övgü ile cümle

övgü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Halk onu büyük bir sevinç ve övgüyle karşılar.Більшість сприйняло це з радістю і задоволенням.
Mass Effect 2 dünya çapında eleştirmenlerden büyük övgüler almıştır.Mass Effect 2 отримала загальне схвалення критиків.
Beyaz tuşlara bir övgü.Підхвостя у самців біле.
RAB'be övgüler sunun!Поцілуй благаю сина!
Yazıt, padişaha övgüler içermektedir.У рукописі міститься похвала І.
Sinema eleştirmenleri bu filmden büyük övgüyle söz ettiler.Критики з усього світу високо оцінили ці фільми.
Örtük anlamlarla dolu şarkı sözleri, nakaratsız ve kısa şarkılar övgüler topladı.Цілий день тільки і чуєш непристойні слова і пісні.
Onun yetenekleri ve cesareti en güzel övgüleri hak ediyor.Її воля, слава і могутність — його найбільше бажання.
Özellikle Jessica Lange olmak üzere oyuncu kadrosu çoğunlukla övgü aldı.Zejména chválí obsazení – jmenovitě Jessicu Lange.
Şimdi ulusların övgülerini karşıla, Ve ayrıca çocuklarının da övgülerini al, Tüm evrende namınız duyulsun.Přijmi poklonu národů, a přijmi výraz úcty svých potomků.
Film birçok eleştiri aldı ama genellikle iki başrol oyuncusunun arasındaki kimya dolayısı ile övgüler aldı.Film měl smíšené kritiky, byl chválen především za výborně fungující chemii mezi oběma hlavními hrdiny.
Beyaz tuşlara bir övgü.Bílá pitahaya Hylocereus undatus.
O’na sonsuza dek övgü sunulur!Ať mu dá Bůh odpočinutí věčné.
Bu roman çok başarılı oldu ve edebiyatçılar tarafından övgüler aldı.Novela měla velký úspěch a získala svému autoru literární proslulost.
O'dur Tanrım, Övgüler sunacağım O'na.Ó Bože, Sláva a chvála Tobě.
1999'da, animasyon filmi The Iron Giant'taki seslendirmesiyle ciddi bir övgü aldı.V roce 1999 daboval postavu v animován filmu The Iron Giant.
Övgü ya da eleştiriler karşısında tepkisiz kalırlar.Na kritiku reagují lhostejností nebo hněvem.
Performansından sonra + jürinin hepsinden övgü aldı.Danou epizodu vyhrála a porotci ji chválili za její jevištní výkon.
Albümün prodüksiyonu övgüler aldı.Bronfman dopis pochválil.
Olgun Kadına Övgü 1996 yılında yönetmen Manuel Lombardero'nun yönettiği Kanada filmidir.Jde o debutový film kanadské režisérky Mary Harron z roku 1996.
Şarkı, radyoda çalınan eski rock'n'roll dansına bir övgü niteliğindedir.Cântecul este un tribut adus dansului pe muzica rock 'n' roll veche de la radio.
Şarkıya çekilen video klip genel olarak John Travolta'nın film ve danslarına bir övgüdür.Videoclipul cântecului a adus un omagiu lui John Travolta, filmelor și dansurilor lui.
"I Love New York", Madonna'nın şehri bir kişi hâline büründürerek yaptığı övgülerden oluşur.În „I Love New York”, Madonna își descrie iubirea față de orașul care a transformat-o în persoana care este.
Halk onu büyük bir sevinç ve övgüyle karşılar.Poporul l-a întâmpinat plin de entuziasm.
Şarkının seksi yönü ve Lil Wayne'i rap verse'ü övgüler topladı.Make It Rain conținând versurile lui Lil' Wayne .
Sinema eleştirmenleri bu filmden büyük övgüyle söz ettiler.Majoritatea criticilor au primit acest film cu elogii.
"Poker Face", eleştirmenlerden övgüler topladı.În urma lansării sale, single-ul „Poker Face” a obținut laude din partea criticilor de specialitate.
O'dur Tanrım, Övgüler sunacağım O'na.Domnul să te binecuvinteze, și să te păzească!
Halk onu büyük bir sevinç ve övgüyle karşılar.Lefejezését a nép örömrivalgással és tapssal fogadta.
O’na sonsuza dek övgü sunulur!Emlékük legyen örökké áldott!"
RAB'be övgüler sunun!Dicsérjétek az Urat.
Övgüsünü aldı.Jár a dicséret!
O kesinlikle grup elemanlarından olduğu kadar hayranları tarafından en fazla övgü toplayan kişiydi.Az eseményen egyértelműen ők kapták a legnagyobb biztatást a rajongóktól.
Amacı çok önceden Mussolini için kendi yazmış olduğu övgü sloganını silmektir.Magáról kijelentette, hogy ő már Mussolini előtt fasiszta eszméket vallott.
