örgü ile cümle
örgü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Arafat'ın temas ettiği işadamları ve petrol işçileri cömertçe el-Fetih örgütüne yardım etti.Biznesmeni i pracownicy naftowi hojnie wspierali finansowo struktury al-Fatah.
Askeri birlikler yanında KKTC Polis Örgütünüde bünyesinde bulundurur.Podobną akcję wojsko zorganizowało na politechnice.
1970 - 1973 arasında İslam Konferansı Örgütü'nün genel sekreterliği görevinde bulundu.W latach 1997–2000 pełnił funkcję sekretarza generalnego Organizacji Konferencji Islamskiej.
Way 1968 yılına dek örgütün başkanlığını yürüttü.Funkcję kierownika pełnił do 1968 roku.
Ayrıca Nazi partisinin örgütlerinde yer almıştı.Znalazł się także we władzach federalnych partii.
Hükümet basın organlarına bu örgütle ilgili haber vermeyi yasaklamıştı.Prezydent podał mediom informacje o aresztowaniu.
Örgüt Polonya Sosyalist Partisi'in kontrolündeydi.Organizacja ta sympatyzowała z Polską Partią Socjalistyczną.
Kara Muhafızlarının örgütlenmesinde yardımcı olan Moskova Anarşist Grup Federasyonu, Mart 1917'de kuruldu.Był także sekretarzem Moskiewskiej Federacji Grup Anarchistycznych, która powstała w marcu 1917.
Fransa'da konu hakkında birçok araştırma örgütleri kurmuştur.Odbył szereg wypraw badawczych po Afryce.
30 Ekim tarihinde terör örgütü üyeliği suçlamasıyla sevk edildiği mahkemece tutuklandı.Został zatrzymany przez policję 30 grudnia 1999 pod zarzutem wymuszenia rozbójniczego.
Ordudaki tüm milis örgütlenmeleri kapatılmalıdır.Zniszczono cały sprzęt wojskowy zgromadzony w obozie.
"Adı duyulmamış sol bir örgüt üstlendi".Po lewej stronie dzieła klęczy kobieta nie wymieniona z imienia.
Türkiye'deki ilk LGBT örgütü Lambdaistanbul 1993'te, İstanbul'da kuruldu.W 1993 roku zorganizowano dla nich pierwszy kongres na Bahamach w języku kreolskim.
O gün hemen hemen tüm Hint örgütler tarafından kutlanmıştır.Denna dag högtidlighölls av nästan alla andra indiska organisationer.
Dünya Sağlık Örgütü, yalnızca yüksek riskli gruplarda testin yapılmasını önermektedir.Världshälsoorganisationen rekommenderar endast tester i de grupper som ligger i högriskzonen.
En iyi mimariler, gereksinimler ve tasarımlar kendi kendini örgütleyen takımlardan ortaya çıkar.Bäst arkitektur, krav och design framträder ur självorganiserande team.
Liderliği altında Kongre amacı Swaraj olan yeni bir anayasa altında örgütlendi.Under hans ledarskap omorganiserades Kongresspartiet med ett nytt partiprogram, med målet Swaraj.
Sovyetler Birliği'nde en etkili politik gençlik örgütüdür.YES är det största europeiska politiska ungdomsförbundet.
Günümüzde Dünya Alerji Örgütü tarafından kullanılan isim "bağışık olmayan anafilaksi"dir .Det vanliga termen som används av Världsallergiorganisationen (WHO) är "icke-immun anafylaxi". .
Latin Birliği, Latince konuşan halkların içinde bulunduğu uluslararası bir örgüttür.Latinska unionen är en internationell organisation för länder där romanska språk talas.
Örgüt Polonya Sosyalist Partisi'in kontrolündeydi.Strejkerna riktar sig mot socialistregimen i Polen.
1995'te Thatcher'a, Birleşik Krallık 'ın en yüksek şövalyelik örgütü olan Garter Örgütü üyeliği verildi.År 1995 blev Thatcher upptagen i Strumpebandsorden, Storbritanniens högsta riddarorden.
Avrupa Dijital Haklar Örgütü (European Digital Rights - EDRI)'nin üyelerindendir.DFRI är medlem i European Digital Rights (EDRi).
Hatta Avengers'ı toplayan örgüttür.Filmerna kopplas även till The Avengers.
7 Nisan - Dünya Sağlık Örgütü kuruldu.7 april – FN inrättar Världshälsoorganisationen (WHO) .
Asayiş (Arapça: الأسايش), Suriye Kürdistanı (Rojava) özerk bolgesinin resmi güvenlik örgütüdür.Asayiş (kurdiska för säkerhet) är den officiella säkerhetsorganisationen i Rojava.
2013 yılında Uluslararası Af Örgütü tarafından İnsan Hakları Savunucusu Ödülüne aday gösterildi.Han mottog FN:s pris för mänskliga rättigheter 2013.
Ancak uygulamada Örgüt'ün aldığı kararlara uyulmasını fiilen sağlayacak bir mekanizma yoktur.Det finns ingen lag som tvingar företag att följa nämndens beslut.
Strong artık herhangi bir örgütlenme işine sorumlu değildir, ama hala tavsiye ve destek veriyor.Hon är numera inte engagerad i föreningen, men stödjer dess verksamhet.
2006 yılında örgüt dağılarak birçok gruba bölünmüştür.Sedan år 2006 är verksamheten dock uppdelad på de olika enheterna.
Sendikalar ve köylü örgütleri için özgürlük.Rätt till möten, fackliga organisationer och bondesammanslutningar.
El örgüsü çoraplarsa, günümüzdeki biçimini 17. yüzyılda almıştı.Sin nuvarande utformning fick strumporna i huvudsak på 1700-talet.
Örgüte halen 36 ülke üyedir.Återförsäljare finns i ytterligare 36 länder.
1999-2005 yıllarında Özbekistan da örgütün üyesi olmuştur.Mellan 1999 och 2005 var även Uzbekistan medlem och då hette organisationen GUUAM.
Herhalde bir gün bir yerlerde polis örgütüne gireriz.En dag får han en inbjudan till en klassåterförening.
Ayrıca vatandaşlar partiye örgütlerine üye olmaları konusunda devletçe teşvik ediliyorlardı.Genom polisen kunde staten tvinga att vara med i organisationernas aktiviteter.
1950 yılında bir Müslüman Dünya Barış Örgütü kurma girişiminde bulundu.Under hans ordförandeperiod utvecklades muslimska fredsrörelsen till ett förbund.
1949 - İsrail, Birleşmiş Milletler örgütüne katıldı.1948 – Israel begär medlemskap i FN.
Ekip genelde organize suç örgüt ve çetelerine sızarak faaliyet gösteren suç organizasyonlarını çökertirler.I huvudsak riktas arbetet mot individer i nätverk av kriminella och gäng.
Bu sırada örgütün üye sayısı 100 civarındaydı.Totala antalet medlemmar var då omkring 100.
Amerika Birleşik Devletleri tarafından bunun örgütleyicisi komünistler olarak görüldü.Amerikanerna misstänkliggjorde honom som kommunist.
Hem cephe hem de cephe gerisi örgütlenme değişikliğe uğramıştır.Både distrikts- och primärområdesindelningen har sedan ändrats över tid.
2008 yılında ülke Dünya Ticaret Örgütü'ne katılmıştır.2008 utsågs företaget till Årets e-handel av InternetWorld.
Kavram, düşünce özgürlüğünü, düşünceyi ifade özgürlüğünü ve örgütlenme özgürlüğünü bünyesinde barındırır.Frihet att tala, tänka och röra sig fritt runt Jorden.
Bu örgütlerin yüzlerce destekçisi ve sempatizanı vardı.Till denna organisation har hon lyckats knyta mer än 2 miljoner medlemmar och supportrar.
1993 - İsrail ve Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) birbirlerini tanımayı kabul etti.1993 – Den palestinska befrielseorganisationen (PLO) erkänner staten Israel.
İç savaşlarında yaşandığı dönemde şehride örgütlenmeler başladı.Under folkungatiden började folket delas upp i stånd.
1992 - Dünya Sağlık Örgütü (WHO), eşcinselliği akıl hastalıkları listesinden çıkardı.Världshälsoorganisationen (WHO) tar bort homosexualitet från sin lista över sjukdomar.
Batı Avrupa ülkeleri 1949 yılında ABD'nin başını çektiği NATO örgütünü kurdular.1949 formaliserade USA sitt samarbete med de västeuropeiska staterna i Nato.
Bu dönemde İttihat ve Terakki Cemiyeti adlı gizli örgüte katıldı.Möjligen anslöt han sig där till det berömda väringagardet.
Çin 2001'den beri Dünya Ticaret Örgütü üyesidir.Kina blev medlem av Världshandelsorganisationen (WTO) 2001.
Irak Havayolları, "Arap Hava Taşıyıcıları Örgütü" üyesidir.Air Arabia är medlem i Arab Air Carriers Organization.
Olayın bir diğer şüphelisi ise El Kaide'ye bağlı El Nusra örgütüdür.Gruppen i sin tur ska vara nära knuten till Al Qaida.
GAL örgütünün tutarlı veya belli bir ideolojisi bulunmamaktadır.Någon egentlig ideologi eller partiprogram har partiet hittills inte visat upp.
Uluslararası Hidrografi Örgütü (IHO) tarafından okyanus olarak kabul edilmektedir (Arctic Ocean).International Hydrographic Organization definierar gränserna för Lackadivsjön enligt följande: I väst.
Bizim gibi yüzlerce örgüt üyesi var.Sällskapet har ett hundratal medlemmar.
Savaşta sağlık örgütünde görev yaptı.De åtog sig också att ha hand om sjukvården i krig.
Baltık Filosunun örgütenmesinde çalışır.Fortfarande i tjänst i östersjöflottan.
Daha sonraki yıllarda (1937) Hoybun örgütü içinde yer aldı.Två år senare, 1970, invigdes där också en ny simhall).
1909 yılında Adana Katliamı hakkında bilgi alan örgüt, mümkün olan her şekilde yardım etmeye mecbur kaldı.När gravfältet på Vivallen upptäcktes 1909 antogs ortnamnet ha att göra med vi i betydelsen offerplats.