Dinsel törensiz özen, utangaçlığı getirir.За обман всегда стыдно, за честность — нет.
Rüzgardan korumalı ve dalgasız olmalarına özen gösterilmiştir.Рекомендуется мульчирование и защита от ветра.
Meltem (Damla Özen): Hakan (Kürşat)'ın karısıdır.Жена Хадижа (родом из селения Чох).
Batı'yla ekonomik ve siyasi iş birliğini artırmaya özen gösterdi.Это было сделано с целью улучшения торговых и политических отношений с Западом.
Nermin Avrupa özentisi bir sosyetiktir.Становое — это социализм с европейским лицом.
Chris, babalık görevini sevgi ve özenle yerine getirmeye devam eder.Мэри верно и преданно служит своему делу.
2B tabakasında ele geçenlerde özensiz bir işçilik görülür.В этих боях 2 БА было безвозвратно потеряно.
1976 yılında adını Paul Joseph Goebbels'den özenerek Joseph Paul Franklin olarak değiştirdi.В 1976 году он меняет своё имя и становится Джозефом Полом Франклином.
Basın genç yaşta hamileliği özendirmekle suçlandı.Журнал обвинили в растлении малолетних.
Kostümler de özenli değildir, gündelik kıyafetleri andıran gösterişsiz prova kostümleridir.Используются как неформальная ежедневная одежда.
TUV CERT otobüslerin özenle hazırlaması ve üretmesine yönelik uluslararası sertifikasyon alındı.Получен международный сертификат на разработку и производство автобусов TUV CERT.
Yetiştirmesi özen ister.Ее нужно воспитывать.
Niyazi mahalleye geri dönmüştür ve Haluk Özenç tarafından canlandırılmaya başlanmıştır.Вернулся на родную шахту и с энтузиазмом принялся за восстановление.
Arzu Kara (Tülin Özen) : Kızlar grubunun demirbaşı.(Поклонение) сидящей рядом с Ним Дочери Химавата.
Bütün okyanuslarda yaygınlardır, sadece küçük denizlere girmemeye özen gösterirler.Распространён в открытых водах всех океанов, но повсюду встречается весьма редко.
Onun için isminin düzgün telaffuz edilmesine büyük özen göstermektedir.Он очень злится, когда его имя произносят неправильно.
Bronz Çağı buluntusu bir azizin kemikleri, gerçi, özellik belirten ve daha çok özenilmiş kusursuzdur.Найденные реликвии Бронзового века, впрочем, сильно отличают и более искусны.
Yazım dili ise önceki Abasıyanık kitaplarına göre son derece savruk ve özensizdir.Язык учебника, как нам казалось, был очень сложный и неудобочитаемый с весьма туманным содержанием.
Gelin arabası özenle hazırlanır.Автомобили стали готовить специально.
Yunan ordusu geri çekilirken Türklerin kullanabileceği hiçbir şey bırakmamak için özen gösterdi.وأاثناء تراجع الجيش اليونانى قد عملوا على عدم ترك أى شيئاً يستطيع أن يستخدمه الأتراك .
Meltem (Damla Özen): Hakan (Kürşat)'ın karısıdır.زهراء قد تعني: فاطمة الزهراء، بنت رسول الله محمد بن عبد الله صلى الله عليه وسلم.
Özenle toplayıp derlediği kütüphanesinin değeri de çok büyüktür." demiştir.كتاب فصوص الحكم، الذي أثار جدلا ً كبيراً في وقته ولازال مصدرا ً للجدل.
1976 yılında adını Paul Joseph Goebbels'den özenerek Joseph Paul Franklin olarak değiştirdi.في عام 1976 في سن ال 26 ، قال انه غير اسمه إلى جوزيف بول فرانكلين.
Bunların yanı sıra farklı nitelikte yiyeceklerin birlikte tüketilmemesine çok büyük özen gösterilirdi.وكان أيضا من الأهمية الحيوية ان الطعام ذو الخصائص المختلفة لا يتم خلطه.
Kısa bir süre sonra James dikkat ve özen isteyen laboratuvar çalışmalarını ilginç bulmamaya başladı.سرعان ما أصبح جاك مولعًا بتعلم الكيفية التي يحفز بها طلابه غير المحفزين.
Söz konusu titizlik ve özen her satırda görülür.يظهر وسواسها بالنظافة والنظام في كل لحظة وفي أي مكان.
Bir kısmı özendirici, istenen nitelikte, diğer bir kısmı ise korkutucu, ürkütücü ütopyalardır.فكان البعض متواضعًا وحريصًا على التعلم؛ و البعض الآخر قويًا ومجادلًا؛ والبعض جبانًا وبطيئًا في التحسن.
Arzu Kara (Tülin Özen) : Kızlar grubunun demirbaşı.إن الفتيات لديهن أمرًا يكافأهم البعض عليه وهو كونهم ذوات حساسية وعاطفة.
Onun iyi bir eğitim almasına özen vermişti.آمل ان تلقنوه درسا جيدا.
