, şi au ispitit pe Dumnezeu în pustietate.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.de grebes af Attrå i Ørkenen, i Ødemarken fristed de Gud;
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.De grepos av lystnad i öknen och frestade Gud i ödemarken.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Di padang gurun mereka dirangsang nafsu, dan mencobai Allah
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Epekedés epeszté õket a pusztában, és próbára tevék Istent a sivatagon.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Heissä syttyi himo erämaassa, ja he kiusasivat Jumalaa autiossa maassa.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Ils furent saisis de convoitise dans le désert, Et ils tentèrent Dieu dans la solitude.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.광야에서 욕심을 크게 발하며 사막에서 하나님을 시험하였도다
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.mas deixaram-se levar pela cobiça no deserto, e tentaram a Deus no ermo.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.men de blev grepet av begjærlighet i ørkenen, og de fristet Gud på det øde sted.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Nhưng có lòng tham dục quá đỗi tại trong đồng vắng, Và thử Ðức Chúa Trời nơi vắng vẻ.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Nhưng có lòng tham dục quá_đỗi tại trong đồng vắng , Và thử Ðức_Chúa_Trời nơi vắng_vẻ .
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Potom sa ich zmocnila náramná žiadosť na púšti, a pokúšali silného Boha na pustine.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Und sie wurden lüstern in der Wüste und versuchten Gott in der Einöde.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Zij wilden afgoden gaan vereren in de woestijn en zo daagden zij God uit daar in die woestenij.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Αλλ' επεθυμησαν επιθυμιαν εν τη ερημω, και επειρασαν τον Θεον εν τη ανυδρω.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.Но се полакомиха твърде много в пустинята, И изпитаха Бога в безводната страна;
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.ויתאוו תאוה במדבר וינסו אל בישימון׃
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.‎بل اشتهوا شهوة في البرية وجربوا الله في القفر‎.
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.反 倒 在 曠 野 大 起 慾 心 、 在 荒 地 試 探 神
Özlemle kıvrandılar çölde, Tanrıyı denediler ıssız yerlerde.反倒 在 曠野 大 起 慾心 、 在 荒地 試 探 神
Park Hae Young'u çok özlemiş olmalısınız.Biztos nagyon hiányzik magának Park Hae Young.
Park Hae Young'u çok özlemiş olmalısınız.Park Hae Young doit beaucoup vous manquer.
Park Hae Young'u çok özlemiş olmalısınız.Σας λείπει ο Παρκ ΧεΓιουνγκ πολύ, έτσι;
Park Hae Young'u çok özlemiş olmalısınız.انت تفتقد بارك هاي يونغ كثيرا, اليس كذلك؟
‹‹Şarap içmek krallara yakışmaz, ey Lemuel, Krallara yakışmaz! İçkiyi özlemek hükümdarlara yaraşmaz.Det klæder ej Konger, Lemuel, det klæder ej Konger at drikke Vin eller Fyrster at kræve stærke Drikke,
‹‹Şarap içmek krallara yakışmaz, ey Lemuel, Krallara yakışmaz! İçkiyi özlemek hükümdarlara yaraşmaz.Ei sovi kuningasten, Lemuel, ei sovi kuningasten viiniä juoda eikä ruhtinasten kysellä: "Missä väkijuomaa?"
‹‹Şarap içmek krallara yakışmaz, ey Lemuel, Krallara yakışmaz! İçkiyi özlemek hükümdarlara yaraşmaz.Het is niet goed als koningen teveel wijn drinken, Lemuël, en drankzucht past niet bij hen;
‹‹Şarap içmek krallara yakışmaz, ey Lemuel, Krallara yakışmaz! İçkiyi özlemek hükümdarlara yaraşmaz.Ingatlah, Lemuel! Minum anggur dan ketagihan minuman keras, tidak pantas bagi penguasa
‹‹Şarap içmek krallara yakışmaz, ey Lemuel, Krallara yakışmaz! İçkiyi özlemek hükümdarlara yaraşmaz.르무엘아 포도주를 마시는 것이 왕에게 마땅치 아니하고 왕에게 마땅치 아니하며 독주를 찾는 것이 주권자에게 마땅치 않도다
‹‹Şarap içmek krallara yakışmaz, ey Lemuel, Krallara yakışmaz! İçkiyi özlemek hükümdarlara yaraşmaz.Não é dos reis, ó Lemuel, não é dos reis beber vinho, nem dos príncipes desejar bebida forte;
‹‹Şarap içmek krallara yakışmaz, ey Lemuel, Krallara yakışmaz! İçkiyi özlemek hükümdarlara yaraşmaz.Ne králům, ó Lemueli, ne králům náleží píti víno, a ne pánům žádost nápoje opojného,
‹‹Şarap içmek krallara yakışmaz, ey Lemuel, Krallara yakışmaz! İçkiyi özlemek hükümdarlara yaraşmaz.Nepatrí kráľom, Lemuelu, nepatrí kráľom piť víno ani pýtať sa: Kde je opojný nápoj? kniežatám.