Bu son amaç övgüye değer bir şekilde başarılı olmuştur.A fogadtatás tiszteletteljesen sikeres volt.
Himmler cenaze konuşmasında ondan övgüyle bahsetti.A püspök dicsérő beszédet mondott temetésén.
Beyaz tuşlara bir övgü.Kunnia sinulle, Valko-Venäjän kansa!
Şimdi ulusların övgülerini karşıla, Ve ayrıca çocuklarının da övgülerini al, Tüm evrende namınız duyulsun.Ota siksi vastaan kansakuntien onnittelut, vastaanota lastesi kunnianosoitus!
Sundance Film Festivalindeki gösteriminin ardından, Beni Adınla Çağır eleştirel övgülerini almaya başladı.Elokuva sai ensi-iltansa Sundancen elokuvajuhlilla, jossa se sai ylistävät arvostelut.
Oyunun hikâyesi ve karakterleri de övgü aldı.Pelin kampanjaa ja tarinaa kehuttiin myös.
Ayrıca filmin mizahı umutsuzlukla birleştirme kapasitesinden övgüyle söz edildi.Myös aikalaiskritiikeissä elokuva sai yksimielisesti kehuja.
Film eleştirmenler tarafından adeta övgü yağmuruna tutuldu.Elokuva ja Rain roolisuoritus saivat ylistystä kriitikoilta.
Felsefe alanındaki çalışmaları Auguste Comte tarafından sıkça övgü ile anılmıştır.Η φιλοσοφία της εγκωμιάστηκε ιδιαίτερα από τον Auguste Comte.
İlk övgü gören tasarımı, Vasily Polenov ile birlikte gerçekleştirilen, Abramtsevo'da bir kilise içindi (1882).Η πρώτη του δουλειά ήταν ο σχεδιασμός μίας εκκλησίας στο Αμπράμτσεβο (1882), με τον Βασίλι Πολενόφ.
Filmin romantik ve duygu yüklü yönlerinden eşit derecede övgüyle bahsedildi.Η ρομαντικές και συναισθηματικά φορτισμένες όψεις της ταινίας επαινέθηκαν εξίσου.
Onun övgüsü muhtemelen Çiçek'in onun görüşlerini paylaşmasından kaynaklanıyordur.Έπαινο του αντανακλούσε μάλλον το γεγονός ότι η Ειρήνη συμμερίστηκε τις απόψεις του.
Çalışmaları her zaman övgü görmedi.Κανείς δεν αμφέβαλε ποτέ ότι οι στόχοι του ήταν αξιέπαινοι.
Çiğiltepe'nin oyundaki rejisi de, çeşitli övgüler aldı.Έλαβε επίσης το Τάγμα του Λένιν, καθώς και πολλά άλλους επαίνους.
Aynı dosya, Memet Fuat Genç şiir ödülünde (2010) övgüye değer bulunmuştur.Παρόμοια επιτυχία γεμάτη βραβεία είχε και η επόμενη βιογραφία του ίδιου ηγέτη με τίτλο Young Stalin (2008).
Rabbin adıyla gelene övgüler olsun, en yücelerde hoşana!» cümleleri gösterilebilir.Læs! for din herre er den ædleste, han, der lærte ved hjælp af pennen, lærte mennesket, hvad det ikke vidste.”
Bazı övgülerde, hız elde etme ve reaktör teknoloji açısından sovyet denizaltıları en iyileriydi.På enkelte områder såsom fart og reaktorteknologi var og er sovjetiske ubåde de bedste i verden.
Beyaz tuşlara bir övgü.An Address to the Whites.
Clinton, bir övgü konuşması yaptı ve sonunu, İbranice “Hoşçakal, Dostum!” – (Shalom, Haver!) diyerek bitirdi.Digtet ender sådan: Farvel, min ven!
O yıl kazandığı mansiyon sadece 20 yaşında olan biri için oldukça övgüye değerdi.Mendelssohn, som da kun var 20 år gammel, modtog stor hyldest.
Performansı için ciddi bir övgü almasına rağmen, film kötü bir gişe yaptı.Selv om han modtog kritisk anerkendelse for sin præstation, klarede filmen sig dårligt økonomisk.
Christian Bale bu rolle dünya çapında övgüler almıştır.Christian Bale vandt en Golden Globe for sin præstation.
Will Smith'in performansı övgüyle karşılandı.David Smith har fået meget ros for sit arbejde.
Tanrın'a övgüler sun, ey Siyon!"("Hellige Elisabeth, bed for mig!").
Övgüler, daha çok anlatışına ve oyunun ana temasıydı.Hans prædiken var enkel, og glæde og fred var hovedord i den.
McGregor'un ikinci maçta gösterdiği performans övgü topladı.Sejren gav McGregor hans andet Performance of the Night Award i træk.

İlgili Sayfalar