Camii özenle yaptırılmıştır.كان حمد في ورطة.
Sanatçı, resimdeki ince detayları özenle boyadı.الحفاظ على التفاصيل الحادة للصور.
Mihrabın batısında bulunan, tepesi altıgen külahla örtülü minber de özenli bir ahşap işçiliğinin ürünüdür.المنبر الذي يعلوه مخروط سداسي يقع في الغرب من المحراب، وهو أيضا نتاج صنعة خشبية دقيقة .
Aslında, Gökhan Özen'in dördüncü stüdyo albümü.أجزاء Audiobook الأربعة رواه أكلاند جوس.
AudioFile dergisi şunları yazdı: "Carolyn McCormick, ayrıntılı ve özenli bir anlatım sunuyor.A revista AudioFile comentou que "Carolyn McCormick entrega uma narração cuidadosa e detalhada.
Ben canlandırdığım karakterlerin iyiye ve doğruya hizmet etmesi için özenle seçtim.Tenho seleccionado cuidadosamente as personagens que tenho interpretado para servir o bem.
Rus Paskalyasından sonra Yahudilere yapılan katliam özenle planlandı.Houve um plano organizado para o massacre aos judeus no dia a seguir à páscoa russa.
Bu alandaki Avrupa Birliği politikasının amacı bilimsel araştırmayı özendirmek ve düzenlemektir.Os objetivos da política da UE nesta área são de coordenar e estimular a pesquisa.
O gök açıldı ve ruhum Tanrıya varmaya özendi".Deus, porém, revelou-o a nós pelo Espírito.”
Güven Mücellithanesi (Özener Matbaası bas.).The Guardian Trussler (ed.).
Bunların yanı sıra farklı nitelikte yiyeceklerin birlikte tüketilmemesine çok büyük özen gösterilirdi.Era também de importância vital que os alimentos de propriedades diferentes não fossem misturados.
Başa geçerken yaşanan olaylardan ötürü Claudius senatoyu memnun etmek için büyük özen gösterdi.Devido às circunstâncias da sua ascensão ao trono, Cláudio pôs empenho em agradar o senado.
Asıl görüşlerini ve özenini ürüne yansıtan, böylelikle ürünü canlı hissettiren biri."Para colocar o seu pensamento real e seu cuidado em seu produto, pois ele parecerá vivo".
(Karakteristik 2 istisnai durumdur ve daha fazla özen gerektirir.)(Mas seria necessário comprovar através de outros dados e mais referências).
Özenti sosyete Paris'in ünlü salonlarına da girmekten geri kalmadı.Nunca mais ele voltaria a entrar nas famosas salas da Polytechnique.
Günlük ev işlerinde kullanılan seramikler fazla özenti gösterilmeden ve fazla süslü olmadan yapılmaktaydı.Nas cerimônias domésticas tudo era feito com muito cuidado e dedicação.
Onun için isminin düzgün telaffuz edilmesine büyük özen göstermektedir.Seu verdadeiro nome é perigoso demais pronunciar.
Kendine özen göster!Tente imitar!
Sağlıklarına özen gösteremezler.Ze zijn niet schadelijk voor de gezondheid.
Bir kısmı özendirici, istenen nitelikte, diğer bir kısmı ise korkutucu, ürkütücü ütopyalardır.Sommigen van hen staan op goede voet met haar, maar anderen zijn bang of juist vijandig tegenover haar.
İnsana özenir, insanmış gibi davranır.Zij zien eruit als mensen, en kunnen zich ook zo gedragen.
Bazen de başka tedarikçileri sektöre özendirebilirler.Soms verkopen ze zelfs individuele biljetten aan het publiek.
Bu yolda kazandıkları utkular, gerçekten daha az özence değer değildir.De prijs die hiervoor wordt betaald is een minder expressief gelaat.
Egzersiz ve sporu, sadece hafta sonları değil, günlük yapmaya özen göstermak.Lichaamsbeweging/sport, maar niet laat op de dag.
Zeki Önder Özen (d.Een goede indruk maken bij de leider(s).
Albümün ilk klibi Teslim Al isimli parçaya Gökhan Özen yönetmenliğinde İngiltere'de çekilmiştir.De eerste munt met een randschrift werd in Engeland geslagen: de z.g.
Kraliçenin arkadaş çevresi özenle seçilmişti ve herkese yer yoktu.Hij regeerde met koningin Djefatnebti en er zijn geen kinderen bekend.
Kendine özen göster!Behéérs je alsjeblieft!...
Özen, İbrahim (haz.) (2018).Zie ook (2018).
Avusturya hükümeti, çeşitli muafiyetler de uygulanayarak karma evlilikleri özendiriyordu.De Oostenrijkse regering liet kostbare onderscheidingen vervaardigen.
Fakat diğer şehirlere bakıldığında doğa korunmuş ve ona özen gösterilmiştir.W przeciwieństwie do innych narodowych pomników przyroda jest chroniona.