Ana içeriğe geç
Sözlük

özen ile cümle

özen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Söz konusu titizlik ve özen her satırda görülür.Szata i umaszczenie Umaszczenie dowolne.
Firdevsi eserlerini yazarken kullandığı kaynakların doğruluğuna özen göstermiştir.Autor starał się dokładnie przekazać teksty źródeł, które wykorzystywał.
Serbest kalan askerler etraflarındaki sanat eserlerine pek özen göstermezler.Oficer uświadamia sobie jak wiele brakuje mu do inwigilowanych właśnie przedstawicieli sztuki.
Bunların yanı sıra farklı nitelikte yiyeceklerin birlikte tüketilmemesine çok büyük özen gösterilirdi.Ważne też było, by nie mieszać ze sobą potraw o odmiennych właściwościach.
Kaşığın ağza değen kısmının yemeğe değmemesine özen gösterilir.Istnieje przesąd, zgodnie z którym na tych schodach nie należy jeść.
Jackson, proje kapsamında oldukça özenli davrandı.Jackson wykonał ten utwór w półplaybacku.
Şarkı Gökhan Özen versiyonudur.Wszystkie piosenki to wersje demo.
Kendine özen göster!Karmi się tobą.
Script kiddie: Script kiddie'ler hacker'lığa özenen kişilerdir.Wśród hakerów takie osoby określa się pejoratywnie script kiddie (dosłownie skryptowy dzieciak).
Bunların yanı sıra farklı nitelikte yiyeceklerin birlikte tüketilmemesine çok büyük özen gösterilirdi.Det var också mycket viktigt att mat av olika egenskaper inte blandades hur som helst.
Yetiştirmesi özen ister.Viljan att föröka sig.
Aynı adı taşıyan Taştıp özeninin yanıbaşındadır.Smeknamnet finns fortfarande och står till och med på hennes körkort.
Resmî site Discogs'ta Gökhan Özen diskografisiOfficiell webbplats Himlaväsen på Discogs
(Karakteristik 2 istisnai durumdur ve daha fazla özen gerektirir.)Kan både klassas som Mer eller Best.)
Şarkı Gökhan Özen versiyonudur.Sången är i originalversion en julsång.
Batı'yla ekonomik ve siyasi iş birliğini artırmaya özen gösterdi.Projektet föreslår ett närmare ekonomiskt och socialt samarbete mellan de tre länderna.
Müttefik Hava Kuvvetleri genellikle kulelerin bulunduğu bölgeye saldırmamaya özen göstermişlerdir.Deras anfallsstrategi är oftast att anfalla allt de ser.
TUV CERT otobüslerin özenle hazırlaması ve üretmesine yönelik uluslararası sertifikasyon alındı.Отримано міжнародний сертифікат на розробку та виробництво автобусів TUV CERT.
Bunların yanı sıra farklı nitelikte yiyeceklerin birlikte tüketilmemesine çok büyük özen gösterilirdi.Крім того, вкрай важливо, щоб їжа з різними властивостями не змішувалася.
Onun iyi bir eğitim almasına özen vermişti.Тому бажала отримати дуже хорошу освіту.
Kendine özen göster!Обов'язково самовдосконалюйтесь!
Basın genç yaşta hamileliği özendirmekle suçlandı.В пресі його дочка звинувачувала в спробі зґвалтування.
Söz konusu titizlik ve özen her satırda görülür.Почуття близькості і ніжності залишається протягом всієї частини.
İnsülin pompaları doğru şekilde kullanmak için özen ve çaba gerektirir.Як вибрати і правильно використовувати тампони
Özenle hazırlanmış rölyeflerde avcılık sahneleri yer alır.На бокових стінках скриньки зображено сцени полювання.
Özen, İbrahim (haz.) (2018).Слюсар, В.И. (2018).
Egzersiz ve sporu, sadece hafta sonları değil, günlük yapmaya özen göstermak.Trendem sportovního nošení je to nejen pro sportovní aktivity, ale i pro denní nebo víkendové nošení.
Onun için isminin düzgün telaffuz edilmesine büyük özen göstermektedir.To vše vyžaduje jeho dobrou pověst.
Özenle toplayıp derlediği kütüphanesinin değeri de çok büyüktür." demiştir.Písmena FS značí Full Scale, tedy plný rozsah (rozuměj převodníku).
Balığı beslemek için kullanılacak yemin özenle seçilmesi.Na ryby se přichycuje pomocí přísavek.
İnsana özenir, insanmış gibi davranır.Chování jako k lidské bytosti.
Ayrıca bir kez kitap bulunduktan sonra yanlış ellere düşmemesi için özenle korunması da gerekiyordu.Dokonce musí dopis zničit, aby se nedostal do nepovolaných rukou.
Sanatçı, resimdeki ince detayları özenle boyadı.Byl schopen to poměrně detailně nakreslit na papír.
Eski zamanlara nazaran doğumları özendirmek amacıyla çeşitli teşvikler açıklandı.Několikrát se o původu Rychlých šípů dopustil mystifikací hraničících se lží.
Bu alandaki Avrupa Birliği politikasının amacı bilimsel araştırmayı özendirmek ve düzenlemektir.Obiectivele politicii UE în acest domeniu sunt coordonarea și stimularea cercetării.
Tom çok özenli.Tom este foarte atent.
Kendine özen göster!Ismerd meg magadat!
Pişirilirken birbirlerine yapışmamalarına özen gösterilir.Az asztalnál úgy tesznek, mintha nem ismernék egymást.
Jackson, proje kapsamında oldukça özenli davrandı.Jackson nagy sikerrel adta elő a díjkiosztón.
Yetiştirmesi özen ister.A kedély nevelése.
Gelin arabası özenle hazırlanır.Példa: Az autó közeledni látszik.
Batı'yla ekonomik ve siyasi iş birliğini artırmaya özen gösterdi.Egyre nyilvánvalóbbá volt a szövetség pénzügyi és politikai válsága.
Sanatçı, resimdeki ince detayları özenle boyadı.E kor művésze nagyszerűen ábrázolja a részleteket is.
Milyoner (albüm), Gökhan Özen albümü.A világ repülőgépei (album), Mester Kiadó Kft.
Canlandırma ekibi çalışmalarında Tex Avery ve Chuck Jones'a özendi.Jaksoja ohjasivat muun muassa Tex Avery ja Chuck Jones.
Rusya'daki Türkleri Türkiye'ye göç etmeye özendirdi.Venäläisiä turisteja kehotettiin palaamaan kotiin.
Sanatçı, resimdeki ince detayları özenle boyadı.Hän eristi tietoisesti maalauksen merkittävät elementit toisistaan.
AudioFile dergisi şunları yazdı: "Carolyn McCormick, ayrıntılı ve özenli bir anlatım sunuyor.Το περιοδικό AudioFile έγραψε: «Η Κάρολαϊν ΜακΚόρμικ δίνει μια λεπτομερή και επιμελή αφήγηση.
Reeve Carney Dorian Gray Kendine özen gösteren, yakışıklı ve ölümsüz bir karakter.Reeve Carney ως Ντόριαν Γκρέυ, ένας βέβαιος, μαγευτικός, αλλά μόνος, απομονωμένος άνθρωπος.
Bir kısmı özendirici, istenen nitelikte, diğer bir kısmı ise korkutucu, ürkütücü ütopyalardır.Nogle er grådige (Hvede), andre er nøjsomme (Boghvede) og atter andre er berigende (ærter).
1970'ler ve 1980'lerde bu değişiklik daha da özenli ve coşkun bir hal aldı.I 1970'erne og 1980'erne havde flere retssager vist, at det kunne være endog meget svært.
(Karakteristik 2 istisnai durumdur ve daha fazla özen gerektirir.)(Dog kun for kategori 2 stigninger eller højere).
Eleştirmenlerden, özensiz deyişleri nedeniyle zaman zaman eleştiri aldı.Som kritiker var han berygtet på grund af en sønderlemmende kritik af bl.a.
Aslında, Gökhan Özen'in dördüncü stüdyo albümü.Det var den fjerde udgave af Wuhan Open.
Bunların yanı sıra farklı nitelikte yiyeceklerin birlikte tüketilmemesine çok büyük özen gösterilirdi.Det var også svært viktig at mat med ulike egenskaper ikke ble blandet tilfeldig.
Aile bireyleri okumaya özendirilmiştir.I: Å lese etter familien.
Sanatçı, resimdeki ince detayları özenle boyadı.Man kan se at kunstneren har brukt mye farger og korrekte detaljer på bildet.
AudioFile dergisi şunları yazdı: "Carolyn McCormick, ayrıntılı ve özenli bir anlatım sunuyor.Majalah AudioFile menulis: "Carolyn McCormick membacakan narasi yang rinci dan penuh perhatian.
Güven Mücellithanesi (Özener Matbaası bas.).Security thread (benang pengaman).
Camii özenle yaptırılmıştır.Kamila tetap memaksa.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod