öykü ile cümle

öykü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Uzun bir öykümüz vardır bizim.Mamy swoją historię.
Nantucketlı Arthur Gordon Pym'in Öyküsü 1838'de yayımlandı ve ilgi gördü.Przygody Artura Gordona Pyma zostały opublikowane i były szeroko recenzowane w 1838 roku.
O öyküde de, benzer bir "tırpan" anlatıcının başını yavaş ve komik biçimde koparır.W tej historii podobna „kosa” wolno i "komicznie" ucina głowę narratorowi.
Bitmeyecek öykü hakkında bilgiNiedokończone opowieści
Öykü daha sonra, Poe hayattayken sadece bir defa daha yayımlandı.Nowela została opublikowana raz jeszcze za życia Poe.
Öykü Macaristan'da, iki düşman aile olan Metzengersteinlar ve Berlifitzingler arasında geçer.Historia rozgrywa się na Węgrzech, pomiędzy dwoma zwaśnionymi rodzinami: Metzengersteinów i Berlifitzingów.
Nantucketlı Arthur Gordon Pym'in Öyküsü, Poe'nun en fazla çevrilen eserlerinden biri oldu.Przygody Artura Gordona Pyma stały się jedną z najczęściej tłumaczonych książek.
Kitap onun öyküsünü anlatılıyor.Opowiada jej historię swego życia.
Poe'nun üç Dupin öyküsü arasında Marie Rogêt'nin Sırrı en başarısızı olarak değerlendirilir.Z grupy trzech historii związanych z postacią Dupina, „Tajemnica Marii Roget” odniosła najmniejszy sukces.
İlk öyküsü The Transatlantic Review (New York, Londra) basıldı.Przeprowadzono pierwszą transatlantycką rozmowę telefoniczną (Nowy Jork-Londyn).
Ortadan Yarısından (öykü), 1997.Trzecie kłamstwo (1997) 19.
Gerçek adını ilk kez Alın Yazısı öyküsünde kullanır.Pierwszy raz w życiu piszę, notuję.
Saturday Visiter gazetesi öykü başına 1 dolar ücret karşılığında abonelik için reklam yapmaya başladı.Saturday Visiter opublikował reklamę wzywającą prenumeratorów do ich kupna za 1 dolar za sztukę.
Nantucketlı Arthur Gordon Pym'in Öyküsü hakkında yayımlandığı dönemde çıkan eleştiriler genelde olumsuzdu.Ówczesne recenzje Przygód Artura Gordona Pyma były generalnie nieprzychylne.
Öykü, Broadway Journal'ın 23 Ağustos 1845 tarihli sayısında tekrar basıldığında ufak değişikliklere uğradı.Historia była nieco skorygowana w publikacji w Broadway Journal z 23 sierpnia 1845 roku.
Роман-записки) Rusça Kısa Yaşam ÖyküsüKrótki życiorys w języku rosyjskim
Film konusunu H.P. Lovecraft'ın aynı adlı kısa öyküsünden almıştır.Fabuła filmu oparta została na opowiadaniu autorstwa H.P. Lovecrafta.
Öyküde açıkça belirtilmese de, atın ölen Berlifitzing'in kendisi olduğu ima edilir.Choć nie jest to dokładnie napisane w tekście, pojawia się sugestia, że ów koń jest naprawdę Berlifitzingiem.
Ancak Poe, öyküyü, kişisel rakibi Thomas Dunn English'e cevaben yazmıştı.Poe napisał tę nowelę także jako odpowiedź swojemu osobistemu rywalowi Thomasowi Dunnowi Englishowi.
Öykünün yayımlanmasından hemen birkaç ay önce ise Poe bir vapurla seyahat ederek ile New York'a taşınmıştır.Poe przeniósł się do Nowego Jorku (parowcem) kilka miesięcy przed publikacją.
Üçüncü bir öykü şöyledir.Jest to trzeci taki przypadek.
Dört bölümden oluşan öykünün ilk bölümü 28 Şubat'ta, son bölümü 21 Mart 1981 tarihinde yayınlanmıştır.Pierwszy odcinek tej historii został wyemitowany 28 lutego, a ostatni 21 marca 1981 roku.
Öykünün başında okuyucuya Babe tanıtılır.Mówi to pan Poe w Przykrym początku.
Bu öyküler, toplumsal normları koruma görevini görür.W znanych przypadkach zmiana dotyczy obrony naturalnej funkcji.
Öyküde bahsi geçen kilise ise, Stoke Newington'ın ilk semt kilisesi olan St Mary's Old Church'tür.Kościół, o którym Poe wspomina, to St Mary's "Old" Church, w parafii Stoke Newington.
"Bir filmin öyküsü".Chcę zrobić z niej film”.
Daha sonra öykü yazmaya başladı.Zaczęto je spisywać znaczenie później.
Öykünün bütünü ve konu esastır.Ich historia i znaczenie.
Öykü de Monika'yla çalışıyordu.Jego praca dotyczyła tez Monteskiusza.
Günde 10 öykü anlatılır.30 żartów dziennie.
Bu öykü bazı kaynaklarda ilk dedektif öyküsü olarak geçer.Określana jest jako pierwszy utwór detektywistyczny.
Kendi çıkardığı Öykü Dergisini yönetti.Samodzielnie prowadził czasopismo J'ai Tout Compris.
Öykü ve makaleleri çeşitli antolojilerde yer aldı.Wiersze i aforyzmy w wielu antologiach.
Kitap Toplam 19 adet gülmece öyküsünden oluşmaktadır.Utwór silnie nawiązuje do osiemnastowiecznej powieści łotrzykowskiej.
Adolfo Bioy Casares (15 Eylül 1914 – 8 Mart 1999) Arjantinli öykü yazarı.Adolfo Bioy Casares (ur. 15 września 1914 w Buenos Aires, zm. 8 marca 1999) – argentyński pisarz.
Dergide çeşitli şiirler, kitap eleştirileri ve öyküler yayımlamıştır.Tam opublikował on kilka wierszy, recenzji książek, krytyk i historii.
Kitap, 11 öyküden oluşur.Tom składa się z 11 opowiadań.
"Öykü okurları eşik atlıyor".Piszę aby zaskoczyć czytelnika.”
Haftada Bir Kez Seni Öldürmez üç bölüme ayrılmış bir öyküdür.Bezsenność trapi go przynajmniej trzy razy w tygodniu.
Öykü geçmiş zamanların, eski güzel günlerin sevdalılarının öyküsüdür.Bohaterka wspomina dawne czasy, dawnych adoratorów.
Bütün öyküleri o kurguluyor, yön veriyor ve eklemeler yapıyordu.Prowadził dokładne notatki i szkicował, co tylko mógł.
Bu kitabı altı öykü kitabı daha izledi.Była to już 6 ekranizacja tej książki.
Öykü İspanyol Engizisyonu sırasında geçer.Akcja noweli toczy się za czasów hiszpańskiej inkwizycji.
Öykünün konusunu, o gün kim kral ya da kraliçe olduysa o belirler.Bowiem: kto raz został królem lub królową Narnii, ten zawsze już królem lub królową będzie.
Buna rağmen kitapta Öz'ün en iyi öykülerinden bazılarının bulunduğuna dair yorumlar da yapıldı.Liście Rośliny tworzą od jednego do (częściej) kilku liści właściwych.
Yazar, bu öykülerin hiçbirini kitaplarına almadı.Co ciekawe, żaden z jego spadkobierców nie napisał niczego.
Böylece yüz öykü anlatılmış olur.Usiądź, opowiem Ci historię!
Karı-kocanın verdikleri mücadele, kararlılığın öyküsünü anlatıyor.Wiadomość o śmierci żony wydaje się mu rozwiązaniem problemów.
"Büyük kaçışın öyküsü".Misja „Wielka fucha”.
Ama daha sonra Ayaz, bu kişinin Öykü olduğunu anlayınca onunla oyun oynamaya başlar.Dopiero Tia, po poznaniu prawdy, przekonuje go, aby dał sobie szansę.
Öykü, bu kişiyi ilk aradığında Ayaz olduğunu anlamaz.Mężczyzna nie wie, że to początek jego kłopotów.
Bu açılış aynı zamanda okuyucunun dikkatini hemen çekip onu öyküye yöneltmeye de yarar.Wstęp służy także do zwrócenia uwagi czytelnika i wprowadzenia go w fabułę.
Telles'in ilk öykü kitabı, 1944 yılında basılan Praia Viva (Yaşayan Kumsal) adlı eseriydi.Pierwszy zbiór opowiadań (Praia Viva) wydała w 1944.
Filmin hikâyesi, Alice Munro'nun "Runaway" adlı kitabından üç kısa öykünün uyarlanmasına dayanmaktadır.Jest bohaterką opowiadania Alice Munro "Zbyt wiele szczęścia".
Birinci ve dokuzuncu günde ise herkes dilediği öyküyü anlatır.Zawiera 9 utworów, z których każdy opowiada pewną historię.
Sözlü tarihin geleneksel biçimi kişisel yaşam öykülerinin saptanmasıdır.Tradycyjnym sposobem komunikacji jest rozmowa twarzą w twarz.
Ernestina, Charles'a bildiği kadarıyla genç kadının öyküsünü anlatır.Emma chce dowiedzieć się prawdy o Charles'u.
Toplam 6 öyküde (20 bölüm) yer almıştır.Ostrzeżenie z historii (6 odcinków).
Bu fikirlerinin ilham kaynağı, öyküde de adı geçen Friedrich Wilhelm Joseph Schelling'in düşünceleridir.Był on zainspirowany teoriami o tożsamości Friedricha Wilhelma Josepha Schellinga, którego wspomina w noweli.
Öykünün ardındaki temel düşünce, hayat ile sanat arasındaki kafa karıştırıcı ilişkidir.W swojej twórczości kwestionuje istnienie granicy między życiem a sztuką.

İlgili Sayfalar