övgü ile cümle
övgü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Övgü ya da eleştiriler karşısında tepkisiz kalırlar.Предстаёт равнодушным к похвале или критике.
Yorumcular Renoir’dan övgüyle bahsediyorlardı.الجميع في الجمهور مرتبك بما تقوله رينيه.
Kış Uykusu eleştirmenlerden övgü dolu yorumlar aldı.لاقى جندي الشتاء استحسان كبير من النقاد.
Halk onu büyük bir sevinç ve övgüyle karşılar.يمتاز شعبها بالكرم والجود.
Ondan sonra o Han'a hürmet, takdir, övgü teklif etmek için elçi gönderir.ولازال الرسول يتودد إليه ويتردد عليه، ويدعوه إلى الإسلام، ثم أمر أصحابه بفك أسر ثمامة.
Bu sonun başlangıcına tamamlanmış bir performans ve buna uygun bir övgüyü haketti."العالم بحاجة إلى الابتسام أكثر، وهذا شيء جيد خرج من هذه الحلقة ".
Ancak dizi ilerledikçe Morrison, rolünü canlandırmasıyla övgü topladı.كلما سقط كبريائه، فإن رانما يبذل جهودا كبيرة لتصحيح الوضع.
Kitap, ne bir övgü, ne de bir yergi kitabıdır.له كتاب أحكام القرآن، لم يسبق إلى مثله، وكتاب معاني القرآن، وكتاب في القراءات.
Duanın yakarış, şükran veya ibadet/övgü olarak farklı formları vardır.الأشكال الأساسية الصلاة هي الثناء، الدعاء، الشفاعة، و الشكر.
Bölüm: Kasideler: Tevhîd, münâcaat, na't- Çeşitli övgüler.قال القرطبي رحمه الله: الجدال وزنه فعال من المجادلة، وهي مشتقة من الجَدْلِ وهو الفتل، ومنه زمام مجدول.
Bu aşırı eleştiriler ve övgüler sebebiyle Orhan Veli Kanık kısa zamanda büyük ün kazandı.وبسبب هذه الإنتقادات والمدائح المفرطه إكتسب أورخان ولي شهرةٍ واسعةٍ في مدةٍ قصيره.
O, birçok övgü aldı.تلقى الكثير من المديح.
Fakat bu Pharrell'a bir övgü.Mas é um testamento para Pharrell.
Kitap, ne bir övgü, ne de bir yergi kitabıdır.Não se deve apenas ouvir (ou estudar) o que está escrito.
Övgüsünü aldı.E ele merece o elogio.
Film birçok eleştiri aldı ama genellikle iki başrol oyuncusunun arasındaki kimya dolayısı ile övgüler aldı.O filme recebeu críticas mistas, mas foi geralmente elogiado pela química entre as duas lideranças.
Bölüm: Kasideler: Tevhîd, münâcaat, na't- Çeşitli övgüler.Eles atacam com tudo o que têm, entre gritos e elogios a Alá.
Şarkı, radyoda çalınan eski rock'n'roll dansına bir övgü niteliğindedir.A canção é um tributo à dança do velho rock 'n' roll escutado na rádio.
Şarkı, Portekiz'in övgü dolu bir baldır.A canção é um elogio a Portugal.
"I Love New York", Madonna'nın şehri bir kişi hâline büründürerek yaptığı övgülerden oluşur."I Love New York" retrata todo seu amor pela cidade de Nova Iorque.
Çalışmaları her zaman övgü görmedi.O seu esforço nem sempre foi reconhecido.
Şarkıya çekilen video klip genel olarak John Travolta'nın film ve danslarına bir övgüdür.O vídeo musical para a faixa é um tributo aos filmes de John Travolta e na dança em geral.
Film eleştirmenlerden de övgü aldı.O filme também recebeu elogios dos críticos.
Özellikle Jessica Lange olmak üzere oyuncu kadrosu çoğunlukla övgü aldı.O elenco é geralmente elogiado, especialmente Jessica Lange.
Bu da Ludwig van Beethoven'ın 9. senfonisinin Neşeye Övgü bölümünü yazmasına kaynaklık etti.É como perguntar porque a Nona Sinfonia de Beethoven é bela.
RAB verdi, RAB aldı, RAB'bin adına övgüler olsun!" dedi.De tua beleza se encantará o rei; ele é teu senhor, rende-lhe homenagens.
Sinema eleştirmenleri bu filmden büyük övgüyle söz ettiler.Alguns críticos deram ao filme elogios particularmente elevados.
Halk onu büyük bir sevinç ve övgüyle karşılar.O povo o saúda com entusiasmo.
Atatürk'ün övgüsüne mazhar oldu.A implementação de Atreus foi elogiada.
1999'da, animasyon filmi The Iron Giant'taki seslendirmesiyle ciddi bir övgü aldı.The Spirit teve aparição rápida no filme de animação The Iron Giant.
Çiğiltepe'nin oyundaki rejisi de, çeşitli övgüler aldı.O modo multijogador também recebeu elogios.
Beyaz tuşlara bir övgü.Homenagem ao Bias Fortes.
Newman'ın eserleri, kendisi hayattayken çok fazla övgü konusu olmamışlardır.O trabalho de Hargrave no entanto, não foi suficientemente reconhecido enquanto ele ainda era vivo.
Film olumlu eleştiriler aldı ve Jolie birçok övgü aldı.O filme recebeu críticas predominantemente positivas e Jolie foi elogiada em particular.
( İlerleme engellemeleri, gerilemeyse övgüleri beraberinde getirir. )Hij laat hen binnen en bedankt hen uitvoerig.
RAB verdi, RAB aldı, RAB'bin adına övgüler olsun!" dedi.NBV: de hoogste Heer; de oppermachtige Heer; Hoogste Heer en koning.
O’na sonsuza dek övgü sunulur!Hem zij de kracht in alle eeuwigheid!
İlk turuna 1863 yılında çıktı ve Almanya'da Hans von Bülow'dan övgüler aldı.Zijn eerste tournee maakte hij in 1863, waar zijn spel werd gewaardeerd door Hans von Bülow.
Şarkı eleştirmenlerin beğenisini kazandı; sözleri ve Eminem'in rap hızı övgüler topladı.Het lied kreeg positieve recensies; critici prezen Eminem's lyrische vermogen en rapsnelheid.
Şarkı, Portekiz'in övgü dolu bir baldır.Het lied is een lofzang aan het eiland Sri Lanka.
Başarıları yazar Cicero tarafından övgüyle bahsedilmiştir.Zijn door Cicero geprezen filosofische schriften zijn verloren gegaan.
Özellikle Jessica Lange olmak üzere oyuncu kadrosu çoğunlukla övgü aldı.Dit was met name zwaar voor Jessica Lange.
Allah'tır; Samed'dir/tüm ihtiyaçların, niyetlerin, övgülerin, yakarışların yöneldiği tek kuvvettir!Albowiem Bóg jest tylko możną wolą, dzięki swemu natężeniu przenikającą wszechrzeczy.
RAB'be övgüler sunun!Módlcie się do swojego Boga!
Kimi çevrelerce övgülerle karşılanan bu eser, kimileri tarafından sert bir dille eleştirildi.Dla tych, którzy czują się obrażeni, jest to w pewnym sensie pułapka.
Rövaşatalarıyla övgü toplardı.Chwaliło się swoim niedostatkiem.
Hardcore grubu Chiodos (orijinali The Chiodos Bros)'dan sonra övgü amaçlı bu şekilde adlıandırılırlar.Zespół Chiodos został pierwotnie nazywał się „The Chiodos Bros” na ich cześć.
Bu eserlerin başında şehirle ilgili çok umumi bilgiler verilir ve şehre övgü düzülür.Wkrótce dochodzi do cudownych uzdrowień, które rozsławiają miasto.
Filmin performansı çok övgüyle karşılandı, ancak film negatif yorumlarla bir araya geldi ve dalgalandı.Recenzje były dość przychylne, ale publiczność przyjęła film z umiarkowanym entuzjazmem.
Film olumlu eleştiriler aldı ve Jolie birçok övgü aldı.Film w przeważającej mierze zebrał dobre recenzje, a kreacja Jolie była szczególnie chwalona.
Filmin özel efektleri övgüyle karşılandı ve sonunda aynı yıl içinde kendi kültünü toplamayı başardı.Największe uznanie przyniósł mu film Zapamiętajmy to lato.
Bu oyunla "Övgüye Değer Yönetmen" ödülünü aldı.Ten artykuł wygrał nagrodę „Short Mr.
Kitap, ne bir övgü, ne de bir yergi kitabıdır.De samlades inte kring en bok eller några skrifter.
Çalışmaları her zaman övgü görmedi.Berättelserna var inte alltid uppskattade.
Şarkı, sözleri bakımından Lorde'un "arkadaşlarına ve ülkesine övgüdür".Texten till låten är en "hyllning till hennes vänner och land".
RAB'be övgüler sunun!Jag tackar Herranom...
Farklı devrimci hükümetler onu övgü ve şöhret ile onurlandırdılar.Den grekiska arméns framgångar gav honom rykte och beundran.
OLPC projesi çok övgü ve eleştiri konusu oldu.Volapük fick både beröm och mycket kritik.
Duanın yakarış, şükran veya ibadet/övgü olarak farklı formları vardır.Sådana gottgörelser är fastor, olika slags späkningar, böner, allmosor, vallfärder med mera.
O’na sonsuza dek övgü sunulur!Гей, славіте вічно!