Çözüm, yanlış davranışları önlemektir.The solution is prevention.
Daha fazla tedavi yapıp daha fazla önlem almak zorunda olduğumuz anlamına geliyor.It means we need to be doing more prevention the more treatment we have.
Araç-gereç, bilgi ve kaynağa sahibiz, HIV'i önleme vaadi de var.We've got the tools, the knowledge and the cash, and commitment to preventing HlV too.
Veya başka güvenlik önlemleri.Some people might have their own security mechanisms.
Karma acıdan acı yaratmadır peki bunu önlemenin bir yolu var mıdır? gelecekteki acıyı?Karma Suffering creates suffering. So, is there a way of actually prevent future suffering?
İdaredeki kişilerin, muhaliflere karşı aşırı önlem alma arzularını bastırmaları gerekir.Those in power have to resist the temptation to crack down on dissidents.
Düşmeleri, daha olmadan önlemenin yolu ne olabilir ki?How do we actually prevent the vast majority of falls from ever occurring in the first place?
Şimdi, onların uçmasını önlemenin bir yolu DDT ile.Now, one of the ways you can make them not fly is with DDT.
Liderin katilini ifşa etmesini.. önlemek için 6ıncı şefi öldürdünHence the Sixth Chief didn't announce headman's... last words before he reached the headquarter
PMTCT hakkında konuşuyoruz... ...PMTCT (annelerin, çocuklara bulaştırdığı enfeksiyonu önleme)So we talk about PMTCT, and we refer to PMTCT, prevention of mother to child transmission.
İlki, annelerin, çocuklara bulaştırdığı enfeksiyonu önlemek.The first, to prevent mother-to-child transmission.
Bunu önlemek için, geleneksel olarak otları yakardık.To prevent that, we have traditionally used fire.
O sadece yetersiz evrakları olan genç bir adamı seçmeni önlemek istiyorHe just wants to keep you from picking up a young guy with disability papers.
Izin verirseniz size tıkanmıs gözenekleri önlemek neden bu kadar önemli anlayayım.So let me try to explain why it's so important to prevent clogged pores.
Basında sıkı önlemler var.There's crackdowns on the press.
Bu yüzden, insanların organ naklini reddetmelerini önlemek için kullanılır.So people take it to prevent organ transplants from being rejected.
Bazıları sosyal değişimi önlemek ne yapmamız.... gerektiğini düşünüyor.Some people think that what we really should do is try to prevent social change.
Peki bu Norden vizörünü Naziler'den koruma önlemlerine ne oldu?And by the way, all those precautions to keep the Norden bombsight out of the hands of the Nazis?
İşte bu daha hayat başlamadan önlem almaktır.Now that is prevention at the very beginning of life.
Avrupa'da bu hayvanların yakalanmasını önlemeye yönelik girişimler de var.There's movements in Europe to try and stop catching them.
Birleşik Devletler tarzı katı önlemleri yaymayı hedefliyor.US-style protections around the world.
FBI ajanları geçen Şubat ayında ölümcül önlemek mümkün olabilirNot doing it will be catastrophic. We'll have eight degrees...
Zenginliğin ya da bütün gücün yeter mi Sıkıntı çekmeni önlemeye?Would your wealth sustain you in distress, or all the might of your strength?
(Musa) "Ey Harun, oların saptıklarını gördüğün zaman sana ne engel oldu (da önlemedin)? dedi.But (Moses) said: "O Aaron, when you saw that they had gone astray, what hindered you
Çünkü Allah'tan gelecek herhangi bir cezayı önleme hususunda, onlar sana hiçbir fayda veremezler.They will not avail you in the least against God.
Burada süsleme önleme maskesinin görüntüye uygulanmış küçük önizlemesini görebilirsiniz.You can see here a thumbnail preview of the anti-vignetting mask applied to the image.
Tampon bellek yetersizliğini önlemek için Burnfree özelliğini kullanEnable Burnfree (or Just Link) to avoid buffer underruns
Uçbirimlerin yanlışlıkla kapatılmasını önlemek için bu oturumu kilitlediniz. @ infoYou have locked this session to prevent accidental closing of terminals.
% 1 dosyası çalıştırılabilir bir programdır. Güvenlik önlemi olarak bu program başlatılmayacaktır.The file %1 is an executable program. For safety it will not be started.
KMFolderMaildir:: addMsg: veri kaybını önlemek için anormal bir şekilde sonlanıyor.KMFolderMaildir: :addMsg: abnormally terminating to prevent data loss.
Önlemler alınsaydı, hiçbir şey olmayacaktı.If there were precautions in place nothing was going to happen.
