Tom özenli gibi görünüyordu.Tom looked like he was attentive.
Uyan ve daha özenli ol!Wake up and be more attentive!
Lütfen çöpünü yanına al ve onu özenli bir şekilde at.Please take your rubbish with you and dispose of it thoughtfully.
Tom beni ziyaret etmeye özen gösterir.Tom made a point of visiting me.
Tom büyük özenle kalktı.Tom rose with great care.
Her şeye özen gösterilir.Everything's taken care of.
Çiçeklere ne zamandır özen gösteriyorsun?Since when do you care about flowers?
Biraz özen gösterebilir misin?Can you elaborate a bit?
Sırtına özen göster.Take care of your back.
Kitabını büyük bir özenle okuyacağım.I will read your book with great care.
Ben sizi özendirmek istemedim.I didn't mean to tempt you.
O her ucundan özenle kıvrılmış bir bıyığı olan şık bir adamdı.He was a dapper man with a mustache that curled neatly at each tip.
Onlar bir arı kovanı kadar özenle çalıştılar.They worked as diligently as a hive of bees.
Okul özenle temizlendi.The school was meticulously clean.
Tom özenli olmamı istedi.Tom asked me to be attentive.
Biz sadece özensizdik.We were just sloppy.
Tom'un başarısı beni özendirdi.Tom's success motivated me.
O her zaman çok düşünceli ve özenli oldu.He has always been very considerate and caring.
Sanki özenli gibi görünüyordunuz.It looked like you were attentive.
Tom özenli görünüyordu.Tom seemed to be attentive.
Tom çok özenli değildi.Tom wasn't very attentive.
Tom, Mary'nin özenli olduğunu söyledi.Tom said that Mary was attentive.
Tom özensizleşiyor.Tom is getting sloppy.
Tom kâğıdı özenle katladı.Tom neatly folded the paper.
Aynı hatayı bir daha yapmamaya özen gösterin.Be careful not to make the same mistake again.
"Gökhan Özen merak edilenlerini anlattı...""Gökhan Özen merak edilenlerini anlattı..."
"Gökhan Özen ve Selen Sevigen evlendi"."Gökhan Özen ve Selen Sevigen evlendi".
AudioFile dergisi şunları yazdı: "Carolyn McCormick, ayrıntılı ve özenli bir anlatım sunuyor.The magazine AudioFile said: "Carolyn McCormick gives a detailed and attentive narration.
Ben canlandırdığım karakterlerin iyiye ve doğruya hizmet etmesi için özenle seçtim.I have carefully selected the characters I've portrayed to serve the good and right.
Bununla birlikte, biraz özen gösterilerek, klinik uygulamada makul ölçüde iyi yapılabilir.With some care however, it can be done reasonably well in clinical practice.
Reeve Carney Dorian Gray Kendine özen gösteren, yakışıklı ve ölümsüz bir karakter.Reeve Carney as Dorian Gray, a charismatic man who is ageless and immortal.
Bunun nedeni, rakip bir yere gitmiş birkaç büyük müşteriye geri dönmesine özen yaratmal idi.This is due to return to a few large customers who have gone to a competitor.
Başa geçerken yaşanan olaylardan ötürü Claudius senatoyu memnun etmek için büyük özen gösterdi.Because of the circumstances of his accession, Claudius took great pains to please the Senate.
Bu alandaki Avrupa Birliği politikasının amacı bilimsel araştırmayı özendirmek ve düzenlemektir.The aims of EU policy in this area are to co-ordinate and stimulate research.
7 Temmuz 2010'da, Selen Özen (kızlık soyadı: Sevigen) ile evlendi.On 7 July 2010, he married Selen Sevigen.
Hooke’un malzemelerinin, ölçümü başarılı bir şekilde yapabilmesi için çok özensiz olduğu biliniyor.It is now known that Hooke's equipment was far too imprecise to allow the measurement to succeed.
Arzu Kara (Tülin Özen) : Kızlar grubunun demirbaşı.Females are the ones that care for the offspring.
Bunlar, özenle yetiştirildiler ve daha sonraki senelerde sayıları arttırıldı.They have, for one thing, increased in number, and many of them have been re-named over the years.
Yapıların taban ve duvarlarının özenli bir biçimde sıvandığı görülmüştür.They are particularly distinguished by the shape and size of their stroma.
Özensiz tarzıyla Basil'i kızdırır.It doesn't take long for him to fatally irritate Basil, too.
İnsülin pompaları doğru şekilde kullanmak için özen ve çaba gerektirir.Insulin pumps require care and effort to use correctly.
Özenle bilim ve edebiyatı desteklemiştir.He assiduously cultivated science and literature.
Özen, İbrahim (haz.) (2018).Röhr, C. (2017).
Özen Ahlakı'nın (ethics of care) kurucusudur. Carol Gilligan, New York’da Yahudi bir ailede yetişti.Carol Gilligan was raised in a Jewish family in New York City.
Rambo özentisi gibi görünmüştür.He resembles Rambo.
Sonuç olarak oğullarını saray ileri gelenlerinden uzak tutmaya özen göstermiştir.Then, he summoned his wife (Sudeshna) to produce sons from him.
O gök açıldı ve ruhum Tanrıya varmaya özendi".It will shock the whole world," and will "put the fear of God in us."
Özen Yaklaşımı.A Case Approach.
Adı muhtemelen ünlü rapçi Snoop Dogg'dan özenilmiştir.It features fellow rapper Snoop Dogg.
1970'ler ve 1980'lerde bu değişiklik daha da özenli ve coşkun bir hal aldı.In the 1970s and 1980s, this distribution undoubtedly changed.
(Karakteristik 2 istisnai durumdur ve daha fazla özen gerektirir.)(Grade II* indicates particularly important buildings of more than special interest.)
Söz konusu titizlik ve özen her satırda görülür.The solidity and reliability was felt in everything.
Bu yemekleri yapacak kişiler özenle seçilir.Anything real food they pick up must be eaten.
Bu, onun müzikten çok atılımlara özen gösterdiği şeklinde yorumlandı.Many have lent their name to the style of music to which they are danced.
On yılın pop ikonu kendi filmi için özensiz saniyelerden daha iyisini yapmalı.For her own movie, though, the decade's purest pop icon should do better than sloppy seconds.
İnsana özenir, insanmış gibi davranır.His nose is already pretending to be a human being.
Batı'yla ekonomik ve siyasi iş birliğini artırmaya özen gösterdi.He favored political and economic relationships with the West.
Savaş sonrası dönemde Yahudilerin çoğu dikkatleri üzerilerine çekmemeye özen gösterdiler.After the end of the war, many felt that the Courts were no longer needed.
Askerler, Bakü N birimi için özenle seçilir.Soldiers are carefully selected for the Baku N unit.
Bu yolda kazandıkları utkular, gerçekten daha az özence değer değildir.Those with lower income draw even fewer benefits from it.