‹‹Şarap içmek krallara yakışmaz, ey Lemuel, Krallara yakışmaz! İçkiyi özlemek hükümdarlara yaraşmaz.Ne spodobi se kraljem, o Lemuel, ne kraljem, da pijo vino, ne knezom, da vprašujejo: Kje je pijača opojna?
‹‹Şarap içmek krallara yakışmaz, ey Lemuel, Krallara yakışmaz! İçkiyi özlemek hükümdarlara yaraşmaz.Nie królom, o Lemuelu! nie królom należy pić wino, a nie panom bawić się napojem mocnym;
‹‹Şarap içmek krallara yakışmaz, ey Lemuel, Krallara yakışmaz! İçkiyi özlemek hükümdarlara yaraşmaz.No es cosa de reyes, oh Lemuel, no es cosa de reyes beber vino; ni de los magistrados, el licor
‹‹Şarap içmek krallara yakışmaz, ey Lemuel, Krallara yakışmaz! İçkiyi özlemek hükümdarlara yaraşmaz.Non conviene ai re, Lemuèl, non conviene ai re bere il vino, né ai principi bramare bevande inebrianti
‹‹Şarap içmek krallara yakışmaz, ey Lemuel, Krallara yakışmaz! İçkiyi özlemek hükümdarlara yaraşmaz.O, nicht den Königen, Lamuel, nicht den Königen ziemt es, Wein zu trinken, noch den Fürsten starkes Getränk!
‹‹Şarap içmek krallara yakışmaz, ey Lemuel, Krallara yakışmaz! İçkiyi özlemek hükümdarlara yaraşmaz.Δεν ειναι των βασιλεων, Λεμουηλ, δεν ειναι των βασιλεων να πινωσιν οινον, ουδε των ηγεμονων, σικερα
‹‹Şarap içmek krallara yakışmaz, ey Lemuel, Krallara yakışmaz! İçkiyi özlemek hükümdarlara yaraşmaz.Не е за царете, Лемуиле, не е за царете да пият вино, Нито за князете да кажат : Где е спиртното питие?
‹‹Şarap içmek krallara yakışmaz, ey Lemuel, Krallara yakışmaz! İçkiyi özlemek hükümdarlara yaraşmaz.Не царям, Лемуил, не царям пить вино, и не князьям – сикеру,
‹‹Şarap içmek krallara yakışmaz, ey Lemuel, Krallara yakışmaz! İçkiyi özlemek hükümdarlara yaraşmaz.אל למלכים למואל אל למלכים שתו יין ולרוזנים או שכר׃
‹‹Şarap içmek krallara yakışmaz, ey Lemuel, Krallara yakışmaz! İçkiyi özlemek hükümdarlara yaraşmaz.ليس للملوك يا لموئيل ليس للملوك ان يشربوا خمرا ولا للعظماء المسكر.
‹‹Şarap içmek krallara yakışmaz, ey Lemuel, Krallara yakışmaz! İçkiyi özlemek hükümdarlara yaraşmaz.利 慕 伊 勒 阿 、 君 王 喝 酒 、 君 王 喝 酒 不 相 宜 . 王 子 說 、 濃 酒 在 那 裡 也 不 相 宜
‹‹Şarap içmek krallara yakışmaz, ey Lemuel, Krallara yakışmaz! İçkiyi özlemek hükümdarlara yaraşmaz.利慕伊勒阿 、 君王 喝酒 、 君王 喝酒 不 相宜 . 王子說 、 濃酒 在 那 裡 也 不 相宜
Seni özlemişMamá llamó por teléfono. Desea tanto verlos.
Şimdi, bir toplum sadece ne yaptığı ile değil aynı zamanda özlemlerinin kalitesi ile de ölçülür.Ahora, la medida de una sociedad no es sólo lo que hace, sino la calidad de sus aspiraciones.
Şimdi, bir toplum sadece ne yaptığı ile değil aynı zamanda özlemlerinin kalitesi ile de ölçülür.De maatstaf van een maatschappij is niet alleen wat ze doet, maar de kwaliteit van haar aspiraties.
Şimdi, bir toplum sadece ne yaptığı ile değil aynı zamanda özlemlerinin kalitesi ile de ölçülür.Eine Gesellschaft wird nicht nur daran gemessen, was sie tut, sondern auch an der Qualität ihrer Absichten.
Şimdi, bir toplum sadece ne yaptığı ile değil aynı zamanda özlemlerinin kalitesi ile de ölçülür.한 사회의 가치는 그 사회가 무엇을 하느냐에만 있는것이 아니라 그 사회가 갖는 염원이 어떤것인가에도 있습니다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod