önyargı ile cümle
önyargı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bunun gizli olduğu bizim önyargımız.Chỉ có sự xét đoán của chúng ta rằng nó là ngầm.
Bunun gizli olduğu bizim önyargımız.Es nuestro prejuicio que se considere clandestino.
Bunun gizli olduğu bizim önyargımız.Het is ons vooroordeel dat het ondergronds is.
Bunun gizli olduğu bizim önyargımız.그것을 지하 거래라고 하는 것은 우리의 섣부른 판단입니다.
Bunun gizli olduğu bizim önyargımız.My uznaliśmy to za podziemie. Określenie
Bunun gizli olduğu bizim önyargımız.Prasangka kitalah yang mendefinisikannya pasar bawah tanah.
Bunun gizli olduğu bizim önyargımız.Prejudecata noastră o consideră subterană.
Bunun gizli olduğu bizim önyargımız.Pusztán a mi előítéletünk, hogy földalatti.
Bunun gizli olduğu bizim önyargımız.Sommerso è solo il nostro pregiudizio.
Bunun gizli olduğu bizim önyargımız.Unsere Voreingenommenheit sieht das als verborgen an.
Bunun gizli olduğu bizim önyargımız.Είναι η προκατάληψή μας ότι πρόκειται για κάτι παράνομο.
Bunun gizli olduğu bizim önyargımız.Из-за нашей предвзятости мы считаем её теневой.
Bunun gizli olduğu bizim önyargımız.Подмолното е наше предубеждение.
Bunun gizli olduğu bizim önyargımız.Це наше упередження, що така економіка є тіньовою.
Bunun gizli olduğu bizim önyargımız.זה השיפוט המוטה שלנו שהוא מחתרתי.
Bunun gizli olduğu bizim önyargımız.إنه حكمنا المبدئي بأن هذا سري
Bunun gizli olduğu bizim önyargımız.私はシステムDという用語を 旧フランス植民地からとりました
Bununla birlikte bizim de farkında olmadığımız önyargılarımız vardır.우리도 인지하지 못한 편견이 있지만,
Bununla birlikte bizim de farkında olmadığımız önyargılarımız vardır.Мы все бессознательно предвзяты.
Bununla birlikte bizim de farkında olmadığımız önyargılarımız vardır.יש לכל אחד מאיתנו גם את ההטיות התת-הכרתיות שלו,
Bununla birlikte bizim de farkında olmadığımız önyargılarımız vardır.نحن أيضاً لدينا تحيزات غير واعية
Bununla birlikte bizim de farkında olmadığımız önyargılarımız vardır.しかしタイムズは
Burada gizli olan hiçbirşey yok. Bunun gizli olduğu bizim önyargımız.Nos préjugés nous le font voir comme clandestin.
Bu şimdiki zaman önyargı sorunu tasarruf hakkında düşünmemize neden oluyor, ama harcama ile son buluyor.Această problemă a înclinaţiei prezente ne face să ne gândim la economisire, dar sfârşim prin a cheltui.
Bu şimdiki zaman önyargı sorunu tasarruf hakkında düşünmemize neden oluyor, ama harcama ile son buluyor.Así que este tema del sesgo del presente nos hace pensar sobre ahorrar, pero terminamos gastando.
Bu şimdiki zaman önyargı sorunu tasarruf hakkında düşünmemize neden oluyor, ama harcama ile son buluyor.Donc, cette question de partialité présente nous amène à réfléchir sur l'épargne, mais à finir par dépenser.
Bu şimdiki zaman önyargı sorunu tasarruf hakkında düşünmemize neden oluyor, ama harcama ile son buluyor.Dus deze kwestie van huidige voorkeur laat ons denken over sparen, maar we gaan geld uitgeven.
Bu şimdiki zaman önyargı sorunu tasarruf hakkında düşünmemize neden oluyor, ama harcama ile son buluyor.E così il problema dello stimolo del momento ci fa sì pensare al risparmio, ma poi finiamo per spendere.
Bu şimdiki zaman önyargı sorunu tasarruf hakkında düşünmemize neden oluyor, ama harcama ile son buluyor.그러니 이 현재 편향의 문제는 우리가 저축에 대해 생각하게는 만들지만 결국은 써버리게 됩니다.
Bu şimdiki zaman önyargı sorunu tasarruf hakkında düşünmemize neden oluyor, ama harcama ile son buluyor.Như vậy vấn đề về sự thiên vị hiện tại làm chúng ta suy ngĩ về tiết kiệm và dẫn đến ngừng tiêu.
Bu şimdiki zaman önyargı sorunu tasarruf hakkında düşünmemize neden oluyor, ama harcama ile son buluyor.Portanto, este assunto da tendência presente faz-nos pensar em poupar, mas acabamos por gastar.
Bu şimdiki zaman önyargı sorunu tasarruf hakkında düşünmemize neden oluyor, ama harcama ile son buluyor.Problem teraźniejszości powoduje, że myślimy o oszczędzaniu, ale ostatecznie wydajemy.
Bu şimdiki zaman önyargı sorunu tasarruf hakkında düşünmemize neden oluyor, ama harcama ile son buluyor.Så dette emne om nutidig partiskhed får os til at tænke på at spare op, men ender med at bruge.
Bu şimdiki zaman önyargı sorunu tasarruf hakkında düşünmemize neden oluyor, ama harcama ile son buluyor.Таким образом, уклон на настоящее заставляет думать о сбережении, но, в конце концов, всё тратить.
Bu şimdiki zaman önyargı sorunu tasarruf hakkında düşünmemize neden oluyor, ama harcama ile son buluyor.אז הנושא של הטיית ההווה גורם לנו לחשוב על חסכון, אבל בסוף להוציא כסף.
Bu şimdiki zaman önyargı sorunu tasarruf hakkında düşünmemize neden oluyor, ama harcama ile son buluyor.إذن قضية انحياز الحاضر هذه تدفعنا للتفكير في الادخار، لكن بالانتهاء بالإنفاق.
Bu şimdiki zaman önyargı sorunu tasarruf hakkında düşünmemize neden oluyor, ama harcama ile son buluyor.貯畜について考えさせてはくれますが 結局使って終わるのです また別の貯畜への障壁について
Çocuğuma önyargılardan uzak bir hayat vaad edemem belkiIk kan mijn kind geen leven zonder vooroordelen beloven -- we zijn allemaal bevooroordeeld.
Çocuğuma önyargılardan uzak bir hayat vaad edemem belki음, 저는 제 아이에게 편견 없는 인생에 대해 약속할 수 없습니다.
Çocuğuma önyargılardan uzak bir hayat vaad edemem belkiWissen Sie, ich kann meinem Kind kein Leben ohne Vorurteile versprechen - wir sind alle vorurteilsbelastet -
Çocuğuma önyargılardan uzak bir hayat vaad edemem belkiאתם יודעים, אני לא יכול להבטיח לילד שלי חיים ללא דעות קדומות --
Çocuğuma önyargılardan uzak bir hayat vaad edemem belkiلا أستطيع أن أعد طفلي بحياة دون انحياز-
Çocuğuma önyargılardan uzak bir hayat vaad edemem belki你明白,我唔可以保證我嘅子女, 可以完全無偏見——
Çocuğuma önyargılardan uzak bir hayat vaad edemem belki約束することはできません 私たちはみんな偏見を持っていますから
- Fonksiyonun tanımına önyargılı bakışınız umarım birazcık da olsa kırılmıştır. -Nevím, jestli to pomůže, ale chtěl jsem rozšířit vaši představu o tom, co je to funkce.
- Fonksiyonun tanımına önyargılı bakışınız umarım birazcık da olsa kırılmıştır. -Nie wiem czy to pomaga, ale chciałem poszerzyć wasze zrozumienie pojęcia funkcji.
Fonksiyonun tanımına önyargılı bakışınız umarım birazcık da olsa kırılmıştır. -No se si eso te ayude o no, pero solo quiero ampliar tus nociones preconcebidas de que es una función.
- Fonksiyonun tanımına önyargılı bakışınız umarım birazcık da olsa kırılmıştır. -لا أعرف إن كان هذا يساعدكمأم لا , ولكنني أريد فقط أن أوسع الأفكار سابقة التصور لديكم لما هو الإقتران
Genel olarak, pek çok şeye karşı önyargı ve utancı kırmada muhteşem bir iş çıkardınız.Ați făcut treabă bună combătând stigma și prejudecățile de tot felul.
Genel olarak, pek çok şeye karşı önyargı ve utancı kırmada muhteşem bir iş çıkardınız.En general, han hecho un trabajo maravilloso luchando contra estigmas y prejuicios de todo tipo.
Genel olarak, pek çok şeye karşı önyargı ve utancı kırmada muhteşem bir iş çıkardınız.I det stora hela har ni gjort ett underbart jobb med att bekämpa stigmatisering och fördomar av många slag.
Genel olarak, pek çok şeye karşı önyargı ve utancı kırmada muhteşem bir iş çıkardınız.Insgesamt habt ihr gute Arbeit im Kampf gegen Stigmatisierung und Vorurteile vieler Art geleistet.
Genel olarak, pek çok şeye karşı önyargı ve utancı kırmada muhteşem bir iş çıkardınız.전반적으로 볼때는, 여러분들은 다양한 종류의 사회적 편견과 오해와 멋지게 싸워왔습니다. 전반적으로 볼때는, 여러분들은 다양한 종류의 사회적 편견과 오해와 멋지게 싸워왔습니다.
Genel olarak, pek çok şeye karşı önyargı ve utancı kırmada muhteşem bir iş çıkardınız.Nel complesso, avete fatto un ottimo lavoro nel combattere marchi d'infamia e preguidizi di molti tipi.
Genel olarak, pek çok şeye karşı önyargı ve utancı kırmada muhteşem bir iş çıkardınız.No geral, têm feito um excelente trabalho no combate ao estigma e ao preconceito de muitos tipos.
Genel olarak, pek çok şeye karşı önyargı ve utancı kırmada muhteşem bir iş çıkardınız.Összességében remek munkát végeztek a stigmák és előítéletek elleni harcban.
Genel olarak, pek çok şeye karşı önyargı ve utancı kırmada muhteşem bir iş çıkardınız.Udělali jste skvělou práci v boji proti nejrůznějším stigmatům a předsudkům.
Genel olarak, pek çok şeye karşı önyargı ve utancı kırmada muhteşem bir iş çıkardınız.Về tổng thể, bạn đã thực hiện một công việc tuyệt vời chống kỳ thị và phán đoán nhìn nhận về tất cả.
Genel olarak, pek çok şeye karşı önyargı ve utancı kırmada muhteşem bir iş çıkardınız.Wspaniale się spisaliście w walce przeciwko piętnowaniu i uprzedzeniom wszelkiego rodzaju.
Genel olarak, pek çok şeye karşı önyargı ve utancı kırmada muhteşem bir iş çıkardınız.Γενικά, έχετε κάνει υπέροχη δουλειά πολεμώντας το στίγμα και την προκατάληψη σε πολλά πράγματα.