Kendi onlemimizi aliyoruz. pic.twitter.com/yMChw5O0We are trying to take precautions by ourselves. pic.twitter.com/yMChw5O0
Huancayo: Sahiplerinin cesedinin morga götürülmesini önlemeye çalışan köpekler.Huancayo: Dogs tried to prevent the dead body of their owner to be taken to the morgue.
Tutuklu öğrencilerin çoğu 10 Mart 2015'te polisin sıkı önlemleriyle yakalanmıştı.Most of the detained students were arrested in a police crackdown on March 10, 2015.
İnsan kaçakçılığını önlemek bizim elimizde aynı zamanda.Preventing human trafficking depends on us, too.
Ulusal İnsan Kaçakçılığını Önleme Günü, seni bulmalarına izin verme.National Prevention Human Trafficking Day, don't let them find you.
Kırgızistan'da Araba Kazalarını Önlemek İçin Koyun Kurban EdildiIn Kyrgyzstan, Sheep Sacrificed to Stem Car Crash Scourge · Global Voices
Tabi ki önlemlere erişebilmek insanların kendi cinsel bağımsızlıklarını oluşturmaları için önemli.Of course, access to prevention is important for people to build autonomy in their own sexuality.
Dışişleri bakanlığı bütün tarafları her türlü ilave gerginliği önlemeye çağırdı.The foreign ministry urged all sides to avoid any further escalation.
Kosovalı Arnavut Liderlere Şiddetin Tekrarını Önleme ÇağrısıKosovo Albanian Leaders Urged to Prevent Recurrence of Violence
Labus, başta ekonomi alanında olmak üzere acil önlemlerin gerektiğini söyledi.Labus said urgent measures are necessary, especially when it comes to the economy.
Buenger, siyasi engellemeciliği önlemek için her türlü çabanın sarf edileceğini söyledi.Buenger said every effort would be made to avoid political obstructionism.
Ayrıca yolsuzlukla mücadele önlemlerinin başlatılmasında da aracı oldu.He was also instrumental in the introduction of anti-corruption measures.
Toplantıda doğal afetleri önleme amaçlı ortak çabalar ele alındı.The focus was on joint efforts to prevent natural disasters.
Basın yasasının önemli bir parçası kabul edilen önlem yıllardır bekleniyordu.Considered a crucial part of media legislation, the measure has been anticipated for years.
Uzmanlar, önemli olanın önlemek olduğunu söylüyor.Prevention is the key, they argue.
Kosova, küresel ekonomik krizin etkilerini önleme amaçlı çeşitli adımlar atıyor.Kosovo is taking various steps to pre-empt the effects of the global economic crisis.
AB mali anlaşmasının Avro Bölgesi'nde yeni krizleri önlemesi bekleniyorEU fiscal treaty expected to prevent new eurozone crises
Slaveski, “Bu önlemleri Eylül ayını beklemeden, bu ayın sonuna kadar alın," dedi."Do not wait for September, make it by the end of the month," said Slaveski.
Anlaşmada yasadışı göç ve insan kaçakçılığını önleme çabalarının artırılması amaçlanıyor.The deal seeks to boost efforts at preventing illegal migration and human trafficking.
Pek çok ülkede uygulanan korumacı önlemler ise durumu daha da karmaşık hale getiriyor.Protectionist measures in various countries complicate the situation further.
Ziyarette, doğal afetleri önleme ve tepki vermede işbirliğini öngören bir anlaşmada imzalandı.An agreement on co-operation in preventing and responding to natural disasters was also signed.
Yunanistan ile Türkiye Yeni Güven Artırıcı Önlemleri DuyurdularGreece, Turkey Announce New Confidence-Building Measures
Asi din adamı mali usulsüzlükleri önlememekten soruşturma altına alındı.The rebellious cleric is under investigation for failing to prevent financial wrongdoing.
Makedonya Hükümeti Yasadışı Silah Mülkiyetine Karşı Önlem AlıyorMacedonian Government to Crack Down on Illegal Possession of Weapons
Silah kazalarını önlemek için, silahlar üzerinde emniyet kilidi bulunmalıdır.To prevent gun accidents, security locks should be maintained on guns.
Üsküp'e seçim sorunlarını önleme ve siyasi diyaloğu ilerletme çağrısıSkopje urged to avoid election problems, improve political dialogue
Ancak Komisyon, ülkenin ilave önlemler alması gerekebileceği konusunda da uyardı.But it also cautioned that the country might need to take additional measures.
Seçkin ödülü sel önleme projesiyle kazandı.Seckin won the prize for his project on flood protection.
Ziyarette iki ülke çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması imzaladılar.During the visit, the two countries signed an agreement on avoidance of double taxation.