Kıta sahanlığının % 3’ü çakıllarla örtülüdür.Dois terços do seu paramento exterior é coberto por tufo calcário.
Buzul örtüleri, buzul dönemleri boyunca üzerinde bulundukları karayı aşındıran formlardır.Cavernas de gelo são cavidades na rocha, formadas por qualquer dos processos descritos acima.
Mor marjları ile örtüşen bürgülere sahiptir.Tem íntima relação com cogumelos.
Bu şekilde, hem ölenin külü kolay toplanır ve hem de kullandıkları örtü yanmamış olarak kalırmış.Ele, com toda simplicidade, trouxe-as em seu hábito, sem que este se queimasse.
Ancak, vahşi yaşam, iklim, bitki örtüsü, toprak özellikleri insan yaşamına elvermez.Honrarás a fauna, a flora, todas as formas de vida, e não apenas a humana.
500 metre sonra ise izler karla örtülüyordu.Na 500 m was het spoor echter door sneeuw bedekt.
Azerbaycan'da bitki örtüsü içinde 4.500'den fazla yüksek boylu bitkiler bulunur.De flora in Azerbeidzjan telt meer dan 4.500 soorten hogere planten.
Antarktik buz örtüsü dünya üzerindeki en büyük buz kütlesidir.De Antarctische ijskap is de grootste ijsmassa ter wereld.
Mihrabın üzeri ise sekizgen bir fenerli kubbe ile örtülüdür.Het wordt gedekt door een achtkantig, naar het midden toelopend mansardedak.
Cariyelerin örtünmesi ise yasaklanıyor.Zelfs de bedevaarten werden verboden.
Bu iki tanım kısmen örtüşürler.Deze zijn allebei deels overkluisd.
4. binyılın sonunda step iklîmi daha nemli oldu ve daha zengin bir bitki örtüsü yetişti.Aan het einde van het 4e millennium werd het steppeklimaat vochtiger en de vegetatie rijker.
Daha önceki bitki örtüsü maki idi, şimdi karışık orman mevcuttur.Het zogeheten Woeste Gedeelte werd beplant en is nu een oud gemengd bos.
Ayrıca son iki filmdeki karakterler de çizgi roman ile örtüşmemektedir.Ook de twee andere portalen zijn romaans van factuur.
Cami içinde sol tarafta tarihi bir Kâbe örtüsü bulunmaktadır.Aan de linker zijgevel is een erker aangebouwd.
Vücut, kitinden bir kabukla örtülüdür.Het lichaam werd vanaf de schouders door een doek bedekt.
Üstleri benzer taş levhayla örtülmüş ve çamurla yapılan bir harç kullanılmıştır.Het wordt (of werd) als aansluiting naar een steengroeve gebruikt.
"What'd I Say"in üstü birçok farklı tarzda birçok sanatçı tarafından örtülmüştür."I Feel Free" werd door meerdere artiesten gecoverd.
Yani birbiriyle tamamen örtüşen bir şey yok.Je hebt, kortom, nergens een houvast.
Bitki örtüsü de azdır.Er is nauwelijks plantengroei.
Çiçek örtüsü 6 kısımlıdır.Het roze cirkeltje heeft dus de waarde 6.
Kendi öz belirliliği ve gerçekliği daima örtülü kalmıştır.Fantasie en werkelijkheid lopen voortdurend door elkaar.
Bu yukarıdaki açıklamayla da örtüşmektedir.Maar dat sluit de hierboven beschreven verklaring ook niet uit.
'Satürn'ün Ay tarafından örtülmesi' gibiSurtur is een maan van Saturnus.
Başlarına genellikle beyaz renkli örtü takarlar.Vaak hebben ze een licht gekleurde hals.
Farklı disiplinlerdeki anlamları her zaman birebir örtüşmez.Als gevolg hiervan is de berichtgeving met betrekking tot bepaalde onderwerpen niet altijd neutraal.
Bazen de toprağa (zemin donmuş ise üzeri kayalarla örtülür) gömülürdü.Hierbij stortte de bodem in een (verwachte) holle ruimte eronder.
Dört katın üzeri ince sivri bir külah ile örtülmüştür.Hij ontwierp vier vleugels die om een ruim binnenplein werden geplaatst.
Çekirdek örtüsünde bulunan gözenekler moleküllerin girip çıkmasını sağlar.Door de poort aan de toenmalige Crispijnlaan reden de ambulances in en uit.
Gece onun üstünü örtünce bir yıldız gördü de "İşte Rabbim bu!" dedi.W nocy ukazał mu się Bóg i rzekł do niego: Co uczyniłeś dla tego biednego człowieka, uczyniłeś dla mnie.
Çoğunun üzerinde küçük, iki tarafa meyilli, kiremit örtülü, ahşap çatısı bulunur.Wśród drzew znajdują się liczne, niewielkie skałki, oraz dwie większe.
Çekirdek ve örtü sıvısını ayırmanın kazanımları şunları içerir: Basitleştirilmiş yakıt işlemi.Korzyści wynikające z oddzielenia od siebie płynów rdzenia i płaszcza to: Uproszczone przetwarzanie paliwa.
Erbaa'nın zengin bir bitki örtüsü vardır.Stanowiła część dóbr Potok Wielki.
Kraterler çevresinde fazla bitki örtüsü bulunmaz.Nie obserwuje się tu prawie żadnych kraterów uderzeniowych.
Dağlarda egemen bitki örtüsü ormanlar ve makilerdir.W górach występują lasy sosnowe i dębowe.
Azerbaycan'da bitki örtüsü içinde 4.500'den fazla yüksek boylu bitkiler bulunur.Flora Azerbejdżanu składa się z ponad 4500 gatunków roślin wyższych.
Mezarın girişi büyük bir taşla örtüldü.Grób przykryli potężnym kamieniem.
Bu iki tanım kısmen örtüşürler.Obie warstwy tylko częściowo się pokrywają.
Ana madde: Doktor (Doctor Who) Doktor karakteri başlangıçta bir gizemle örtülüydü.Postać Doktora była początkowo okryta tajemnicą.
Bu bitki örtüsüyle kaplı alanlara makilik denir.Czym są pokryte rośliny?
Saz, kamış, kındırandan oluşan hayli zengin bir bitki örtüsüne sahiptir.Stawiany – potok będący prawobrzeżnym dopływem Będkówki.
Terim bazen nakliye helikopteri ile örtüşmektedir.Porusza się z reguły za pomocą helikoptera.
Uganda çok çeşitli bir bitki örtüsüne sahiptir.Angola ma zróżnicowaną szatę roślinną.
Bitki örtüsü maki'dir.Główną formacją roślinną jest makia.
Tropikal kuşaklarda yerel bitki örtüsüne zarar veren işgalci türlerin başındadır.Jak gatunki inwazyjne wpływają na lokalną faunę?
Kalenin iç kısmı tamamen orman dokusu ile örtülüdür.Góra pokryta jest w całości lasem liściastym.
Kullanılan teknoloji ve sanat anlayışı diğer komşu antik kentlerle örtüşmektedir.Technologia i motywy wykorzystane na nich zostały zapożyczone z sąsiedniej Asyrii.
Orman örtüsü köy arazisinin yaklaşık %30'nı kaplamaktadır.W sumie lasy zajmują około 30% powierzchni kraju.
30 gün kar yağar, 70 gün toprak karla örtülüdür.170 dni z opadem, gdzie 45 dni to opady śniegu.
Bitki örtüsünün bozkır olması küçükbaş hayvancılığı geliştirmiştir.W celu zaspokojenia popytu rozwinął się przemysł hodowli węży.
Müzikoloji, akustik, etnomüzikoloji ile örtüşür.Wykonuje muzykę folkową, akustyczną i poprockową.
Ağırlıklı olarak Akdeniz bitki örtüsü karakteri gösterir.Mają decydujący wpływ na wygląd szaty roślinnej.
Yapı büyük bir kubbeyle örtülüdür.Jest ona przykryta dużą kopułą.
Bugünkü kutup buz örtüleri jeolojik olarak oldukça yenidir.Budowa Czerwonych Wierchów jest dość zróżnicowana geologicznie.
Genellikle, Estonya güney-doğu kesiminde derin bir kar örtüsü, Aralık ortasından Mart ayı sonuna kadar sürer.Najgrubsza pokrywa śnieżna występuje w południowo-wschodnich rejonach kraju od połowy grudnia do końca marca.
Bitki örtüsü antropojen bozkırdır.Staw ten jest pochodzenia antropogenicznego.
Bitki örtüsü yönünden Çayırhan ormandan yoksundur.W leśnictwie dziupla jest wadą drewna.
Üzeri çeşitli vücut örtüleri ile kaplıdır.Pokryte są one różnokształtnymi cierniami.
Kapı küçük bir üçgen alınlık ile örtünmüştür.Kabinę z przodu osłaniał mały wiatrochron.
Çatı ise eğik olup sazlarla örtülmüştür.Sufit ugiął się mocno i został podparty słupami.