övgü ile cümle
övgü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
RAB'be övgüler sunun!Allah være priset!
1999'da, animasyon filmi The Iron Giant'taki seslendirmesiyle ciddi bir övgü aldı.I 1999 fik han kritikerros for sit stemme-arbejde som hovedpersonen i animationsfilmen The Iron Giant.
Shelley, Southey ve Macaulay çalışmalarından övgüyle söz etmişlerdir.Shelley, Southey og Macaulay priser alle hans poesi.
Ateşböceklerinin Mezarı film eleştirmenlerinden ve izleyenlerden övgü dolu yorumlar aldı.Ildfluens grav fikk god omtale hos filmkritikere.
Duanın yakarış, şükran veya ibadet/övgü olarak farklı formları vardır.Bønnen har ulike formål, for eksempel takksigelse, lovprisning, tilbedelse, klage, ønske eller forbønn.
Övgü ya da eleştiriler karşısında tepkisiz kalırlar.Verken ros eller kritikk synes å påvirke dem.
RAB'be övgüler sunun!Bønn til Gud.
Bilim adamlarının övgü ile bahsettiği bir kütüphane yarattı.I hyrdebrevet skrev han også om et vitenskapelig selskap han ønsket å opprette.
Halk onu büyük bir sevinç ve övgüyle karşılar.Hvor de ble hyllet med stående applaus og stor jubel!
O’na sonsuza dek övgü sunulur!Puji-pujian kepada-Nya tetap untuk selamanya.
RAB verdi, RAB aldı, RAB'bin adına övgüler olsun!" dedi.Sebaliknya, Ayub menjawab dengan tenang: "TUHAN yang memberi, TUHAN yang mengambil, terpujilah nama TUHAN!"
Mukherjee birçok övgü ve onur belgesi almıştır.Oleh karena itu, secara turun-temurun peringatan itu dirayakan dengan penuh syukur dan kebahagiaan.
Rabbin adıyla gelene övgüler olsun, en yücelerde hoşana!» cümleleri gösterilebilir.Bacalah, dengan nama Tuhanmu yang Maha Pemurah, yang mengajar manusia dengan perantaraan (menulis, membaca).
Özellikle bölümdeki veda sahnesini övgüyle karşıladı.JD menyambut Deep dalam pesta tersebut.
Kırmızı Kaplumbağa eleştirmenlerden övgü dolu yorumlar aldı.The Red Turtle mendapat banyak pujian.
"Poker Face", eleştirmenlerden övgüler topladı."Poker Face" đã nhận được rất nhiều lời khen và những phản ứng tích cực từ các nhà phê bình.
Film birçok eleştiri aldı ama genellikle iki başrol oyuncusunun arasındaki kimya dolayısı ile övgüler aldı.Bộ phim nhận nhiều đánh giá khác nhau nhưng chủ yếu ca ngợi về cặp đôi sức hút diễn viên chính.
Venedik Uluslararası Film Festivali'ndeki eleştirmenler genel olarak filme büyük övgü sunmuştur.Các nhà phê bình tại Liên hoan phim quốc tế Venice đã đánh giá tốt về bộ phim.
Burhan Şeşen'den: "Değişik bir müzik yapıyorsunuz çocuklar" övgüsünü alırlar.Màn biểu diễn của Blaine, "Something's Coming" nhận được nhiều khen ngợi khá nhiệt tình.
Çiğiltepe'nin oyundaki rejisi de, çeşitli övgüler aldı.Phần hình ảnh trong game nhận được một số lời khen ngợi.
Christian Bale bu rolle dünya çapında övgüler almıştır.Christian Bale trước đây đã từng thảo luận về vai diễn này.
RAB verdi, RAB aldı, RAB'bin adına övgüler olsun!" dedi.また主君である義興から偏諱を賜り興元と名乗った。
Rabbin adıyla gelene övgüler olsun, en yücelerde hoşana!» cümleleri gösterilebilir.高座では主に「カジュアルラクゴ」と称する自作を手掛ける。
Allah'tır; Samed'dir/tüm ihtiyaçların, niyetlerin, övgülerin, yakarışların yöneldiği tek kuvvettir!和御魂(にぎみたま) - 神和ぎ(かんなぎ)といわれる安寧なる神のこと。
1934'te 17. Parti Kongresi'nde yaptığı konuşmasında Stalin’e övgü yağdırmıştır.1934年第17回党大会では演説でスターリンを指導者として讃えた。
Kitap, ne bir övgü, ne de bir yergi kitabıdır.「賢者の書」に記載はない。
İlk turuna 1863 yılında çıktı ve Almanya'da Hans von Bülow'dan övgüler aldı.1863年に最初の演奏旅行を行い、ドイツでとりわけハンス・フォン・ビューローの称賛を浴びる。
Beyaz tuşlara bir övgü.白人に対する蔑称。
Maçta yaptıkları için aldığı övgülerden bahsetti.勝負に応じてくれたことに感謝しつつ息を引き取った。
Övgü ya da eleştiriler karşısında tepkisiz kalırlar.芯が強く、批判にも動じない反面、褒められるのが苦手。
Himmler cenaze konuşmasında ondan övgüyle bahsetti.ハイデッガーに頼まれ、葬儀で弔辞を読んだ。
İlk övgü gören tasarımı, Vasily Polenov ile birlikte gerçekleştirilen, Abramtsevo'da bir kilise içindi (1882).最初に評価された設計図は、ワシーリー・ポレーノフの手を借りたアブラムツェヴォの教会(1882年)である。
Övgüsünü aldı.褒めてあげて下さい。
Övgü objesi tektir.愛称はひろせ。
Ancak, özellikle Cumberbatch'in performansı olmak üzere oyunculuklar övgü almıştır.特に、ウィザースプーンの演技には賛辞が集中した。
Bölüm: Kasideler: Tevhîd, münâcaat, na't- Çeşitli övgüler.其次屬於業者:所謂身者,其頌讚也;蓋一切業皆起乎是。
O’na sonsuza dek övgü sunulur!而我將永遠擁有她。
RAB verdi, RAB aldı, RAB'bin adına övgüler olsun!" dedi.以昭事上主,闡揚天主聖教為本。
( İlerleme engellemeleri, gerilemeyse övgüleri beraberinde getirir. )庾亮因而認定蘇峻必為禍患,終會叛亂。
Onun övgüsü muhtemelen Çiçek'in onun görüşlerini paylaşmasından kaynaklanıyordur.《负担》有可能是他分享自己观点的渠道。
Mukherjee birçok övgü ve onur belgesi almıştır.其间陶给慈禧的禀帖多为刘所书,并为慈禧所喜。
Övgüsünü aldı.宜加褒奖。
Halk onu büyük bir sevinç ve övgüyle karşılar.我们其余的所有人都会热切而愉悦地追随你们的。
Şarkı, Portekiz'in övgü dolu bir baldır.此曲為一首廣受歡迎的蘇格蘭高地風笛樂曲。
Mass Effect 2 dünya çapında eleştirmenlerden büyük övgüler almıştır.《馴龍高手2》在評論界中受到了媒體廣泛的好評。
Bu dönem boyunca Doğu Kızıldır övgü şarkısı de facto olarak ülkenin ulusal marşı olarak işlev gösterdi.这段时间,《東方紅》成为实际的国歌。
Çoğunlukla olumlu tepkiler alan oyun; özellikle açık dünyanın sunumu, hikâyesi ve müzikleriyle övgü topladı.遊戲推出後獲得廣泛好評,尤其是讚賞其出色的故事和音樂。
Ondan sonra o Han'a hürmet, takdir, övgü teklif etmek için elçi gönderir.외교(外敎)를 따라 작의수습(作意修習)하여 증오(證俉)하려 하므로, 도리어 산란이 생기는 것."
Maçta yaptıkları için aldığı övgülerden bahsetti.하지만 그는 그의 공을 받아준 포수에 대해서는 칭찬했다.
Bu film kritiklerin ve TV seyircisinin çok övgüsünü çekmiştir.이 영화는 너무나 많은 찬사를 받았고 영화 비평가들과 단체들에게서 수많은 칭찬을 받았다.
Çalışmaları her zaman övgü görmedi.박진영의 안목이 항상 영광만을 안겨 준 것은 아니다.
RAB'be övgüler sunun!하나님의 영광을 위해 전진하라!
Övgüsünü aldı.라고 크게 칭찬해 주었다.
Bu sonun başlangıcına tamamlanmış bir performans ve buna uygun bir övgüyü haketti."זוהי הופעה שלמה מההתחלה ועד הסוף, ומגיע לה את השבחים הראויים על כך."
Şarkı, sözleri bakımından Lorde'un "arkadaşlarına ve ülkesine övgüdür".על פי מילות השיר, הוא מהווה מחווה לחברים ולמדינה של לורד.
The Accolade (Ovgu Ifadesi) (1901), özel koleksiyon.The Accolade (1901), אוסף פרטי.
Bazı övgülerde, hız elde etme ve reaktör teknoloji açısından sovyet denizaltıları en iyileriydi.מבחינות אחדות, ובהן מהירות וטכנולוגיית המגוב הגרעיני, הצוללות הסובייטיות היו ונשארו מן הטובות ביותר בעולם.
OECD, İsrail’in bilimsel ve teknolojik gelişimini övgüyle karşıladı .שמידט היה פעיל בקידום התפתחותה המדעית וטכנולוגית של מדינת ישראל.
Ahlaki konular, suçlama veya övgü.רעיונות מוסריים, משפט, חובות וחסד.
New York'taki ilk konserinde büyük övgüler aldı ve dinlenmek için gezmeye çok zaman ayırdı.הופעתו הראשונה בניו יורק קצרה שבחים רבים ומאז עד סוף חייו הרבה במסעות קונצרטים.