Ana içeriğe geç
Sözlük

özdeş ile cümle

özdeş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu dönemde Angus Young kendisiyle özdeşleşen okul formasıyla sahneye çıkmaya başlamıştı.Vid denna tidpunkt hade Angus Young sin karaktäristiska utstyrseln med skolkläder.
Aile Paketi: Tek Kullanımlık lisans için bu konuda özdeş.Vi frågar igen: frågesport för familjen.
"Otuz Beş Yaş" şiiriyle özdeşleşen Tarancı, "sanat için sanat" anlayışına bağlı kalmıştır.Syftet är att stödja under 35 år gamla finländska konstnärer, som bedöms ha en god framtidsspotential.
Mamak’ın tarihi, Anadolu’nun tarihi ile özdeştir.Batumis historia är olösligt förbunden med Adzjariens historia.
Kimi zaman ışık sembolüyle özdeş tutulur.Ibland följs febern av röda utslag.
Uyku ve uyku vakti ile özdeştirilir.Sömn och sömnstörningar.
Noel Baba ile de özdeşleşmiş durumdadır.Se även jultomten.
Bu konu içinde,Jacobi özdeşliği eşdöngü durumuna karşı gelir.Alla förstår att det handlar om Živnys eget öde.
Zihinle kişisel kimliği özdeşleştiren yaklaşımlar, psikolojik yaklaşımlar olarak da ele alınmıştır.Hot som riktas mot närstående är också psykisk misshandel.
Örneğin önceden bulunan iki örneklemeden birine bir özdeş ikiz ve diğerine öbür ikiz tahsis edilmiştir.На першому — два приміщення, а на другому (до якого ведуть сходи) — одне приміщення.
Fakat en fazla Bayburt iliyle özdeşmiştir.Серед них найбільш примітним є бобер.
Bu evre “arifler”le özdeşleştirilir.Земфіра ж хотіла виключити «Ариведерчи».
Kahramanmaraş ilinin genel kültürü ile özdeşleşmektedir.Володарі наполегливо поширювали елліністичну культуру.
Abi aynı zamanda gitgide kendi karısının sevgilisi ile özdeşleştirdiği Aşık'ı da öldürmüştür.Потім він вривається на кухню і вбиває там самого коханця і його дружину.
Böylece Verdi adı, İtalyan milliyetçiliği ile özdeşleşti.Сколарі успадкував від нього італійське громадянство.
Bu açıdan da Nevin, Sait Faik'in kendisi ile özdeşleştirilebilir.Ясно, що в цьому випадку другий тензор Рімана теж згорнеться сам із собою.
Büyük bir iş merkezi olan tersane yüzlerce işçi barındırıyor ve İstinye ile özdeşleşiyordu. "Займалася верховою їздою і мала сотні друзів».
Eserleri belgesellerle beraber özdeşleşmiştir.Подія підтверджена документами.
Oyun artık Dormen Tiyatrosu'yla özdeşleşmişti.Тепер виставу ототожнювали з театром Дормен.
Bu dönemde Angus Young kendisiyle özdeşleşen okul formasıyla sahneye çıkmaya başlamıştı.Ve stejné době začal Angus Young při koncertech nosit svou charakteristickou školní uniformu.
Özellikle Türk masallarında Çingenelerle özdeşleşmiş bir kavramdır.Nápadná je především podoba s Máchovými Cikány.
Yunan Tanrısı Hermes ile özdeşleştirilmiştir.Řecký bůh Hermes.
Uyku ve uyku vakti ile özdeştirilir.Stavy bdění a spánku.
Güçlü betimleme özeliği, okuyucunun kitaptaki olaylarla kendini özdeşleştirmesini kolaylaştırır.Zdánlivě autor sám sebe v očích čtenářů snižuje.
Dolayısıyla da vicdan denilen kavramla bu anlamda özdeştir.Uvědoměním si tohoto pak nachází smysl i v lidském utrpení.
Müzeyyen Senar ile özdeşleşmiş bir eserdir.Muzeum na radnici slavilo úspěch.
Bazen Anka kuşu ile özdeşleşmiş olarak devasa bir kuş şeklindedir.Bývá občas chován v zajetí jako okrasný pták.
Polonya'nın parçalanmasından sonra, Büyük Polonya genellikle Poznań Büyük Dükalığı ile özdeşleştirildi.Určení následníka polského trůnu je poněkud složité vzhledem k dějinám samotného Polska.
Yunan Tanrısı Hermes ile özdeşleştirilmiştir.A fost asociat de greci zeului Hermes.
Vesta görevi, 1991 yılında fırlatılacak olan, iki özdeş iki gezegenlerarası sondalardan oluşacaktı.Misiunea Vesta ar fi constat din două sonde interplanetare identice lansate în 1991.
Bazı özdeş aromalar, farklı marketlerde farklı isimler almışlardır.Arome identice au nume diferite în țări diferite.
