Özel okulda bir oğlum var.I have a son in private school.
Tom özellikle önemsemiyor.Tom doesn't particularly mind.
Ben onu çok özel bulmuyorum.I don't find it very special.
Kömür özellikle önemlidir.Coal is especially important.
Özellikle ne kötü görünüyor?What specifically looks bad?
Bayanlar ve baylar, lütfen bu geceki özel konuklar için ellerinizi birleştirin!Ladies and gentlemen, please put your hands together for tonight's special guest!
Tom özel bir anılmayı hak ediyor.Tom deserves special mention.
Bazı özel durumlarımız olacak.We'll have some exceptions.
Özel hayatın nasıl olduğunu bilirim.I know how special life is.
Bize gala öncesi özel gösterim verir misiniz?Can you give us a preview?
Tom Mary'yi kendine özel hissettirdi.Tom made Mary feel special.
Tom'un özel yetenekleri var.Tom has special abilities.
Sen o kadar da özel değilsin.You're not so special.
Bence bu kişiye özel.I think it's personal.
Tom özel bir çocuk.Tom is a special kid.
Tom'un bir özel öğretmene ihtiyacı var.Tom needs a tutor.
O oldukça özel.That's pretty special.
O gerçekten özel.That's really special.
Neden araçlarım özel araba yolunda?Why are my tools in the driveway?
Bu özel bir kabin, ancak diğer kabinlerle harici bir tuvalet paylaşıyorsunuz.It's a private cabin, but you share an external washroom with the other cabins.
Senin için özel bir performans göstereceğim.I'll hold a special performance for you.
Geçen hafta sonu özel bir şey yapmadım.I didn't do anything special last weekend.
Size özel bir teklif vermek için buradayım.I'm here to give you a special offer.
Tom çok özel bir adamdır.Tom is a very particular man.
O özellikle iyi bir film değildi.It wasn't a particularly good movie.
Belki de özel olarak konuşmak istiyorsun.Maybe you want to talk in private.
Fadıl çok özel bir rol oynadı.Fadil played a very special role.
Fadıl özel bir dedektif tuttu.Fadil hired a private detective.
Tom özel bir araştırmacıdır.Tom is a private investigator.
Tom özel dedektiftir.Tom is a private investigator.
Tom özellikle Mary'ye karşı nazik.Tom is particularly kind to Mary.
Fadıl özel kuvvetlerdeydi.Fadil was in the special forces.
Fadıl özel kuvvetler eğitimi aldı.Fadil received special forces training.
Layla'nın çok zarif özellikleri vardı.Layla had very delicate features.
Leyla, Fadıl'ın özel ilgisini çekti.Layla got Fadil's special attention.
Hapishane, temel özelliklerden yoksun.Jail noticeably lacks the basic amenities.
Ben sadece özel durumlarda kravat takarım.I only wear a tie on special occasions.
Geç saatlerde, özellikle cuma günleri çalışmaktan nefret ediyorum.I hate working late, especially on Fridays.
Tom Mary için özel bir akşam yemeği hazırladı.Tom cooked a special dinner for Mary.
Tom beni özel ve gerekli hissettirdi.Tom made me feel special and needed.
Özellikle hangi besteciyi beğenirsiniz?Which composer do you like most of all?
Tüm oyunlar tarafından paylaşılan ortak özellikler yoktur.There are no common properties shared by all games.
Bu iki türün ortak özelliği nedir?What do these two species have in common?
Merak insanoğlunun tanımlayıcı bir özelliğidir.Curiosity is a defining trait of human beings.
Özel mülkiyete izinsiz giriyorsun.You're trespassing on private property.
Sınav çok sayıda deneme sorularından dolayı özellikle zordu.The exam was particularly difficult because of its many essay questions.
Tom bir arabanın özel araba yoluna girdiğini gördü.Tom saw a car pull into the driveway.
Özel plakanız var mı?Do you have special licence plates?
Tom'un özel bir uçağı var.Tom has a private plane.
Tom'un özel üçağı var.Tom has a private plane.
Biz onun hakkında özellikle konuşmadık.We didn't talk specifically about that.
Bu özellikle Boston'da doğrudur.That's especially true in Boston.
Tom Mary ile özel olarak konuşmak istiyordu.Tom wanted to talk to Mary in private.
Bu makineyi çalıştırmak için özel bir eğitim gerekli değil.No special training is needed to operate this machine.
Çinli çocuklar özellikle matematikte iyidirler.Chinese children are especially good at maths.
Bu özellikle endişe vericidir.This is especially worrisome.
Bana bazı özel örnekler verebilir misin?Could you give me some specific examples?
Bu kütüphane, özellikle kör çocuklar için kitaplar içerir.This library contains books specifically for blind children.
Kent kütüphanesi, kör çocuklar için özel bir bölüme sahiptir.The city library has a special department for blind people.
Böyle koşullarda çalışmak özellikle zordu.Working in such conditions was especially difficult.