Sanatçı, resimdeki ince detayları özenle boyadı.Istovremeno on ima veliki osjećaj za minijaturne detalje na slici.
Serbest kalan askerler etraflarındaki sanat eserlerine pek özen göstermezler.Sam rad FN solarnih članaka praktički ne opterećuje okoliš.
Chris, babalık görevini sevgi ve özenle yerine getirmeye devam eder.Sarah sa uspokojí s bratovou láskou a povinnosťou.
Ayrıca köy halkı düğünlere çok özen gösterir.Navyše sa priateľovi prizná ako veľmi sa bojí svadby.
Özentili ve yapmacık bir şiir tarzıdır.Toto je príklad smutno-veselej básne.
Savaş sonrası dönemde Yahudilerin çoğu dikkatleri üzerilerine çekmemeye özen gösterdiler.Po niekoľko nasledujúcich storočí im veľká časť židovskej komunity nevenovala pozornosť.
İnsana özenir, insanmış gibi davranır.Fanta je vprašal, kako je biti človek.
Daha özenli türetmeler literatürde yer almaktadır.Motiv najdenčka se pojavlja tudi drugod v literaturi.
Söz konusu titizlik ve özen her satırda görülür.Nasilje in nepravičnost povsod prevladujeta.
Dinsel törensiz özen, utangaçlığı getirir.Prizma, ki ni pokončna, je poševna prizma.
Yetiştirmesi özen ister.Nekaj misli o vzgoji.
Bu nedenle, bu dönemde dinlenmeye özen göstermeli ve çok yorucu faaliyetlerden ve stresten uzak durulmalıdır.Svarbu suplanuoti savo laiką, kad galima būtų išvengti karštligiško skubėjimo ir streso.
Ailelerin getirilmesiyle, eş ve çocuklar hakkındaki özendirici yasalarla nüfus arttı.Spausdino praktiškus patarimus moterims, šeimai.
"Önder Özen Biyografi"."Maria Kõrvits Biograafia".
Onun iyi bir eğitim almasına özen vermişti.Ta pidas tähtsaks võimalust omandada head haridust.
Özen, İbrahim (haz.) (2018).Põlda, H. (2018).
Michel Foucault'un biyopolitik tanımına göre insan, kendini özenle işleme nesnesi bilincine vara bilendir.Tegeldakse Michel Foucault' eeskujul sellega, kuidas biopoliitika toodab argielu.
1970'ler ve 1980'lerde bu değişiklik daha da özenli ve coşkun bir hal aldı.1970.–1980. aastatel muutus kujundi- ja värvikeel vaoshoitumaks ja peenemaks.
Ama biz daha küçükler olarak, bu çocuğa özenirdik.Aber ich muss Ihnen sagen, wir jungen Burschen schauten auf zu diesem Kerl.
Ama biz daha küçükler olarak, bu çocuğa özenirdik.Ale hovorím vám, my chalani sme k nemu vzhliadali.
Ama biz daha küçükler olarak, bu çocuğa özenirdik.Ale musím vám říct, že my mladí kluci, jsme k tomuto klukovi vzhlíželi.
Ama biz daha küçükler olarak, bu çocuğa özenirdik.Ale muszę wam powiedzieć, my małolaty, patrzyliśmy z podziwem na tego gościa.
Ama biz daha küçükler olarak, bu çocuğa özenirdik.Dar trebuie să vă spun, noi băieţii tineri, ne uitam cu respect la tipul ăsta.
Ama biz daha küçükler olarak, bu çocuğa özenirdik.De meg kell, hogy mondjam, mi fiatalok, mi felnéztünk erre a srácra.
Ama biz daha küçükler olarak, bu çocuğa özenirdik.하지만 한가지 알아야만 할 것이 있는데요. 우리 어린 소년들은 쟈니를 우러러봤다는 겁니다.
Ama biz daha küçükler olarak, bu çocuğa özenirdik.Ma, a dire la verità, noi ragazzini, lo guardavamo con rispetto questo tipo.
Ama biz daha küçükler olarak, bu çocuğa özenirdik.Maar ik moet zeggen dat wij, de jongeren, opkeken naar deze kerel.
Ama biz daha küçükler olarak, bu çocuğa özenirdik.Mais je dois vous dire, nous les jeunes, nous admirions ce type.
Ama biz daha küçükler olarak, bu çocuğa özenirdik.Mas deixem que vos diga, nós, os mais novos, admirávamos o tipo.
Ama biz daha küçükler olarak, bu çocuğa özenirdik.Men för oss småpojkar så var han ett idol.