Özdeş fonksiyon: Herhangi bir eleman kendisine eşlenir.D: O entitate este observată.
Köyün kültürü geleneksel anadolu kültürüyle özdeşmektedir.Ceea ce se petrece în cultura folk este controlat de tradiție.
Özdeşleştiği şey değişime uğrarsa kişinin benliği de değişim yaşar.După firea fiecăruia, schimba și ea metodele de lucru.
Scotch viski farklı çeşitleri de bulunan İskoçya ile özdeşleşmiş bir viski türüdür.Néhány különlegesnek tartott skót whisky hazája.
Fars kültürünün etkisiyle “Şahmaran” tabiriyle özdeşleşmiştir.Az igazgató döbbenetére azonban a közönségnek tetszik a "produkció".
Damız İyesi ile Tammuz bu anlamda özdeşleşmiştir.Aki ilyen módon bánik velünk, feléje hálával viszonyulunk.
Bu bayram da baharın gelişini kutlama geleneğiyle özdeşleşmiştir.Ünnepe a tavasz kezdetének hagyományos köszöntéséhez kapcsolódik.
Büyük Britanya ile özdeşleşmiş bir tarzdır.Avagy keserű ale, mely Nagy-Britanniából származik.
Neredeyse Albert Einstein ile özdeşleşmiştir.Jó barátság fűzte Albert Einsteinhez.
Maniheizm ile birlikte Hürmüz ile özdeşleşmiştir.Közvetlenül a manierizmusból fejlődött ki.
Motosiklet kültürü ile özdeşleşmiştir.A cég nyíltan elismerte a motoros kultúrához fűződő gyökereit.
Crossdresser (kısaca CD), karşı cins ile özdeşleşmiş kıyafetleri giyen kimse.Crossplaynek nevezik, amikor valaki a saját nemével ellentétes karakternek öltözik.
Stanislavski tarafından sistemleştirilmiş özdeşleyime dayalı oyunculuk yöntemi.Konsztantyin Sztanyiszlavszkij színésztechnikai módszerének követője.
Kitâb-ı Mukaddes'te 666'nın şeytan ile özdeşleştirildiği sanısından ileri gelir.666:lle, joka yhdistettiin jo nimensä perusteella saatananpalvontaan.
Bu albümde Dimebag Darrell whammy pedalını kendisiyle özdeşleştirmiştir.Tämän albumin yhteydessä Diamond Darrell otti kutsumanimekseen Dimebag Darrell.
İnsan ilişkilerinde yansıtmalı özdeşim.Tämä vaikuttaa hahmon ihmissuhteisiin.
Beyin yüzeyinde olağan dışı damarlarla özdeşleşmiştir.Joissain tapauksissa on havaittu epätavallisia aivopoimuja .
Küba ile özdeşleşen rumba tarzındaki Latin müzikle elektronik rock müziğini birleştirmiştir.Kuubasta tuotu rumba-musiikki on suosittua.
Bu topluluğun tepesinde genellikle yaratıcı tanrı ile özdeşleştirilen tanrıların hükümdarı bulunurdu.Στην κορυφή βρισκόταν ο βασιλιάς των θεών, που συνήθως ταυτιζόταν με το δημιουργό θεό.
Prens Sabahattin bu düşünce ile senkretize olarak özdeşleşti.Ο Βασίλειος φαίνεται πως έλαβε πολύ σοβαρά υπόψη του αυτή τη συμβουλή.
Eserleri belgesellerle beraber özdeşleşmiştir.Τα αντικείμενα επικοινωνούν με μηνύματα.
Crossdresser (kısaca CD), karşı cins ile özdeşleşmiş kıyafetleri giyen kimse.Τραβεστί (Crossdresser): Περιγράφει όσους επιθυμούν να φοράνε ρούχα του αντίθετου φύλου.
Özdeş fonksiyon: Herhangi bir eleman kendisine eşlenir.Ενδοσυναρτητής: Ένας συναρτητής που αντιστοιχίζει μια κατηγορία στον εαυτό της.
Diğer tüm özellikleri özdeşti.Τα υπόλοιπα χαρακτηριστικά του είναι ετερογενή.
Bu dönemde Angus Young kendisiyle özdeşleşen okul formasıyla sahneye çıkmaya başlamıştı.På dette tidspunkt havde Angus Young fået sig en skoleuniform, han brugte på scenen.
Neredeyse Albert Einstein ile özdeşleşmiştir.Med forord af Albert Einstein.
Örneğin, çocuk baba imagosuyla özdeşleşerek otorite çatışmasını içe yansıtır.Fra et barns synsvinkel virker forældrenes skænderi som en veritabel krig.
Yapısı bakımından kardeş gemi Carnival Triumph ile özdeştir.Krydstogtskibet Carnival Triumph.
Tatar güzeli diye adlandırılmış ve Süyümbike ile özdeşleştirilmiştir.Hun fik titlen som 'Den skønneste' og modtog æblet.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod