önyargı ile cümle
önyargı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Elizabeth Bennet, Jane Austen tarafından 1813'de yazılan Gurur ve Önyargı romanında birinci şahıstır.Elizabeth Bennet er en af hovedpersonerne i Jane Austens roman Stolthed og fordom.
Gurur ve Önyargı (özgün adıyla Pride and Prejudice), İngiliz yazar Jane Austen'in ikinci romandır.Stolthet og fordom (originaltittel Pride and Prejudice) er en roman av Jane Austen.
Avrupa'daki Yahudilere yönelik önyargının temel gerekçesi din kökenliydi.Personlig bønn og kontakten med Gud var det viktigste i jødedommen, mente de.
Bunu Gurur ve Önyargı (1813), Mansfield Parkı (1814) ve Emma (1816) takip etmiştir.Thêm truyện Trang Viên Mansfield (Mansfield Park) được xuất bản năm 1814, và Emma năm 1816.
Gurur ve Önyargı (özgün adıyla Pride and Prejudice), İngiliz yazar Jane Austen'in ikinci romandır.『高慢と偏見』(こうまんとへんけん、Pride and Prejudice)は、ジェーン・オースティンの長編小説。
Yabancı işçilere karşı bir önyargım yok.外国人労働者に偏見は持っていない。
Gurur ve Önyargı (özgün adıyla Pride and Prejudice), İngiliz yazar Jane Austen'in ikinci romandır.《傲慢与偏见》(英语:Pride and Prejudice)是简·奥斯丁的小说。
Ancak HIV/AIDS ile ilgili toplumsal önyargılar HIV tanısını ve tedaviyi zorlaştırmaktadır.少数科学家继续质疑HIV和艾滋病之间的关系,或HIV的存在。
Bu yaklaşımı uyarlayarak Marx anahtar bulguları ideolojik önyargılardan ayırmaya çalışmıştır.이 접근법을 통해 마르크스는 중대한 발견들을 이념적 편향으로부터 분리하려 시도했다.
ABD’nin Küba’nın iç yapısına dair kimi önyargıları vardı.לארצות הברית היה עניין מיוחד בתעשיית הסוכר המתפתחת של קובה.
Zaten basının yaptığı haberlerden önyargı oluşturulduğunu belirtti.בעיתונות העברית פורסמו מודעות שידוכים כבר מראשיתה.
Gurur ve Önyargı (özgün adıyla Pride and Prejudice), İngiliz yazar Jane Austen'in ikinci romandır.Sense and Sensibility) prvi je objavljeni roman Jane Austen, jedne od najpoznatijih britanskih spisateljica.
Ancak, bu kafadaki gözlemsel önyargılar ile, dağılımın büyüklüğü dört büyük gezegeninkiyle benzerdir.Če upoštevamo to opazovalno pomanjkljivost je porazdelitev velikosti podobna za vse štiri plinske velikane.
Ancak İngiltere'deki kadın futbolcular tamamıyla önyargısız oynayamadılar.Ta oli võistlustel ainuke Inglismaa jalgpallur, kes ei olnud Inglismaa jalgpallikoondise eest mänginud.
Yargı altında Belirsizlik: Keşif ve Önyargıları.2. trükk: Uhkus ja eelarvamus.
2010 New York'unda o kadar da değil. Risk algısında birçok önyargı vardır.Hiện có vài thành kiến trong nhận thức rủi ro
Ama bazı insanlar kendi önyargılarının, kendi aşırı güvenlerinin farkına varma yeteneğine sahiptir.Ale někteří lidé mají schopnost vnímat vlastní předpojatost a přílišné sebevědomí.
Ama bazı insanlar kendi önyargılarının, kendi aşırı güvenlerinin farkına varma yeteneğine sahiptir.Ale niektorí ľudia dokážu vnímať svoje vlastné predsudky, vlastnú prehnanú sebaistotu.
Ama bazı insanlar kendi önyargılarının, kendi aşırı güvenlerinin farkına varma yeteneğine sahiptir.Dar unii oameni au abilitatea şi conştienţa propriilor lor prejudecăţi, a propriei supra-siguranţe de sine.
Ama bazı insanlar kendi önyargılarının, kendi aşırı güvenlerinin farkına varma yeteneğine sahiptir.De néhány ember tudatában van a saját előitéleteinek, a saját túlbizakodottságának.
Ama bazı insanlar kendi önyargılarının, kendi aşırı güvenlerinin farkına varma yeteneğine sahiptir.Jednak pewni ludzie mają umiejętność i świadomość swoich uprzedzeń, własnej zbytniej pewności siebie.
Ama bazı insanlar kendi önyargılarının, kendi aşırı güvenlerinin farkına varma yeteneğine sahiptir.하지만 몇몇 사람들은 스스로의 편견과, 과신을 인지하는 능력을 가지고 있습니다.
Ama bazı insanlar kendi önyargılarının, kendi aşırı güvenlerinin farkına varma yeteneğine sahiptir.Một vài người có khả năng và sự nhận biết về thành kiến và sự thừa tự tin của mình.
Ama bazı insanlar kendi önyargılarının, kendi aşırı güvenlerinin farkına varma yeteneğine sahiptir.Pero algunas personas tienen la capacidad y la conciencia de ver sus prejuicios, sus excesos de confianza.
Ama bazı insanlar kendi önyargılarının, kendi aşırı güvenlerinin farkına varma yeteneğine sahiptir.Μερικοί όμως έχουν την ικανότητα να καταλάβουν μέχρι που φτάνουν τα όριά τους.
Ama bazı insanlar kendi önyargılarının, kendi aşırı güvenlerinin farkına varma yeteneğine sahiptir.Але деякі люди мають здатність усвідомлювати свої власні упередження і власну самовпевненість.
Ama bazı insanlar kendi önyargılarının, kendi aşırı güvenlerinin farkına varma yeteneğine sahiptir.Но някои хора имат способността и разбирането за собствените си предубеждения и свръх-самоувереност.
Ama bazı insanlar kendi önyargılarının, kendi aşırı güvenlerinin farkına varma yeteneğine sahiptir.Но у некоторых людей есть способность и осознание своей собственной предвзятости, своей самоуверенности.
Ama bazı insanlar kendi önyargılarının, kendi aşırı güvenlerinin farkına varma yeteneğine sahiptir.אך לאחדים יש היכולת והמודעות להכיר את נטיותיהם ואת עודף הבטחון שלהם.
Ama bazı insanlar kendi önyargılarının, kendi aşırı güvenlerinin farkına varma yeteneğine sahiptir.لكن بعض الاشخاص الذين لديهم القدرة والوعي بتحيزاتهم , وثقتهم العمياء.
Ama bazı insanlar kendi önyargılarının, kendi aşırı güvenlerinin farkına varma yeteneğine sahiptir.能力を備えている人もいます つつましさを備え
Aşk, önyargılı bir kelime.Cinta adalah sebuah kata bias
Aşk, önyargılı bir kelime.El amor es una palabra tendenciosa
Aşk, önyargılı bir kelime.Rakkaus on puolueellinen sana.
Aşk, önyargılı bir kelime.Η αγάπη είναι περίεργη λέξη.
Aşk, önyargılı bir kelime.Любовта е пристрастна дума.
Bence kimseye zarar vermediğiniz sürece bu zararsız bir önyargıdır.Det kan tyckas antar jag som en harmlös fördom som egentligen inte sårar någon.
Bence kimseye zarar vermediğiniz sürece bu zararsız bir önyargıdır.Det kunne måske nok virke som en harmløs fordom, der ikke for alvor kan såre nogen.
Bence kimseye zarar vermediğiniz sürece bu zararsız bir önyargıdır.Es scheint, nehme ich an, ein harmloses Vorurteil zu sein, das niemandem wirklich wehtut.
Bence kimseye zarar vermediğiniz sürece bu zararsız bir önyargıdır.Het lijkt, denk ik, een onschuldig vooroordeel waarmee je niemand echt kwaad doet.
Bence kimseye zarar vermediğiniz sürece bu zararsız bir önyargıdır.제가 생각하기에, 이건 악의없는 편견이고 실제로 누군가에게 상처를 주는 것 같지는 않네요.
Bence kimseye zarar vermediğiniz sürece bu zararsız bir önyargıdır.Li se pare, cred, că e ceva inofensiv şi că nu jignesc pe nimeni.
Bence kimseye zarar vermediğiniz sürece bu zararsız bir önyargıdır.Mi sembra che fino a qui sia solo un innocuo pregiudizio e che non si sta davvero facendo del male a qualcuno.
Bence kimseye zarar vermediğiniz sürece bu zararsız bir önyargıdır.Nó dường như, tôi cho là, một định kiến vô hại và bạn không thực sự làm tổn thương bất cứ ai.
Bence kimseye zarar vermediğiniz sürece bu zararsız bir önyargıdır.On dirait, je suppose, un préjugé inoffensif et qu'on ne fait de mal à personne.
Bence kimseye zarar vermediğiniz sürece bu zararsız bir önyargıdır.Parece ser, supongo, un perjuicio inofensivo y que no se está molestando a nadie.
Bence kimseye zarar vermediğiniz sürece bu zararsız bir önyargıdır.Wydaje się że to nieszkodliwe uprzedzenie, i że nikogo tak na prawdę nie krzywdzisz.
Bence kimseye zarar vermediğiniz sürece bu zararsız bir önyargıdır.Μοιάζει, υποθέτω, μια αθώα προκατάληψη και πως δεν βλάπτεις κανέναν στ' αλήθεια.
Bence kimseye zarar vermediğiniz sürece bu zararsız bir önyargıdır.Изглежда, предполагам, това е безобиден предразсъдък и че всъщност не нараняваш никого.
Bence kimseye zarar vermediğiniz sürece bu zararsız bir önyargıdır.Шутникам кажется, что это всё безобидные предрассудки, и никого они особо не обижают.
Bence kimseye zarar vermediğiniz sürece bu zararsız bir önyargıdır.זה נראה, אני משערת, כדעה קדומה לא מזיקה ושאתה לא באמת פוגע במישהו.
Bence kimseye zarar vermediğiniz sürece bu zararsız bir önyargıdır.على ما يبدو ، على ما أظن ، هو تحيز غير مؤذي وأنك لا تضر أحدا حقا.
Beyliği kendisi tarafından ısırılan dikkate hayvana karşı bir önyargı aldı bacağın baldır. "Chủ quyền của ông đã thành kiến chống lại các động vật trên tài khoản của bị cắn anh ta trong bắp chân. "
Beyliği kendisi tarafından ısırılan dikkate hayvana karşı bir önyargı aldı bacağın baldır. "Domnia sa a luat o prejudecată împotriva animalelor pe contul de a fi muscat de el în viţelul a piciorului. "
Beyliği kendisi tarafından ısırılan dikkate hayvana karşı bir önyargı aldı bacağın baldır. "Hänen herruutensa otti ennakkoluuloja eläinten vuoksi on purrut häntä vasikan jalka. "
Beyliği kendisi tarafından ısırılan dikkate hayvana karşı bir önyargı aldı bacağın baldır. "Hans herredømme tog et forbehold mod dyret på grund af at blive bidt af ham i kalv af benet. "
Beyliği kendisi tarafından ısırılan dikkate hayvana karşı bir önyargı aldı bacağın baldır. "Hans herre tog en fördom mot djuret på grund av att bli biten av honom i kalven i benet. "
Beyliği kendisi tarafından ısırılan dikkate hayvana karşı bir önyargı aldı bacağın baldır. "Jego panowanie trwało uprzedzeń w stosunku do zwierząt z powodu ukąszenia przez niego w łydki ".
Beyliği kendisi tarafından ısırılan dikkate hayvana karşı bir önyargı aldı bacağın baldır. "Jeho lordstvo sa predsudkov voči zvieraťa z dôvodu, že pohrýzol ho teľa na nohy. "
Beyliği kendisi tarafından ısırılan dikkate hayvana karşı bir önyargı aldı bacağın baldır. "Jeho lordstvo se předsudků vůči zvířete z důvodu, že pokousal ho tele na nohy. "