Ama biz daha küçükler olarak, bu çocuğa özenirdik.Namun saya harus memberi tahu Anda, kami anak-anak muda kami segan pada orang ini.
Ama biz daha küçükler olarak, bu çocuğa özenirdik.Nhưng tôi phải nói với các bạn rằng, chúng tôi, những người trẻ tuổi, chúng tôi đã kính nể anh chàng này.
Ama biz daha küçükler olarak, bu çocuğa özenirdik.Pero tengo que decirles, los jóvenes admirábamos a este chico.
Ama biz daha küçükler olarak, bu çocuğa özenirdik.Αλλά πρέπει να σας πω, εμείς οι νεώτεροι, τον θαυμάζαμε αυτόν τον τύπο.
Ama biz daha küçükler olarak, bu çocuğa özenirdik.Але я вам хочу сказати, що ми, молодші хлопчаки, поважали цього хлопця.
Ama biz daha küçükler olarak, bu çocuğa özenirdik.Но трябва да ви кажа, че за нас по-младите момчета, този пич беше за пример.
Ama biz daha küçükler olarak, bu çocuğa özenirdik.Однако я должен сказать вам, мы, младшие ребята, хотели подражать этому чуваку.
Ama biz daha küçükler olarak, bu çocuğa özenirdik.אבל אני חייב לומר לכם, שאנחנו החבר'ה הצעירים אנחנו הערצנו את הבחור הזה
Ama biz daha küçükler olarak, bu çocuğa özenirdik.لكن ينبغي أن أخبركم ، نحن كشباب ، كنا مُعجبين بهذا الشاب .
Ama biz daha küçükler olarak, bu çocuğa özenirdik.尊敬されていました おしゃれで格好良いジョニーは
Ancak bu tek bir gezegendeki insanların ihtiyaçlarına eşit özen gösterildiği manasına geliyor. CA:세계시민을 동등하게 취급하는 것이 되겠습니다.
Ancak bu tek bir gezegendeki insanların ihtiyaçlarına eşit özen gösterildiği manasına geliyor.les besoins des citoyens de cette planète de manière égale. CA :
Ancak bu tek bir gezegendeki insanların ihtiyaçlarına eşit özen gösterildiği manasına geliyor.כדי לענות על הצרכים של האזרחים בכוכב לכת אחד.
Ancak bu tek bir gezegendeki insanların ihtiyaçlarına eşit özen gösterildiği manasına geliyor.لإحتياجات مواطني نفس الكوكب.
Ancak bu tek bir gezegendeki insanların ihtiyaçlarına eşit özen gösterildiği manasına geliyor.アンダーソン:ええ
Aniden özenmeye ve yeni şeyler denemeye başlar.Bỗng dưng, anh ấy bắt đầu cạnh tranh và phát triển.
Aniden özenmeye ve yeni şeyler denemeye başlar.Deodată începe să fie inspirat şi apoi inovează.
Aniden özenmeye ve yeni şeyler denemeye başlar.De repente, começa a imitar e a partir daí a inovar.
Aniden özenmeye ve yeni şeyler denemeye başlar.De repente, empieza a imitar y luego a innovar.
Aniden özenmeye ve yeni şeyler denemeye başlar.Han börjar härma och sedan att vidareutveckla.
Aniden özenmeye ve yeni şeyler denemeye başlar.Hij gaat na-apen en vervolgens verbeteren.
Aniden özenmeye ve yeni şeyler denemeye başlar.Hirtelen elkezdett versenyezni, majd újítani.
Aniden özenmeye ve yeni şeyler denemeye başlar.Improvvisamente, ha cominciato a imitare e poi a innovare.
Aniden özenmeye ve yeni şeyler denemeye başlar.갑자기 그는 모방하기 시작하고 또 혁신을 합니다.
Aniden özenmeye ve yeni şeyler denemeye başlar.Nagle zaczął powtarzać i udoskonalać to co robią inni.
Aniden özenmeye ve yeni şeyler denemeye başlar.Najednou začíná napodobovat a poté inovovat.
Aniden özenmeye ve yeni şeyler denemeye başlar.Sofort beginnt er nachzuahmen und dann neu zu entwickeln.
Aniden özenmeye ve yeni şeyler denemeye başlar.Tiba-tiba, ia mulai meniru dan kemudian berinovasi.
Aniden özenmeye ve yeni şeyler denemeye başlar.Tout à coup, il commence à émuler et puis à innover.
Aniden özenmeye ve yeni şeyler denemeye başlar.Zrazu sa snaží napodobňovať a následne inovovať.